Mehmet Alkan yazdı | Yargı Reformu-1: Genel

Büyük umutlar beslenen ve merakla beklenen “Yargı Reformu Strateji Belgesi” 30 Mayıs 2019 tarihinde Erdoğan tarafından, her icraatta olduğu gibi, büyük bir şaşa ve nutuk eşliğinde açıklandı. Konunun önemi nedeniyle biz de bu belgeyi, avukatlığımız yargı aracılığıyla gasp edilmiş olsa da, hukukçu kimliğimizle bir kaç yazımızda tahlil etmeye çalışacağız.

Bu yazımızda konuyu genel hatlarıyla ele aldıktan sonra akabindeki yazılarımızda belgedeki özel başlıklara yer vereceğiz. Belgede yer alan ve bazılarını yazılarımıza konu edeceğimiz dokuz özel başlık; Hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi, Yargı Bağımsızlığı, Tarafsızlığı ve Şeffaflığının Geliştirilmesi, İnsan Kaynaklarının Nitelik ve Niceliğinin Artırılması, Performans ve Verimliliğin Artırılması, Savunma Hakkının Etkin Kullanımının Sağlanması, Adalete Erişimin Kolaylaştırılması ve Hizmetlerden Memnuniyetin Artırılması, Ceza Adaleti Sisteminin Etkinliğinin Artırılması, Hukuk Yargılaması ile İdari Yargılamanın Sadeleştirilmesi ve Etkinliğinin Artırılması, Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinin Yaygınlaştırılması şeklindedir.

Belge hakkındaki fikrimizi baştan belirtmek gerekirse tam manasıyla “dağ fare doğurmuştur”. Çünkü kamuoyunun ve cezaevlerindekilerin öncelikli beklentisi af veya ceza indirimidir. Belgenin gerekçesinde “adalet sisteminde reform ihtiyacı temel ola­rak toplumsal taleplere dayanmaktadır” denilmesine karşın bu toplumsal talep karşılanmamıştır. Çünkü bugün cezaevleri dolup taşmıştır, koğuşlarda kapasitesinin üç beş katı tutuklu/mahkum barınmaktadır, yalanlanmayan bir veriye göre sadece 17 bin ev kadını ve yüzlerce çocuk vardır, yaptıkları haberler nedeniyle gazeteciler vardır, hepsinden önemlisi yargının siyasetin hizmetçisi veya sopası olduğu tüm sistemlerde olduğu gibi haksız yere tutulan binlerce insan vardır.

Sözlüğe göre “reform” düzeltme demektir. Ekonominin, güvenliğin, modernliğin, istikrarın temeli ve ön şartı olan yargı alanında samimi olarak düzeltme yapmak isteyenler;

Hakim savcıları sıradan bir devlet memuru olarak görmekten,

Hakim savcı alımlarını Adalet Bakanlığına yaptırmaktan,

Adalet Bakanı ve Yardımcısını HSK Başkanı ve üyesi olmaktan,

Adli yıl açılışını sarayda yapmaktan,

Yüksek yargı mensuplarıyla çay toplamaktan,

Avukatı aldığı davalar nedeniyle sorgulamaktan,

Hoşa gitmeyen kararlar veren hakimleri tayin etmekten,

Velhasıl Yargıyı siyasetin celladı ve aracı olarak kullanmaktan vazgeçmelidir.

Mezkur belge on yedi yıldır kesintisiz ve güçlü şekilde idareyi elinde bulunduranların işleminden ziyade iktidara talip olan muhalefetin vaatleri gibidir. Meselenin özü samimi olmaktır, iyi niyetli olmaktır. Öncelikli ihtiyacımız kanuni düzenleme değil doğru uygulamadır. Yoksa bu topraklarda 1839 yılından bu yana en güzel kanunlar çıkarılmaktadır ve vardır aksini kabul iktidarın kendini inkarıdır. İktidar bu sürede tam (4774-7175)  3.002 Kanun çıkarmıştır yani her yıl ortalama 176 Kanun çıkarmıştır. Oysa 1961-2002 arasında çıkarılan ortalama Kanun sayısı 116’dır. Bir şeylerin sürekli değiştiğini gösteren kanunların çok olması istikrarın ve iyi yönetimin değil kötü idarenin göstergesidir. Artık Kanun çıkarmayı bırakıp uygulamaya dönme zamanıdır.

Netice olarak; açıklanmadan önce büyük umutlar yaratılan belge eskilerin deyimiyle laf-ı güzaf yani boş laftan ibarettir. Bize gereken vaat değil icraat, söylem değil eylemdir ama olsun yine de bu belge iyi iş yapar ve kamuoyunu bir müddet oyalar ne de olsa siyasal İslamcılıkta ne yaptığın değil ne dediğin önemlidir ve siyasi iktidar slogan üreterek iş yapmada çok çok başarılıdır.

Nilay Atkın Şengün yazdı | Okul öncesi dönemde çocuklarla cinsellik üzerine konuşmak

Hepimiz bebekleri leyleklerin getirmediğini biliyoruz. Bu ve bunun gibi bir çok gereksiz cümleyi çocuklarımıza kurmak artık anlamsız. Çünkü verdiğimiz bu cevaplar artık çocuklar için...

Ergün Poyraz yazdı | Takiyye sanatının üstad-ı azamları

Masonlar, ulusal kurtuluş savaşımızın kahramanı için “Masondu” yalanını çok kullanıyor. Onun mason olduğu yönünde propagandalar yapmaktan bir an bile vazgeçmiyorlardı. Oysa, Mason localarını Atatürk kapatmış,...

Yusuf Fidan yazdı | Rantiyeci ekonomik sistem neden yürümez

Bir önceki “İktidar Geleceğini Yeni Rantlarda Görüyor“ başlıklı yazımda “ekonomik kalkınmanın ancak üretim ile olduğunu bildikleri halde neden illa şehir rantlarının talanı ile büyüme...

Oya Adıyaman yazdı | Çocuklarımız siyasetin oyuncağı değildir

Bir eğitim-öğretim döneminin daha sonuna geliyoruz. Son haftalarda art arda gelen açıklamalarla eğitim sistemi yine tartışmaların odağı olmuş durumda. Bu güne kadar eğitimde birçok...

Ali Avcu yazdı | Kürtler neden Binali’ye oy vermez

Yıl 2015… Devletin PKK ile 2008’de üçüncü devletlerin gözetiminde başlatmış olduğu resmi görüşmeler kamuoyuna “Oslo görüşmeleri” olarak yansımıştı. 19 Ekim 2009’da Kuzey Iraktan 34 PKK’lı terörist...