Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin nispeten sessizliğini.

Her düzeyde muhalif eylemlere son derece sert tutum alan, elindeki kolluk ve yargı sopasını anında kullanmaktan kaçınmayan iktidar, “buradan yeni bir gezi direnişi mi çıkacak?” sorularına muhatap olunan Kazdağları-Kirazlı konusundaki gelişmeleri (şimdilik) izlemekle yetiniyor.

Erdoğan’ın bölgeyi yakında ziyaret edeceği bilgisini veren A Haber, Başkan’ın parti yöneticilerine “Takip edin, bir yanlış varsa gereğini yapın” talimatını verdiğini aktardı. Yani iktidar burada (alışık olmadığımız şekilde) makul durmayı seçmiş görünüyor. İktidarın bir nevi “alttan alış” denilebilecek bu tutumunun muhtemel sebeplerini irdelemekte fayda var.

BİLGİLERİ KANADALI FİRMADAN ALIYORUZ

Kanadalı Alamos Gold firmasının CEU’su McCluskey’in önceki dönemlerde Bloomberg TV’ye verdiği iki röportaj bugün bize önemli bilgiler veriyor, şöyle ki:

* Türkiye ile ilk sözleşme ve fizibilite çalışmaları yaptıkları dönemde dolar 2,9 Tl imiş. Şimdi iki katına yükselen dolar kurundan ciddi bir kazançları olduğunu itiraf ediyor McCluskey, çünkü giderlerin yüzde 65’ini Tl olarak ödüyorlar.

* McCluskey’e muhabir, buradaki altının oransal olarak ne kadarının bakır alaşım olduğunu soruyor. McCluskey “pure”, yani saf olduğu yanıtını veriyor.

* Muhabir McCluskey’e neden Türkiye’yi tercih ettiklerini sorunca, fiyatlarının cazip olduğunu, ülkenin de madenciliği teşvik ettiğini söylüyor. Fiyatlar gerçekten çok cazip, çıkan madenin yüzde 96’sını götürüyorlar, teşvik ise inanılmaz, şöyle ki:

Bir önceki yazımda da aktardığım gibi, Kanadalı Alamos Gold’un Türk ortağı Doğu Biga Madencilik’e verilen 865 milyon liralık (yaklaşık 160 milyon dolar) yatırım teşviki de sıra dışı ve adrese teslim avantajlar içeriyor.

CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan açıklamalarında: bu ballı kaymaklı teşvik’in ardında Cumhurbaşkanlığı’nın olduğunu öne sürdü: “Kanadalı firmanın yerli ortağına, 2. teşvik uygulama bölgesi olan Çanakkale’de bulunmasına rağmen, sadece Cumhurbaşkanı’nda bulunan yetki kullanılarak 5. bölgeye tanınan süper teşvik verildi. Ayrıca bununla kalınmayıp, Kanadalılara yerli işbirlikçileri eliyle 7 yıl süreyle Sigorta Primi İşveren Hissesi desteği, yüzde 80 vergi indirimi, yüzde 40 yatırım katkısı, Gümrük Vergisi muafiyeti, faiz desteği ve KDV istisnası sağlandı” dedi. Ballı kaymaklı avantaj ve teşvikler bununla sınırlı değil, okumaya devam edelim:

ALAMOS GOLD’UN FİZİBİLİTE RAPORU GERÇEKLERİ ORTAYA KOYUYOR

Sözcü’den Çiğdem Toker’in yazdığına göre şirketin Türk devleti ile yaptığı sözleşme inanılmaz kolaylıklar ve avantajlar sağlıyor. Bizzat Alamos Gold’un sitesinde yayımlanan 15 Şubat 2017 tarihli Fizibilite Raporu “Alamos Gold Inc. Kirazlı Feasibility Study”, devletimizin bizden sakladığı gerçekleri açıkça ortaya koyuyor;

* Buradaki rezervi 3 milyon ons altın olarak öngörüyor şirket ve bu da 4,2 milyar dolar ediyor. Sadece 100 milyon dolarlık yatırım yapan firmanın kasasına toplamda 4 milyar doların yüzde 96’sı girerken, devletimizin kasasına bunun sadece yüzde 4’ü, yani 160 milyon dolar gidecek.

* Kurumlar Vergisi yüzde 20’den yüzde 2’ye düşürülmüş, gümrük vergisinde KDV’den muaf olmuşlar, SGK işveren payını devletle paylaşmışlar, bankalardan faiz desteği sağlamışlar.

* Bu ülkede yatırım yapan yabancı kuruluşlar elde ettikleri kârı temettü olarak dışarı çıkarmaları halinde yüzde 15 stopaj ödüyorlar. Alamos Gold,“Bu yüzde 15’lik oranın düşürülmesi için de şirket olarak fırsatları kolluyoruz” diye de açık açık yazmış.

Daha ne olsun, hangi ülkede bu kadar abartılı avantajlar elde edebilirler ki? Bu inanılmaz avantajların hangi kişisel ilişki ve çıkar paylaşımları ile elde edildiği ise asıl sorulması gereken soru.

SİYANÜR KESİNLİKLE KULLANILACAK

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Siyanürle arama gibi bir işlem kesinlikle söz konusu değildir” dedi. Burada bir sözcük oyununun arkasına mı sığınılıyor acaba? Arama sırasında değil ama, kazılan hafriyatın ayrıştırılmasında kullanılıyor siyanür. Şirketin kendi internet sitesindeki fizibilite raporunda “heap leach” yönteminin kullanılacağı belirtiliyor. Bu madencilik yöntemi, açık alanda siyanürle yıkama yoluyla altın ayrıştırma yöntemi olarak biliniyor ve 1 ton cevher başına yaklaşık 450 gr siyanür kullanılmasını gerektiriyor.

MC CLUSKEY 3,5 MİLYON DOLAR MAAŞI BÖYLE HAK EDİYOR

“Türkler taş taşımakta çok iyi” diyen CEO McCluskey’ye şirketin ödediği maaş yıllık 3.5 milyon doların altına düşmüyormuş. Özellikle proje geliştiren ve “siyasi bağlantıları iyi olan yöneticiler”in böylesi yüksek ücret almaları sektörde çok normalmiş ve maaş tutarları, firma cirolarına ve borsadaki piyasa değerlerine göre değişiyormuş.

Siyasi bağlantıyla aralanan kapılar olmaksızın böylesi vahşi madencilik faaliyetlerinin yürütülemeyeceği de biliniyor ve söyleniyor sektörde. Türkiye de bu anlamda çok özel fırsatlar (!) sunuyor dış sermayeye.

VAHŞİ MADENCİLİK NASIL İVME KAZANDI

10 Temmuz 2018 günü Resmi Gazete’de yayımlanan 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, vahşi madenciliğin önündeki engelleri kaldırma açısından çok önemli. Bu kararname ile “Ekonomik İşler Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu” oluşturuldu. Kurul Cumhurbaşkanı başkanlığında ve onun belirlediği bakanlardan oluşacaktı.

Bu C.Başkanlığı kararnamesinin 522/ç bendi ile, 3213 Sayılı Maden Kanunu’nun 7’nci Maddesi’ne bir ekleme yapıldı, buna göre “Kurul tarafından alınan karar, kamu yararı kararı yerine geçer” hükmü getirildi.

İnanılmaz ama gerçek, bu kurul bir karar alıyor, bu kararla otomatik olarak “kamu yararı” yaratılmış oluyor. Böylece özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, kıyı kanunu ile korunan bölgeler, 1’inci derece askeri yasak bölgeler, 1’inci derece SİT alanları dâhil aklınıza gelebilecek her yerde “kamu yararı vardır” denilerek madencilik izni verilmesinin önü açılmış oldu.

Bu kurulun oluşturulmasından sekiz gün sonra Resmi Gazete’de 616 maden sahasının Başkanın imzasıyla ihaleye açıldığı duyuruldu. Bugün sadece Kaz Dağları ve çevresinde arama/işletme olarak 900’e yakın maden ruhsatı verildiği biliniyor.

İktidarın Kirazlı-Kazdağları konusunda alttan alır ve nispeten sesiz görünmesinin sebebi, biraz kurcalandığında üstü örtülemeyecek kadar bariz usulsüzlükler ve çıkar ilişkilerinin ortaya saçılma riski olabilir mi acaba?

Devlet yönetenlerin önceliği ne olmalı?

Bir devleti yönetenlerin sosyal, ekonomik ve kültürel öncelik anlayışları, o devleti “vezir de eder, rezil de” eder. Toplum yönetimi, bir aile yönetme sorumluluğuyla eşdeğerdir. Bir...

ÖSO’yu alana selefiler bedava!

Türkiye, başlattığı Suriye operasyonuyla birlikte yeni bir 'cihat' problemiyle karşı karşıya. Sadece Batı ve ABD değil, ÖSO'cular da kardeşleri Nusra ve IŞİD'cilerle birlikte; Türkiye'nin...

En büyük düşman ABD…

78 Kuşağı mensubu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ,çok şükür 45 yılı aşkın bir zamandır ABD'nin çirkin yüzünü görüp,emperyalizmin bir numaralı temsilcisi olduğunu farketmiş olduğumuzdan...

Koşa koşa bataklığa!

İktidarın yanlış politikalarıyla Suriye'de yıllardır debelenen Türkiye, şimdi emperyalistlerin kışkırtmalarıyla yeni ve devasa bir bataklığa doğru sürükleniyor. Erdoğan'ın BM'de başlattığı süreç, tam olarak "olabileceklerin...

Düşünme yetisini kaybetmiş bir toplum

Öğrenim hayatımızda gördüğümüz derslerde aklımıza kalan nedir diye sorsak herhalde hemen herkesin üzerinde mutabık olacağı hususlardan biri de “insan düşünen hayvandır” cümlesidir. Bu sözle...