Koşa koşa bataklığa!

İktidarın yanlış politikalarıyla Suriye’de yıllardır debelenen Türkiye, şimdi emperyalistlerin kışkırtmalarıyla yeni ve devasa bir bataklığa doğru sürükleniyor. Erdoğan’ın BM’de başlattığı süreç, tam olarak “olabileceklerin en kötüsüne hazırlık” ve dahası Türkiye bu tabloda an itibariyle yapayalnız…

Birleşmiş Milletler görüşmeleri için gittiği New York’ta ilk işaret fişeğini attı Erdoğan. 25 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) 74. Genel Kurulu programı çerçevesinde “Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin Hayata Geçirilmesini Etkileyen Mega Eğilimler” konulu oturumda konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon hazırlığı içinde olduklarını açıkladı. Gerisi çorap söküğü gibi gelecekti. Emperyalistlerin alkış ve tezahüratları arasında 10 güne yakın bir sürede o noktadan savaşın kapı eşiğine gelen Türkiye şimdi bir çıkmazla karşı karşıya.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan o toplantıda, “Suriye’de terörden temizlediğimiz bölgelerde okulları, hastaneleri, altyapı ve üst yapı imkanlarını yeniden ayağa kaldırıyoruz. Şimdi aynı amaçla Fırat’ın doğusunu terör örgütlerinden temizlemeye hazırlanıyoruz” demişti. Bu açıklamaları izleyen günlerde; 30 Eylül’de Erdoğan’ın başkanlığında yapılan MGK toplantısının bildirisinde ‘Türkiye’nin Suriye’de Güvenli Bölge’nin hayata geçirilmesine ilişkin samimi gayretlerini daha da güçlendireceği’ ifadesine yer verilmişti. Bir yandan da ABD ile temas halinde olan Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Akar’ın ABD Savunma Bakanı Esper’e ‘güvenli bölge’ye dair çalışmaların ‘oyalama, gecikme olursa biteceğini’ söylediği belirtiliyordu. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘güvenli bölge’nin Fırat’ın doğusunda yaklaşık 30 kilometre derinlikte olması gerektiğini söylüyordu. Bu telefon görüşmesinde Akar mevkidaşına ayrıca “PKK’ya artık silah vermeyin” diyordu.

‘KARŞI KARŞIYA GELİRİZ’
Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, ABD ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmayı planladığı ‘güvenli bölge’nin bölgede istikrarsızlık doğuracağını belirtmişti. Erdoğan gibi kendisi de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu faaliyetleri için New York’ta bulunan Muallim, ‘güvenli bölge’ ısrarı sürerse karşı karşıya gelişlerin yaşanabileceğinin sinyalini vermişti.

FAKÜLTE HUKUKSUZLUĞU
4 Ekim Cuma günü Resmi gazetede yayımlanan Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararda uluslararası hukuksuzluklara bir yenisi eklemiş Gaziantep Üniversitesi El-Bab, Azez ve Afrin’de fakülteler kuracağı ilan edilmişti. Ortada uluslararası bir anlaşma yokken başka bir ülkenin topraklarında akademik bir yapı inşa edilemez ve faaliyete geçemez.

VE FİTİL ATEŞLENDİ
Uluslararası hukuku ihlal eden fakülte atağından bir gün sonra ise Erdoğan düğmeye basacaktı. 5 Ekim’de Ankara Kızılcahamam’daki AKP kampı açılışında konuşan Erdoğan, olası Fırat’ın doğusu harekatına ilişkin “Hazırlıklarımızı yaptık, harekat planlarımızı tamamladık. gereken talimatları verdik” açıklamasında bulundu. ‘Güvenli bölge’ hayallerinin Suriyelilerin eve dönüşü için en makul ve insani yol olduğunu iddia eden Erdoğan, “Bu gerçeği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatı bölgelerinde bizzat yaşayarak gördük. Oldukça küçük olan bu bölgelere bile 360 bin Suriyeli döndü. Amacımız Fırat’ın doğusun da barış pınarlarıyla sulamaktır. Bu bölgede 2 milyon kişiyi iskan etmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

‘TALİMATLAR VERİLDİ’
Operasyonun gerçekliğini de “Artık söz bitti” diyerek sağlamlaştıran Erdoğan, “Hazırlıklarımızı yaptık, harekat planlarımızı tamamladık. gereken talimatları verdik. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının önünü açma ihtimali belki bugün belki yarın denecek kadar yakın. Hem karadan hem de havadan bu harekatı yöneteceğiz” diye konuştu. Erdoğan’ın bu açıklamalarına Pentagon’dan “Türkiye bizden habersiz Suriye’de operasyon yaparsa, çıkarlar tehlikeye girer” yanıtı gelirken, İran’dan “Türkiye kendi güvenliğini, Suriye’nin egemenliğini ihlal ederek sağlayamaz” tepkisi geldi. Önceki gün ise Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’la telefonda görüştü, ona ‘güvenli bölge’ planını anlattı. Görüşme sonrası paylaşılan açıklamada “ABD askeri ve güvenlik bürokrasisinin, iki ülke arasında sağlanan mutabakatın gereklerini yerine getirmemesinden duyulan rahatsızlık Sayın Trump ile paylaşılmıştır” denirken, “Sayın Cumhurbaşkanımız, PKK-YPG kaynaklı terör tehdidinin ortadan kaldırılması ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönüşünü sağlayacak koşulların oluşturulması için güvenli bölgenin şart olduğunu ifade etmişlerdir” ifadesine yer verildi.

SORUMLULUĞU ATIP KAÇTILAR
Cumhurbaşkanlığı cephesinden bu yönde bir açıklama gelirken kilit açıklama ise Beyaz Saray’dan geldi. Beyaz Saray’dan, “Türkiye, yakın zamanda Suriye’nin kuzeyine uzun süredir planladığı operasyon için harekete geçecek. ABD Silahlı Kuvvetleri, bu operasyonu desteklemeyecek ya da bu operasyona dahil olmayacak” açıklaması yapıldı. ABD hükümetinin, Suriye’de tutuklanan IŞİD mensubu vatandaşlarını geri almaları için Fransa, Almanya ve diğer AB ülkelerine baskı yaptığına ancak bu ülkelerin bu teröristleri almak istemediği belirtilen açıklamada, ABD’nin bu kişileri yıllarca elinde tutmayacağına işaret edildi. Açıklamada, “Türkiye bundan böyle, ABD’nin son iki yıldır, bölgede yakaladığı IŞİD savaşçılarından sorumlu olacak” denildi. Bunun hemen ardından bir açıklama da Trump’tan geldi.”Yıllar önce ABD yalnızca 30 gün süre ile Suriye’ye gitti. Orada kaldık ve hiçbir amacı olmayan bir savaşın daha da derine çekildik” diyen Trump, “Kürtler bizimle birlikte savaştı, ama bunu yapmaları için onlara muazzam para ödendi, donanım verildi. Onlar on yıllardır Türkiye ile savaşıyorlar. Bu savaşta neredeyse 3 yıl beklemede kaldım, ama artık çoğu aşiretler arası olan bu gülünç sonsuz savaşlardan çıkmamızın ve askerlerimizi geri getirmemizin zamanı geldi” ifadelerini kullandı. Yani ABD, aslında tüm sorumluluğu Türkiye’nin omuzlarına bırakıp aradan sıyrılmış oldu.

‘ABD BİZİ SATTI’
ABD’nin ‘Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik düzenleyeceği operasyona katılmayacağız’ açıklamasının ardından dün SDG’den de bir açıklama geldi. SDG, ABD askerlerinin Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırından içeriye doğru çekilmeye başladığını duyurdu. ABD’nin kendilerine verdiği sözü tutmadığını söyleyen SDG, operasyona karşı bulundukları alanları koruyacaklarını ilan etti. Operasyona ilişkin Beyaz Saray’dan gelen açıklamanın ardından Reuters’a konuşan ABD’li bir yetkili ise, Amerikan askerlerinin iki gözlem noktasından çekildiğini belirtti. Yetkili, ‘Kürt güçlerini olası saldırı karşısında korumayacaklarını’ ve bu konuda SDG’ye bilgi verdiklerini söyledi.

TÜRKİYE YAPAYALNIZ
Bu görüşme ve açıklamaların ardından dün sabah saatlerinden itibaren tablo netleşti. Olası operasyonda Türkiye yalnız bırakıldı. Dolayısıyla operasyonda çıkması muhtemel krizlerin tüm faturası Türkiye’ye ait olacak. Bunu gören iktidar tutumunu oldukça farklı bir düzleme çekti. Her fırsatta Suriye devletini tanımadığını açıklayan ve operasyonla ilgili bir kere olsun o toprakların tek sahibi olan Suriye devletiyle görüşmeyen Erdoğan ve ekibi, Suriye’nin toprak bütünlüğünü hatırladı… Dün sabah Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, sosyal medya hesabından ‘Suriye’deki krizin başından beri bu ülkenin toprak bütünlüğünü destekledik, bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz’ şeklinde bir açıklama yaptı. Bunun üzerine Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov da, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladı. Peskov, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda Rusya’yla aynı fikirde olduğunu belirterek, “Umarız Türk meslektaşlarımız tüm hallerde bu pozisyona bağlı kalacaktır” dedi.

SURİYE NE YAPACAK?
Tüm olup bitenlerin ışığında Suriye ve de Rusya’nın tavrının ne olacağı sorusu daha bir önem kazandı. SDG’nin Suriye devletiyle temas ettiği ve müzakere yolları aradığı bir gerçek. Öte yandan Suriye ve Rusya’nın Türkiye ile olası bir karşı karşıya gelişte nasıl konumlanacağı sorusu masada duruyor. Öte yandan bu konuda hazırlıklar da başlamış durumda. Suriye ve Rusya ABD’nin çekildiği ve Türkiye’nin harekat planında yer alan bölgelere doğru yönelmeye başladı. İddialara göre bu hedeflerden ilki Menbiç ve çevresi. Bu da sıcak temas demek. Hatırlanacağı gibi 19 Ağustos’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konvoyuna önden mihmandarlık yapan cihatçılara Suriye’nin İdlib kentinde hava saldırısı gerçekleştirilmişti. İdlib’te bulunan 9 numaralı gözlem noktasına intikal esnasında yapılan bu uyarı saldırısında, Türkiye’nin iddiasına göre 3 sivil, Suriye’nin iddiasına göre ise mihmandarlık yapan cihatçılar öldü. Son yaşanan sıcak temas buydu ve bu olaydan da anlaşılabildiği gibi artık Suriye’nin önceden anlaşması yapılmamış olaylardaki tavrı, birkaç yıl öncesiyle kıyaslandığında çok daha keskin.

‘EN KÖTÜSÜNE HAZIRLIK’
Birleşmiş Milletler ise, Türkiye’nin olası Suriye operasyonu hakkında ‘en kötüsüne hazırlandığı’ açıklamasında bulundu. Cenevre’de gazetecilere açıklama yapan BM Suriye Krizi için İnsani Yardım Koordinatörü Panos Moumtzis, “Neler olacağını bilmiyoruz… En kötüsüne hazırlanıyoruz” dedi. Operasyonun sonuçlarıyla ilgili ‘Cevaplanmamış çok fazla soru var’ diyen Moumtzis, sahadaki tüm taraflarla iletişim halinde olduklarını dile getirdi. “Olası bir operasyon halinde sivillerin yerlerinden edilmemesi, insani yardımın engellenmemesi ve dolaşım özgürlüğünün sınırlanmaması gibi konuların BM’nin önceliği” olduğunu söyleyen Moumtzis, BM’nin Suriye’nin kuzeyinden göç olması durumunda bir acil durum planı hazırladığını; ihtiyaç halinde tıbbi malzeme ve gıda desteği sağlanacağı açıkladı.

Devlet yönetenlerin önceliği ne olmalı?

Bir devleti yönetenlerin sosyal, ekonomik ve kültürel öncelik anlayışları, o devleti “vezir de eder, rezil de” eder. Toplum yönetimi, bir aile yönetme sorumluluğuyla eşdeğerdir. Bir...

ÖSO’yu alana selefiler bedava!

Türkiye, başlattığı Suriye operasyonuyla birlikte yeni bir 'cihat' problemiyle karşı karşıya. Sadece Batı ve ABD değil, ÖSO'cular da kardeşleri Nusra ve IŞİD'cilerle birlikte; Türkiye'nin...

En büyük düşman ABD…

78 Kuşağı mensubu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ,çok şükür 45 yılı aşkın bir zamandır ABD'nin çirkin yüzünü görüp,emperyalizmin bir numaralı temsilcisi olduğunu farketmiş olduğumuzdan...

Koşa koşa bataklığa!

İktidarın yanlış politikalarıyla Suriye'de yıllardır debelenen Türkiye, şimdi emperyalistlerin kışkırtmalarıyla yeni ve devasa bir bataklığa doğru sürükleniyor. Erdoğan'ın BM'de başlattığı süreç, tam olarak "olabileceklerin...

Düşünme yetisini kaybetmiş bir toplum

Öğrenim hayatımızda gördüğümüz derslerde aklımıza kalan nedir diye sorsak herhalde hemen herkesin üzerinde mutabık olacağı hususlardan biri de “insan düşünen hayvandır” cümlesidir. Bu sözle...