Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında verilen "mutlak butlan" kararına ilişkin çok net bir değerlendirmede bulundu. Sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yayımlayan Yavaş, hem mahkemenin yetki sınırlarını aşmasını eleştirdi hem de parti içindeki krizin çözümü için acil bir kurultay takvimi önerdi.

Ortada bir yargı kararı var diyerek konuşmasının altını çizen Yavaş, sözlerine şöyle devam etti:

"Mahkeme Kendini Ceza Mahkemesi Yerine Koymuştur"

Yargı organlarının kesinleşmemiş süreçler üzerinden hüküm kurmasının hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığına dikkat çeken Mansur Yavaş, anayasal kurumların yetki alanlarının çiğnenemeyeceğini belirtti. Yavaş, konunun hukuki boyutunu şu sözlerle ifade etti:

Kılıçdaroğlu’nun “birlik” talimatı Özel’i grup başkanı yaptı iddası
Kılıçdaroğlu’nun “birlik” talimatı Özel’i grup başkanı yaptı iddası
İçeriği Görüntüle

“Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir. Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur; Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen 'seçime hile karıştırıldığı' yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez. Anayasa’nın 79'uncu maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir. Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz”

“Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı haline de getirilemez. Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hale getirmektir. Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer. Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir. Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükunetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız. Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır. Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir”