Laiklik Günü’nde laikliği düşünmek

10 Nisan “Laiklik Günü” olarak bilinir. Laiklik, devlet, siyaset, hukuk, eğitim
gibi işlerin dine göre düzenlenmemesi, dinin kişisel ve özel yaşam alanına çekilmesi ve
bu koşulla dini inanç ve ibadet özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır. Devlet çeşitli
dine sahip vatandaşları arasında tarafsız kalır, ayrım yapmaz.

Laik Cumhuriyeti savunan kesimlerin laikliği yanlış, eksik bildiğine, laiklik
mücadelesini önemsemediğine, hatta laiklik karşıtlarının yanlışını büyüten, deyim
yerindeyse pas veren tutumlarına dair bazı örnekler sıralayabilirim:

1) Laiklik din ile devlet işi değil, din ile dünya işi ayrılığıdır.

2) “Özgürlükçü”, “dinlere saygılı”, “cemaatlere saygılı” sıfatlarını laiklik
kelimesinin önüne getirmeye gerek yok laiklik zaten özgürlükçü ve saygılıdır. Laiklik,
dinsel anlayışlar birbirine saygı duymadığı için gerekli olmuştur. Laiklik saygı duymaz,
saygı bekler. Laiklik tehlikededir.

3) Dinin gerçeğinin ne olduğu laiklerin işi değildir. Bu tutum laiklik karşıtlarının
her şeyi din temelinde açıklama çabasına katkı sunmaktır.

4) Laikliğin yaşam tarzına özgürlük olarak anlaşılması eksiktir. Laiklik ile milli
egemenlik arasında sıkı ilişki vardır.

5) Laiklik, emekçilerin hakkını araması ve iktidara yürümesi için elzemdir. [1]

Kimileri şunu diyor?

a) “Kişi laik olmaz, devlet olur.”

b) “Batıda kilise bu işi (nikah) yapıyor."

c) “Laiklik dini inançlara karşı hoşgörülü olmaktır.”

Kişi laik olmazsa FETÖlerden, Oktarlardan başımızı alamayız

Kişi laik olmazsa FETÖ türü oluşumlardan, dinsel darbe girişimlerinden
kurulamayız. F. Gülen laik olmadığı için devleti dinsel anlayışı dönüştürmek istedi. Bu
örnek bile “kişi laik olmaz” sözünü çürütmeye yeter. Üzücü olan kendine Kemalist,
sosyalist, sosyal demokrat diyen kişilerin de Gülen cemaati için “yurtdışındaki okullarda
Türkçe öğretiyor” diye övgülerle bahsetmesiydi. “Bizi de kandırdı” deyip sadece iktidar
değil Atatürkçüler de işin içinden sıyrılamaz. Laiklik algısında hata olmasa böyle
söylenmezdi. Mesele kandırma değil laiklik kavramına yönelik bilinç çarpıklığı. Bu çarpıklığı düzeltmek durumundayız. Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler,
müritler, mensuplar memleketi olamaz” sözünü hatırlayalım.

Kilise “laiklik tehdit” diyor mu?

Erdoğan Batı’da kilisenin nikah kıydığını söylerken çarpıtmada bulunuyor. Keşke
emsele bu kadar basit olsa da, biz de “ne var ki canım” deyip onaylasak. Peki orada
kilise, cemaatler, tarikatlar toplum ve devlet yaşamını yönlendiriyor mu?

Elbette hayır. Bizdeki Diyanet İşleri Başkanları gibi “laiklik inanç problemidir”
cümlesi ediyor mu? Hayır. Tarikat ve cemaatler dernek ve vakıf adı altında MEB ile
protokoller yapıp çocukları Kudüs’e hacı olmaya görüyor mu?

Hayır. Ders kitaplarında “laikliğin din için tehdit”, “manevi yozlaşma sebebi”,
“ahlaki yozlaşma sebebi”, laiklik ateizm, laikler ateist demeye getiren cümleler var mı?

Yok. Öğretmen “”okulun yakınına asılan yılbaşı kutlamak haramdır” pankartını
okuyan öğrenci tarafından “yılbaşını kutladınız, haram işliyorsunuz” diye hedefe
konuyor mu?

Yok. Burada laiklik-din devlet işleri ayrılığı dersen okulun 3 metre yakınındaki
alan devlet alanı olmadığı için ses çıkaramazsın. Laikliği din-dünya işi ayrılığı olarak
tanımlarken ne kadar haklı olduğumuz anlaşılıyordur, umarım.

Laiklik zaten hoşgörülüdür

Laiklik zaten dinlere saygılıdır, sadece dinin yönetimde araç olarak
kullanılmasına, din üzerinden topluma dayatmada bulunulmasına izin vermez. Fakat özel
olarak dinlere saygılı laiklik bekleyenler laikliğin din adına hüküm verenlerce teslim
alınmasını yani devletin belli din yorumunun egemenliğine girmesini istiyorlar. İşte buna
laiklik izin verirse orada laiklik olmaz.

Laiklik farklı din yorumları birbirine saldırmasın, toplumsal birlik sürsün diye
var. Bu anlamada elbette müdahalecidir. Bazılarının istediği gibi seküler olamayız. Öyle
bir durum devleti bugünkü gibi cemaat, tarikatlar karşısında tarafsız kılar ki bundan dini
çıkarsal kullananlar yararlanır. Devletin müdahale etmediği bir durum (sekülerlik)
gerçekçi değil. Her gün birbirini yiyen tarikat, cemaat şeyhlerini görmüyor muyuz?

Birbirlerini kolaylıkla dinden çıkarıyorlar. Bize de yanmaz kefen satmaya
çalışıyorlar, 6 yaşındaki kıza nikah düşeceğini kabul ettirmek istiyorlar. Hamile kadının
sokağa çıkamayacağını dile getiriyorlar.

Bunlar “kişisel görüştür” deyip o kişileri meczuplaştırarak rahatlayacağımız
durum da yok. Ders kitaplarına da girmeye başladı. Üvey kızıyla evlenmeyi, erkeğin 3
kere “boş ol” sözüyle mahkemeye gerek kalmaksızın eşini boşayıp, üstelik de karının
kocasına dönmesi için kadının başkasıyla evlenip, bu evlilikte de zifafın olması
gerektiğini yazan ders kitaplarından bahsediyorum.

Peki biz laikliği önemsiyor muyuz?

Yeterince değil. Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Laiklik karşıtı ders kitaplarına,
tarikatlara karşı yeterince mücadele etmiyoruz. Ettiğini söyleyen kişi ve kurumlar bu ay
sonunda yeni müfredata göre yazılacak ders kitaplarına girecek laiklik, kadın, insan
onuru karşıtı ifadelere karşı ne mücadele veriyorlar acaba? Bırakalım mücadeleyi
haberleri var mı?

10 Nisan “Laiklik Günü” kutlu olsun.

NOT: Laiklikle ilgili eksik, hatalı tutumlara ve çözüm yollarına ilişkin “Laikliği
Doğru Anlamak” kitabıma bakılabilir.

Mustafa Solak yazdı | Pedofilinin Eğitim ve Fetvalarla Bağı

Zümrüt Apartmanı romanındaki iğrenç ifadeler pedofili konusunu yeniden toplumun gündemine getirdi. Pedofilinin temelin ekonomik ve toplumsaldır. 1980lerden beri gelen toplumsal dayanışmacı, üretime odaklanan birey...

Mehmet Alkan yazdı | Yargı Reformu-4: Darbeyi hakimler mi yaptı?

Yargı reformu belgesinde “Yargı bağımsızlığının sağlanmasının birçok temel enstrümanı bulunmaktadır. Bunların tümü esasında hâkim ve savcıların güçlendirilmesine hizmet etmektedir. Bu nedenle söz konusu amaç...

Yusuf Fidan yazdı | İktidar Geleceğini Yeni Rantlarda Görüyor

Kamu garantisi ile, “Yap İşlet Devret (YİD)” veya “Kamu Özel İşbirliği (KÖİ)” yöntemleri ile yapılan mega projelerin yapım sebeplerinin başında “ihtiyaçların karşılanması” değil, “yeni...

Ali Avcu yazdı | Erdoğan’a kurulan tuzak…

31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun YSK tarafından mazbatasına el konulmasını AKP içerisinde ve çevresinde kimler Erdoğan’a ön ayak...

Ergün Poyraz yazdı | Okunacak güzel kitaplar

Serap Yeşiltuna’nın İleri Yayınlarından çıkan muhteşem eseri; İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar. Yeşiltuna; Kitabın tanıtımında bakın neler diyor; “İzmir’in dağlarında açan çiçekler işte o kurtuluşun müjdesidir! Filiz veren,...