Mazbataya da çökeriz, kıdem tazminatına da

Benzin ve otogazda düzenleme… Elektrik ve doğalgaza fiyat ayarı… Üçüncü sınıf skeçlere bile konu oluyor artık kullanılan bu dil. Türkiye bunlara alıştı alışmasına ama ‘verginin tabana yayılması’ tabiri alışılacak gibi değil! Yeni olmasından dolayı demiyorum, böylesine yaratıcı olan bir iktidar ve onun medyası, çok daha spesifik, duyan yoksulu bile yerinden kaldırıp göbek attıracak bir tabiri pekala bulabilirdi. Türkçe zengin bir dil, elinizi bu kadar korkak alıştırmayın yahu.

Damat’ın hakkını da çok yememek lazım. Kıdem tazminatı gaspını pat diye söyleyebiliyor. Düzenlemeye, ayara ihtiyacı yok. Güveniyor belli ki bir şeylere; OHAL var deyip grevleri yasaklayanlar, sokaklarda günlerce direnen emekçileri bir kez olsun duymayanlar nasıl olsa kendileri. Şak bir yasak, pat bir cop! Bitti gitti diyor herhalde.

Diyordur demesine de… O iş o kadar kolay değil. Kıdem tazminatı kırmızı çizgi. Damat ve arkadaşları bu hendekten atlayamaz. Liberal ekonomistler, ısrarla ve ağız birliği yapmış gibi, “Bu pakette yeni sayılabilecek bir şey yok” diyorlar. Bu konuda acayip ısrarcılar da. Neden mi? Liberaller böyledir, en nötr tepkilerinde bile sermaye düzeninin değirmenine su taşımaya devam ederler. Damat’ın açıkladığı yeni reform paketi için “Yeni bir şey yok” ya da “Dikkat çekici bir gelişme yok” demek paketin içinde kuzu kuzu yatan emekçi soygununu görmezden gelmek, soygunun daha kolayca yapılmasına uygun zemini yaratmaktır. “Yeni bir şey yok” demekteki ısrar biraz daha bu. En yasa dışı, en gayrimeşru uygulamayı bile bir şekilde allayıp pulluyorlar. Önceliğimiz buna izin vermemek. Burası bir…

İkincisi… 17’nci yılına yaklaşan iktidarları boyunca hep patron düzenine hizmet edenler, el koyacakları bir şey kalmayınca emekçinin yaşamsal haklarını çökmekte bir sorun görmüyorlar. Yeter ki bir türlü doymak bilmeyen asalak sınıfı yaşasın, büyüsün, sömürü çarkı dönsün. Konu işçi sınıfı olunca hukuk yok, adalet yok, sınır yok. Seçim öncesinde sinyalini verdiklerini, seçim geçer geçmez masaya koyanlar, krizi bahane ediyorlar. Kriz var, o yüzden elimizi taşın altına koymamız lazım. Ne de olsa aynı gemideyiz!

Hayır arkadaş, aynı gemide falan değiliz. Sömürücüler bir cephe, emekçi halk bir cephe. Paketi hafif bulanlar bir cephe, bu ‘hafif’ paketin altında canları çıkacak olanlar bir cephe. Vergiyi tabana yaymak adı altında sömürenden az, emekçiden çok alanlar bir cephe, sermaye sınıfının umarsızca yüklediği borcun sırtlanması istenenler bir cephe.

Hiç lafı uzatmaya gerek yok. Verginin tabana yayılmasını istemek, halkı aptal yerine koymaktan başka nedir?

Yine AKP’nin geçtiğimiz yıllarda dayattığı ama emekçilerin direnmesiyle tam boy başarısızlıkla sonuçlanan bireysel emeklilik sisteminin (BES) tekrar ısıtılması ve hatta “daha zorunlu” hale getirilmesi işçi düşmanlığının zorbalık yoluyla gösterileceğini anlatmaktadır. Emekçiler bir kez daha BES dayatmasıyla kapıları çalındığında yine gereken dersi verecekler mi?

Kıdem tazminatı işçinin sadece çalışma yaşamının maddi bir karşılığı değildir. Bu paketle birlikte patronlara “işçiyi istediğin gibi kov” hakkı da verilmek isteniyor. Yani patron işten çıkartırken cebinden tek kuruş feda etmeyecek. Emekçiler emeklerinin karşılığından vazgeçecekler mi?

Çökme, el koyma, yağmalama üzerine kurulu hiç görmediğimiz kadar ilkel ve vahşi bir düzen tesis edilmeye çalışılıyor. Bununla mücadele etmenin yolu, “yeni bir şey yok” hafifliğinden ya da “beğenmedik” aristokratlığından değil; dayatılanı reddetmekten geçiyor.

Bir yandan yurttaşın oyuna, seçtiklerinin mazbatalarına; diğer yandan emeklerine göz dikmiş durumdalar. Saldırı çok yönlü, savunma ise bir.

İnsan neden hayvana işkence yapar

İnsanın şiddete olan eğilimi, küçük yaşlarda oluşmaya başlar. Eğer birey kendisini geliştiremez, duygularını kontrol altına alamazsa yeryüzündeki en korkunç varlığa dönüşebilir. Bir insan öldürmenin...

Erdoğan’ın İmamoğlu ile alıp veremediği

Yıl 1908… II. Abdülhamit istibdadı yıkıldı. II. Meşrutiyet ilan edildi… Türkiye 1908- 1918 arasında 10 yıl meşrutiyetle yönetildi. Atatürk 1923’te halk yönetimi olan cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyet’in 79’uncu yılı 2002’de parlamentodaki üstünlüğü...

‘Konuşan kafasına tokmağı yer’ süreci

Gece saat 3 sularında, kapıya dayanıyor polisler. Çaldıkları kapı, ülkenin yetiştirdiği önemli iktisatçılardan birinin kapısı. Gözaltına alıyorlar, neymiş bir video paylaşmış falan fistan... Mustafa Sönmez'den...

Eğitimin dili sevgi olmalı

Yıllar önce okuduğum ve hiç unutmadığım, beni çok etkileyen bir okul müdürünün eğitim öğretim yılı başında öğretmenlere göndermiş olduğu bir mektuptan bahsederek başlamak istiyorum. “Bir...

Mazbataya da çökeriz, kıdem tazminatına da

Benzin ve otogazda düzenleme... Elektrik ve doğalgaza fiyat ayarı... Üçüncü sınıf skeçlere bile konu oluyor artık kullanılan bu dil. Türkiye bunlara alıştı alışmasına ama...