Merminin iktidar kurtaran serinliği

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bir merminin fiyatı nedir biliyor musunuz?” özdeyişini telefonumdaki haber sitesinin manşetinde ilk okuduğumda, Merzifon kitap fuarında okurlarla buluşmadaydım. Bu çarpıcı haberin başlığından, piyasadaki can yakan pahalılıktan yine bir ‘beka sorununa’ işaret çıkacağını tahmin etmek zor değildi.

Yaşanan tüm sorunlardan asla ve kat’a sorumlu olmayan ‘ak kaşık’ iktidarımız, halkın piyasadaki fiyatlardan şikâyetlerini görmezden gelebilir miydi? Gelemezdi tabi ve liderimiz bu yersiz yakınmalara da ‘mermi çıkışı’ ile son noktayı koydu!

Ülkenin her daim mevcut olan iç ve dış düşmanlarına karşı sürdürülen kararlı mücadelede pazar ve market fiyatlarının yüksekliğinin lafı mı olurdu? ‘Büyük oyun’u henüz göremeyen, (Allah başımızdan eksik etmesin) yüce iktidarımızı devirmeye çalışan iç ve dış mihrakları, patlıcan fiyatlarını düşürmemeye kafayı takmış topluma afişe etmenin zamanı çoktan gelmiş geçiyordu.

PATLICANDAN MERMİYE; ASLOLAN İKTİDARIN BEKASI

Artık tüm bu komplolara dur demenin zamanı geldiğine inanan liderimiz halkın en iyi anlayacağı cümlelerle kitleleri uyandırma sorumluluğunu üstlendi. Sivas’ta seçim mitinginde Erdoğan seçmenlere asıl sorunu ve düşmanı anlatan o tarihi cümleyi sarf etmek zorunda kaldı; “birileri bizi farklı yerlerden vurmaya çalışıyor. Ne diyorlar? ‘Domates, patlıcan, sivri biber’ diyorlar. Düşünün, bir merminin fiyatı nedir?”

Seçim süresince devreye sokulduğu açıklanan, devlet sübvansiyonu ile (zararına) halka ucuz sebze satışı yapan tanzim satış araçlarından alışveriş yapmak için saatlerce kuyrukta bekleyen halkımız Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması ile oldukça rahatladı!

Kuyruklardaki vatandaşlarımız kendilerine uzatılan mikrofonlara “iktidarımızı düşürmeye çalışan dış güçler boşuna uğraşıyor, gerekirse günlerce bu kuyruklarda bekleriz, yine de yüce liderimizi karanlık güçlere teslim etmeyiz” şeklinde kararlılıklarını gösterdiler. Verdiği mesajın tam yerini bulduğunu gören tarafsız Cumhurbaşkanımız iç rahatlığı ile yerel seçim mitinglerine tüm yurtta devam edebilirdi.

KUYRUK DEĞİL SIRA!

İktidarımızın Hak’ka ve halka hizmetleri dışında en küçük bir kusuru olmadığını seçmene anlatma gibi ağır bir sorumluluğu üstlenmiş olan kahraman medyamız bu arada oldukça ciddi bir uyarıyı dile getirdi; A Haber internet sitesinde tüm kumpasları çözen süper öngörülü yazarımız Ekrem Kızıltaş “Kuyruk değil Sıra” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Büyük oyunu gören ve görmeyenlere ifşa eden yazarımız Kızıltaş; pahalılıkların suni olduğuna ve bundan siyasi rant bekleyen vatan hainlerinin ülke içi karışıklıklara meydan verebileceklerine dikkat çekti. Tanzim satışlar önünde sırasını bekleyen vatandaşların oluşturduğu sıraya zinhar ‘kuyruk’ denmemesi konusunda haklı ve oldukça yerinde bir uyarı yaptı!

‘Kuyruk’ tabiri 1940’lı yıllarda İnönü Hükümetleri, 1970’li yıllarda Ecevit hükümetleri dönemindeki yokluk ve yoksulluk yıllarına ait kavramlardı. Şu anda yokluk, yoksulluk, kuyruklar, zamlar, enflasyon ve işsizlik gibi (önceki karanlık günlere ait sorunlar) olmadığına göre, böyle tehlikeli çağrışımları yaratacak sözcük ve kavramlardan uzak durmak lazımdı.

Zaten bu tür sıkıntılar olsa, ülkedeki medyanın yüzde doksan beşini oluşturan, (‘besleme-yandaş’ gibi haksız ithamlara maruz kalan) devlet, millet ve reis aşığı yüce basınımız bunları illa ki yazardı. Yazmadıklarına göre, demek ki böyle sıkıntılar yoktu.

HER ŞEYİN SEBEBİ İÇ VE DIŞ MİHRAKLAR DEĞİL Mİ ZATEN?

Şu anda haksız yere yakınılan pahalılık, işsizlik, enflasyon gibi tüm sıkıntılar herkesin bildiği gibi iç ve dış mihrakların, üst aklın oyunu değil mi? Türk milletine ve onun kusursuz ve emsalsiz iktidarına karşı kurgulanan komplonun birer parçası değil mi bunlar?

Ülkenin koskoca ‘beka sorunu’ ortada tüm korkunçluğu ile dururken, patlıcan-biber fiyatlarından yakınmakta çok ileri gidilirse, bu itirazlar ‘vatana ihanet’in delili olarak dahi kabul edilemez mi? Yakın geçmişi hatırlarsak, bu ihtimalin olmadığı söylenemez.

Daha geçtiğimiz yaz aylarında Erdoğan bir konuşmasında “Sosyal medya üzerinden birçok ekonomik terör kişilikleri var. Bütün bunlar vatana ihanettir” diyerek, krizin sebeplerini sorgulayanları terörle ve hainlikle suçlamamış mıydı?

Bu beyanın hemen ardından da “Dolar çıktığı için batmıyoruz battığımız için dolar yükseliyor. Dolar 7.15” paylaşımı yapan İdris İlhan isimli vatandaş Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet etmek’ ve ‘terör örgütü propagandası yapmak” gerekçeleriyle tutuklanmamış mıydı?

Bu gerçekler göz ardı edilerek, patlıcan-biber fiyatları konusunda bilir-bilmez, ileri-geri konuşmanın iktidarımızın bekası için aşırı duyarlı yargımızı harekete geçirmeyeceğini kim garanti edebilir ki güzel yurdumda? “Yargı’nın iktidarın hukuk bürosu gibi çalıştığı” iddiaları da zaten tümüyle temelsiz değil miydi?

MERMİ ÇIKIŞINDAN ERDOĞAN’IN MAKSADI NE?

Yaşadıklarımızı (yukarıdaki gibi) ironi ile ele almak gerçekleri daha eğlenceli hale getiremiyor sanırım.

Haziran 2015 seçimlerinden itibaren Erdoğan, toplumun tehdit algıları ve güvenlik kaygıları üzerine kurulu, çatışmacı ve ayrıştırıcı bir politik tarzı benimsedi. Yerel seçimler öncesinde ekonomik krizin sandığa yansımasından ciddi endişe duyan Erdoğan’ın acilen ‘kontrollü acil iç ve dış tehditlere (!)’ ihtiyacı var. Şu dönemde sahici iç ve dış düşman bulmak artık çok kolay değil. PKK eylemleri, Suriye’ye sınır ötesi harekâtlar, FETÖ belası gibi gerekçeler gündemde şu sıralar çok etkili değil. Patlıcan-biberin cep yakan fiyatlarından, merminin (can kurtaran olmasa da en azından) iktidar kurtaran serinliğine sığınmak, iktidarın kendince ortaya koyduğu bir seçim manevrası oldu.

Çarşı-pazar pahalılığının sebepleri olarak sürekli ortaya sürülen ‘spekülatörlerin’ ortaya çıkartılamaması da ayrı bir konu. Varsa böyle birilerinin tek tek bulunup hesap sorulması mümkünken böyle bir şey olmuyor. Uçan kuştan haberdar, hafiyeleri sınırsız kudretli devletimiz bu “karanlık odakları” bulup ortaya neden koyamıyor? Çünkü böyle bir ‘odak, mihrak, iç vedış güç’ yok, hayali bunların hepsi!

“Benim il veya belde başkanım değişince ülke niye beka sorunu yaşasın ki?” gibi basit soruları dahi sormaya pek alışık olmayan geniş seçmen kitleleri üzerinde bu tarz ayrıştırıcı siyaset belirli ölçülerde işe de yarıyor.  

Peki bu pahalılığın ve tanzim satış kuyruklarının sebepleri ne? Yanıt çok açık; iktidarın her şeyde olduğu gibi çok kötü tarım politikalarının sonuçlarını yaşıyoruz. (Tarımda çöküşümüzün sebepleri konusunu ele aldığım yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

SONUÇ: ‘Mermi’ çıkışının, milliyetçi hissiyata oynanarak seçmenin asıl sorunlardan uzaklaştırılması çerçevesinde planlandığı anlaşılıyor. Krizleri fırsata çevirme konusunda oldukça deneyimli olan Erdoğan’ın çarşı-pazar pahalılığı ile ilgili seçmenin yakınmalarını (tehdit algısından oy devşirmek suretiyle) siyasi ranta çevirmek istediği çok açık.

Yazımı beğendiyseniz lütfen paylaşın. Yusuf FİDAN

Yusuf Fidan’ın daha eski yazılarına ulaşmak için tıklayınız

Ücret türleri nelerdir?

Ücret; bir iş karşılığında işçiye ödenen parasal tutardır. Buna literatürde temel ücret denir. Ücret şeklinin belirlenmesinde sadece temel ücret uygulaması şart olmayıp, ayrıca sabit...

Yusuf Fidan yazdı | Tarihin en provokatif seçimi

Uluslararası Şeffaflık derneği “2019 Yerel Seçimleri Tarafsızlık İzleme Çalışması” başlığı altında ülkemizdeki yerel seçimleri izleyip raporlar yayımlıyor. Buradan ulaşabileceğiniz raporların başlangıcında; “Adil, özgür ve...

Diyanet’in elma fetvasının ötesi

Diyanet’in “Fetva Hattı”nı arayanlar “elmayı soyarak mı yiyelim yoksa soymadan mı?” sorusunu sormuş. Diyanet’in fetva verdiği bazı komik sorulara şu örnekleri vereyim: 1. Diş fırçalamak...

Devlet okulları tasfiye mi ediliyor?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve geldiğinde ilk açıklaması “eğitimde devrim yapacağız” olmuştu. Bakan'ın bu açıklamalarına istinaden bütün öğretmenler eğitimdeki çarpıklığın giderileceği, bunun yanında...

CHP’ye 1 Nisan’da operasyon geliyor

İktidarın 16 yıldır içte ve dışta yanlış politikalarının sonucu ülkeyi bir çıkmaza soktuğu gerçeğinin yanı sıra son olarak da, tarım ülkesi olan Türkiye’de yurttaşları...