Koruma Tedbirleri İntikam Aracına Mı Dönüşüyor?

Abone Ol

Koruma Tedbirleri İntikam Aracına Mı Dönüşüyor?

Tek Pota Şart!

Merhaba sevgili okuyucularım ve pek kıymetli takipçilerim

Adalet mekanizmasının en temel amacı, haklıyı korumak ve haksızlığı önlemektir. Özellikle aile içi şiddet ve kadına yönelik koruma konularında 6284 sayılı Kanun hayati bir refleks görevi görmektedir. Kanunun "şiddet iddiasında delil aranmaksızın tedbir kararı verilmesi" ilkesi, acil durumlarda hayat kurtarır. Ancak bu iyi niyetli yasal koruma, son dönemde adeta bir "sistem bypass etme" aracına dönüşmeye başladı. Ortaya çıkan tablo, hem basın vazifemizi yaparken hem de birer vatandaş olarak şu temel soruyu sormamızı zorunlu kılıyor: Bu denklemde asıl mağdur kim? Şikayet eden mi, yoksa haksız yere şikayet edilen mi?
Çarpıcı bir gerçeği konuşmanın vakti geldi: İlişkisi biten, nişanlısından veya eşinden ayrılan bir kişi, elinde hiçbir somut fiziksel delil olmaksızın, adeta şehir turu atar gibi kurum kurum gezerek uzaklaştırma kararları alabiliyor.

@İlişkisi biten veya eşinden ayrılan bir kişi, elinde hiçbir somut fiziksel delil olmaksızın, adeta şehir turu atar gibi kurum kurum gezerek uzaklaştırma kararları alabiliyor."

Bugün karakola gidip şikayetçi olan bir kişi, yarın bölgesine göre Jandarma’ya başvuruyor. Ertesi gün Adliye’de Savcılığın kapısını çalıyor, ardından Aile İçi Şiddet Bürosuna gidiyor, yetmiyor Asliye Hukuk mahkemelerinde davalar açıyor. En acı verici olanı ise ne biliyor musunuz? Tüm bu kurumlar, diğerinin ne yaptığından, hangi kararı verdiğinden habersiz bir şekilde, önüne gelen her dilekçeye otomatik olarak kararlar basıyor. Bir bakıyorsunuz bir kurumdan 300 metre, diğer adliyeden 500 metre yaklaşmama kararı çıkmış; üstüne bir de hukuk dilindeki resmi adıyla "30 günlük Geçici Koruyucu ve Önleyici Tedbir Kararı" eklenmiş.


Bir Hukukçu Gözüyle: Somut Delil ve HTS İncelemesi Eksikliği
Meseleye teknik bir hukukçu gözüyle yaklaştığımızda, usul hukukunun en temel prensiplerinin göz ardı edildiğini görüyoruz. Bu ağır koruma kararlarının altını dolduran eylemler veya incelenen deliller çoğu zaman soyut beyanlardan ibaret kalıyor. Ortada ne fiziki bir eylem var ne de somut bir tehdit. Sadece "elektronik eylem" iddiası yetiyor. En vahimi ise, bu iddialar karşısında baz istasyonu ve arama geçmişini gösteren HTS (Tarihsel Trafik Arama) kayıtlarına bile hiç bakılmaması, hiçbir geriye dönük siber inceleme yapılmamasıdır.

@Vatandaşın sosyal medyada paylaştığı genel bir cümle, siber inceleme ve HTS kayıtları sorgulanmadan, soyut bir beyanla anında 'elektronik taciz' sayılabiliyor."

Vatandaşın sosyal medyada paylaştığı tamamen genel bir cümle ya da sıradan bir Instagram gönderisi, karşı tarafın soyut beyanıyla anında "elektronik taciz" sayılıyor. Ne bir siber suçlar incelemesi yapılıyor ne HTS kayıtları sorgulanıyor. Doğrudan kararlar peş peşe sıralanıyor. Üstelik bu 30 günlük Geçici Koruyucu ve Önleyici Tedbir Kararı süresi bittiğinde, aynı süreç hiç sorgulanmadan, otomatik olarak "tazelenip" yeniden devreye sokuluyor.
Burada asıl tehlike, gerçek şiddet mağdurlarının hakkının gasp edilmesidir. Sistem, asılsız veya mükerrer (tekrarlı) başvurularla o kadar meşgul ediliyor ki, hakimlerin, savcıların ve kolluk kuvvetlerinin gerçek bir tehlike altındaki kadına ayıracak vakti ve enerjisi azalıyor.

@Kurumları intikam aracı gibi kullananlar yüzünden asıl korunması gereken gerçek mağdurlar gölgede kalıyor, yargı sistemi gereksiz yere meşgul ediliyor."

Kurumları intikam aracı gibi kullananlar yüzünden, asıl korunması gerekenler gölgede kalıyor; hiç suçu olmayan insanlar ise "sanık" muamelesi görerek asıl mağdura dönüşüyor.

Çözüm Önerisi: Entegre Dijital Havuz
Çözüm son derece net ve basittir: Tüm bu şikayet, uzaklaştırma ve Geçici Koruyucu ve Önleyici Tedbir Kararı mekanizmalarının tek bir potada, entegre bir dijital sistemde toplanması şarttır.
Bir savcının ya da karakol amirinin önüne bir dosya geldiğinde, UYAP üzerinden tek bir tuşla şunu görebilmesi gerekir: "Kardeşim, sen son 6 ayda 6 farklı kuruma gitmişsin. Dün Jandarma’daymışsın, geçen hafta savcıya çıkmışsın, bugün buradasın. Ortada fiziki hiçbir eylem yok, HTS kayıtlarında bir ihlal görünmüyor, her kuruma aynı soyut iddiayı sunup 300 metre, 500 metre uzaklaştırma toplamışsın. Nedir senin asıl konun?"

@Çözüm net: Savcının ya da karakol amirinin önüne bir dosya geldiğinde, UYAP üzerinden kişinin son 6 ayda kaç farklı kuruma gittiğini tek tuşla görebileceği entegre bir dijital havuz şart!"

Hukuk, intikam alma ya da eski partneri cezalandırma mekanizması değildir. Kurumların birbirinden habersizce verdiği her mükerrer karar ve incelenmeyen HTS kayıtları, adaletin ciddiyetine gölge düşürmektedir. Acilen bürokratik dağınıklığa son verilmeli, koruma tedbirleri "gerçekten korunmaya ihtiyacı olanlar" için dijital ve somut bir süzgeçten geçirilmelidir. Aksi takdirde, kimin gerçek mağdur olduğunu ayırt edemeyen bu sistem, bizzat adaletin kendisini yormaya devam edecektir.

Sevgili takipçilerim pek kıymetli okuyucular bir sonraki yazıda görüşünceye kadar sağlıcakla kalın

Hukukçu Gazeteci Yazar

"Gündemin satır aralarını toplumsal sorumluluk ve basın vazifesi bilinciyle masaya yatırıyor."

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }