Mezhepçi terörist yetiştirme çiftliği

Son haberi İyi Partili Turhan Çömez verdi: Suriye’deki mezhepçi terör örgütlerinden birisi olan Ceyş-ül İslam(İslam’ın Askerleri) örgütünün lideri olan Essem Bouidani, Türk vatandaşı yapılmış. Köktendinci cihatçı bir terörist olan Bouidani hakkında kırmızı bülten çıkarılmış olmasına karşın, o Türkiye tarafından vatandaşlık verilerek koruma altına alınmış.

Bu olayların nedenini herkes biliyor: İsrail’le barış yapmayan ve AKP’lilerin çıkış kaynağı olan İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) örgütüne Suriye’de yaşam alanı açmayan Beşşar Esat rejimini devirmek… Bunu İsrail ve ABD istedi; Tayyip Erdoğan rejimi de severek kabul etti.

Esat’ı devirmek için Suriye’ye dünyanın her tarafından dinci/mezhepçi teröristler dolduruldu. Bunlar 2011 başından başlayarak Suriye’deki devlet yanlılarını katletmeye başladılar. İlk öldürdükleri masum insan da Sünni Suriye Başmüftüsü Şeyh Ahmed Bedreddin Hassun’un oğlu ile yanındaki akademisyen olmuştu. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner de Suriyeli muhaliflerin silahlı direniş başlatmalarının doğal olduğunu söyleyerek bu cinayetleri desteklemişti.

İsrail’in silah verdiği, ABD’nin yolunu açtığı, Türkiye’nin beslediği bu mezhepçi teröristler değişik gruplar halinde ve IŞİD (Irak-Şam İslam Devleti) adı altında Suriye’de vahşi cinayetler işlemişlerdi. Şu an Suriye devletinin başına geçirilen Colani de bu mezhepçi azgın teröristlerden birisiydi ve 2 Türk askerinin diri diri yakılmasının sorumluları arasındaydı.

Ama bunlar Sünni idiler… O yüzden suçları görmezlikten geliniyordu.

Sünnilik üstünden İslamcılık oynayan bu terörist gruplar ne ilginçtir ki İsrail’e tek kurşun atmıyorlardı.

ABD’yi değil kendi devletlerini baş düşman kabul ediyorlardı.

KÜRT KARTI

IŞİD’in Suriye’de mezhepçi terör uygulayarak dehşet yaratması, İsrail-ABD’nin 1. Planı idi.

2. Plan ise bu teröre karşı mücadele idi. Bu mücadele için Suriye’de ABD’ye yardımcı güç gerekiyordu. O da silahlı Kürt grupları olacaktı.

Böylece, Suriye’nin kuzeyine PKK’lıların yerleştirilme dönemi başlatıldı. Bu planı Erdoğan rejimi de daha baştan kabul etmişti. Böylece planın 2. Ayağı, Suriye’de Kürdistan kurma projesi devreye sokuldu. Bunun için de dünkü ortak IŞİD ile mücadele gerekiyordu. ABD’nin IŞİD ile bu kurgulu mücadelesine Suriye’de Türkiye de destek verince; IŞİD bu kez Türkiye’ye karşı da saldırılar düzenledi. Ama bu saldırılar bile Erdoğan iktidarını destekler yönde güdülüyordu. Bunlardan bazılarını anımsatalım:

  • Suruç Saldırısı (20 Temmuz 2015): 34 ölü
  • Ankara Gar Saldırısı (10 Ekim 2015): 103 ölü
  • Diyarbakır HDP Mitingi Saldırısı (5 Haziran 2015): Beş ölü
  • Sultanahmet Meydanı Saldırısı (12 Ocak 2016): 13 ölü
  • Atatürk Havalimanı Saldırısı (28 Haziran 2016): 45 ölü
  • Gaziantep Düğün Saldırısı (20 Ağustos 2016): 59 ölü
  • Reina Saldırısı (1 Ocak 2017): 39 ölü

Suriye’de Rusların da yardımıyla Beşşar Esat yönetiminin belli bölgeleri IŞİD’den geri alması ve onları dar bir alana (İdlib) sıkıştırmasından sonra saldırılar azaldı.

Ama, Türkiye, IŞİD adı altında anlattığımız cihatçı mezhepçi örgütlere koruma sağladığı için bunlar yeniden canlandılar: Suriye’deki örgütlenmeyi Türkiye’ye taşıdılar. Polisin ve istihbaratın bilmemesi mümkün olmayan din görüntülü örgütler kurdular ve dolaylı olarak korundular. Hatta kamuoyu oluşturdular. Bundan sonra IŞİD Türkiye’de iç kamuoyunu baskı altına alacak çalışmaları hızlandırdı.

28 Ocak 2024'te maskeli IŞİD üyesi İstanbul Sarıyer'deki Santa Maria Kilisesi’ne saldırdı 1 kişi öldü.

29 Aralık 2025: Yalova’da IŞİD militanlarıyla çıkan çatışmada 3 polis şehit oldu.

NEFRET İDEOLOJİSİ

AKP’liler içinde İslam geçtiği için bu kanlı katillere asla IŞİD demediler; DEAŞ gibi uyduruk terimle geçiştirdiler.

Şimdi zorunlu olduklarından o bildikleri yerdeki IŞİD’lilerin bazılarını yakalayıp gözaltına aldılar.

Bir anda yüzlerce teröristin ele geçirilmesinden de anlaşılıyor ki Türkiye IŞİD’lilerin üretim alanı haline getirilmiş. Bunlar Suriye’den gelen yabancılar da değil, mezhepçi örgütlerin içeride yetiştirdiği teröristler…

Sosyal medyada bunların yandaşlarının yazdıklarınıza baktığınızda ülkemizin ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunu görüyorsunuz. Alevilere karşı nefret yayarak alan kazanmaya çalışan bu katil ruhlular, kendilerini Sünnilik perdesi arkasında saklayarak alan ve militan kazanıyorlar. AKP rejimi de bunlara dokunmuyor. Çünkü bu terörist gruplar ve yandaşları ülkede mezhepçi bir ortam yaratarak muhalifleri baskı altına alıyor; AKP’ye taban kazandırıyorlar.

Suriye elden gitmiş; orada PKK devlet kurmuş; İsrail Golan tepelerini ele geçirmiş; her yeri bombalıyor; Suriye’nin petrol kaynakları ABD’ye verilmiş hiç önemli değil.

Sözün özü: AKP, bu mezhepçi, bu oy kazanmak için gericiliğe ödün veren siyasal dinci tavrını değiştirmeden Türkiye’nin IŞİD gibi belalardan ve ABD-İsrail tehdidinden kurtulması mümkün değil.

AKP değişir mi?

Asla!

O zaman tek çözüm AKP’yi değiştirmektir.

Çözüm sandıktadır.

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }