World Economic Forum’un yıllık yayınladığı rekabet raporu karar yapıcılara yol gösterici nitelikler içeriyor. Ülkelerin rekabet açısından önemli görülen bazı alanlardaki etkinliğini ölçüyor ve bu sayede eksiklikler belirlenerek ekonomik gelişmeye katkı sağlaması amaçlanıyor. Nitekim ekonomik gelişmeler insan refahını sağlayacak doğrultuda olmalı. Bu sayede insanoğlu çevresiyle de bütünlük sağlayabilir. 

Refahı arttırmada eğitim, sağlık, güvenlik ve kişi başı gelir gibi bir çok alanda iyileşme gerekir. Bu doğrultuda rekabetin de önemli bir katkısı olduğu düşünülmekte. Bu amaçla hazırlanan küresel rekabet raporu karar merciilerine ekonomik gelişimin karmaşık ve çok etkenli yapısını anlamasına yardımcı oluyor. Bu sayede daha iyi politikaların tasarlanması, kamu-özel sektör işbirliğinin geliştirilmesi ve ekonomik kalkınma için gereken güvenin artırılması amaçlanıyor.

Ekonomik gelişmenin faydalarının eşitsiz dağılımı, nesiller arası ayrışma, gelişmiş ekonomilerdeki artan gelir eşitsizliği, artan çevresel bozulmalar göz önüne alındığında ekonomi politikaların etkili olamadığı ve toplumlara ihtiyacı olan refahı sağlayamadıkları görülmekte. Teknolojinin hızlı ilerlemesi, küresel ekonomik ve siyasi düzende belirsizlik ve güçlüklere yol açmakta. Dolayısıyla ekonomi politikalarında yeni ve yaratıcı çözümlere ihtiyaç duyulmakta.

2017-2018 yılı küresel rekabet raporunda 137 ülkeyi kapsayan küresel rekabet endeksinde  Türkiye 53. sırada. 2012 yılında Türkiye’nin sıralamada 43. olduğuna ve dolayısıyla ciddi bir düşüş olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye, bir önceki seneye göre 2 sıra yükselmiş olmasına rağmen oldukça düşük sıralarda. Sıralamada Türkiye’nin önünde 52. sırada Kuveyt,  38. sırada Rusya, 27. sırada Çin ve 1 ve 2. sırada sırasıyla İsviçre ve Amerika var.  2000’lerin başlarında yüksek potansiyeli olduğu görülen Brezilya ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin, 2013 öncesinde kazandıklarının çoğunu şu sıralar kaybettiği belirtiliyor. Ancak Çin, Endonezya ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin bu gelişmeyi sürdürdükleri görülüyor.

Türkiye’nin 2017’de son teknolojilerde yüksek bir gelişme gerçekleştirildiği görülüyor. Buna rağmen, kurumlarının geliştirilmesine önem verilmesi, bunun yanında işgücü piyasasının esnekliliğinin artırılması yönündeki gelişmelere devam etmesi ve finansal piyasaların hem etkinliği hem de stabilitesinin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. 2017’nin ilk döneminde Türk Lirası’nın değer kaybetmesinin ihracatı desteklediği ve hükümetin hem parasal hem de mali politikalarla iç tüketimi artırdığı belirtiliyor.

Endeksin alt kollarından oluşan belli faktörlere bakıldığında özellikle işgücü piyasasının etkinliğinde 137 ülke arasında Türkiye’nin 127. olduğu görülüyor. Bunun yanında Türkiye yenilikte 69., pazar büyüklüğünde 14., yükseköğretimde ise 48. sırada. İş yapmak için en büyük problemlerin ise başlıca ekonomi politikalarındaki istikrarsızlık, finansmana erişimde zorluk, yetersiz derecede eğitilmiş işgücü, hükümet bürokrasisinde verimsizlik, enflasyon ve vergi oranları olduğu görülüyor. En az problemli faktör ise yolsuzluk olarak tespit edilmiş. Ekonominin gelişmesinde başlıca etkenin yatırım olanaklarının teşvik edilmesini sağlayacak koşullar olduğu düşünüldüğünde özellikle en problemli görülen faktörleri ciddiyetle ele alıp, iyileştirilmesi gerekir. 

Küresel anlamda uzun vadeli ekonomik büyümeler konusunda pek iyimser tavır yok gibi. Sebebi ise uzun bir süredir büyümenin temel yapısal etkenlerden değil, düşük faiz oranlarından kaynaklanmış olması. Bu yüzden de mevcut büyüme modelleri sorgulanır hale geldi. Verimliliğin durgun kaldığı ve artık geçmiş dönemlerdeki kadar yüksek olmayacağı düşünülüyor. Teknolojinin işgücü piyasası üzerinde olumsuz etkilerinin ve gelir eşitsizliğinin üzerinde ise önemle duruluyor. Başlıca finansal kırılganlıklara dikkat edilmesi, gelişmekte olan ülkelerde yenilik alanında iyileşme gözlemlense de bunun arttırılması gerektiği, bunun yanında işgücü piyasasının esnekliğinin ve refahın paylaşılmasının rekabet için elzem olduğu belirtiliyor.

Türkiye çok genç nüfusunun avantajını kullanıp çok hızlı gelişme gösterebilecek kapasitede. Raporda belirtildiği gibi gelişimin sağlanması için toplumun bütün kesimlerinin değişimde aktif rol oynaması gerekiyor, yani özellikle kutuplaşmanın oldukça yüksek olduğu ülkemizde toplumsal uyum, birlik ve bütünlük sağlanması gerekiyor. Ancak bu sayede uzun vadeli sonuçlar alınabilir, tüm Türkiye kalkınabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.