Kılıçdaroğlu: ”Sizde haysiyet ve onur varsa istifa edersiniz”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin ‘özgürlükçü’, AK Parti’nin ise ‘yasakçı’ bir parti olduğunu söyledi. 31 Mart’ta yapılan ve CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı İBB Başkanlığı seçiminin iptaline karar veren YSK hakimlerine seslenen Kılıçdaroğlu, “Yedili çeteye söylüyorum, sizde haysiyet ve onur varsa görevi bırakırsınız” dedi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, gündeme dair pek çok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Cumartesi Anneleri ve çocukları açlık grevinde olan annelere uygulanan polis şiddetine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Çocukları ölmesin diye hapishane önünde bekleyen anneleri de copluyorlar, onları da aşağılıyorlar. Çocuğun kabahati olabilir, kusuru olabilir ama kimse unutmasın onun bir annesi var ve onun için en değerli varlık. Annenin çocuğunun ölmemesi için kapıda beklemesinden doğal ne olabilir. Hangi anne göz göre göre çocuğunun ölmesini ister. Yazıktır günahtır, bir anneye el kalkmaz, bir anneye cop kalkmaz, bir anne dövülmez. Bir anneye yapılacak tek şey vardır, ona saygı duymak.”

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan kısımlar şu şekilde:

Yeniçağ yazarı Yavuz Selim Demirağ’a saldıranları serbest bırakan savcıyı da eleştiren Kılıçdaroğlu, “Senin başına böyle bir şey gelseydi ne olurdu? Eşin, çocukların sopayla dövülseydi ne olurdu?” ifadeleriyle seslendi.

  • Halkına yalan söyleyen kişiden Cumhurbaşkanı olmaz. Üzerinden 1 yıl geçmedi, hani işsizliği önleyeceklerdi? İlk işleri, devletin hazinesini damata teslim etmek oldu. 19 Haziran 2018’de siz bu kardeşinize yetkiyi verin, enflasyonla nasıl mücadele edilirmiş göreceksiniz dedi. Yetki verildi mi verildi. Sonuç yok.
  • TL dolar karşısında kar gibi eridi. 1 milyona yakın kişi işten atıldı, esnaflar kepenk kapattı. Kendini yakan çiftçi, borcunu ödeyemeyen sanayicilerin intihar ettiğini gördük.

SOMA

301 madenci hayatını kaybetti. Adalet yerini buldu mu? Hayır. Hala adalet arayan aileler var. Soma faciasını unutmayacağız. 5 yıl geçti. 5 yıl içinde ne oldu biliyor musunuz? 299 madencimiz daha hayatını kaybetti. Niye unutmuyoruz 301 madencimiz aynı anda öldüğü için. Ama yaşanan süreçte bir o kadar da madenci yaşamını yitirdi. O alınterini yüceltmek zorundayız. O alınterinin ne kadar değerli olduğunu bilmek zorundayız. Helal para için yerin metrelerce altına iniyorsunuz.

CUMARTESİ ANNELERİ

Tam 24 yıldır Cumartesi Anneleri çocuklarını arıyor. Tam 24 yıldır. Bu anneler ne istiyorlar? Bu annelerin tek isteği var ‘Oğlumuzun kemiklerini verin, hiç değilse bir mezarı olsun’ diyorlar. Galatasaray Meydanı’nda oturdular, sadece evlatlarının yerini öğrenmek istediler. Buna rağmen biber gazıyla dağıtıldılar. Siyaset kurumunun bu annelerin talebini yerine getirmesi gerekmez mi? Bu nasıl vicdansızlıktır? Çocuğumu arıyorum diyorlar, joplanıyorlar. Cumartesi annelerinin vebali kimin boynunadır? Yazık günah değil mi o annelere, oturmalarına bile izin verilmiyor. Cumartesi Anneleri, 737 haftadır evlatlarını arıyor. Dönemin Başbakan’ı Erdoğan’la da görüştüler. ‘Failleri bulacağız’ diye söz de verildi. Verilen sözler tutulmadı. Berfo Ana’nın vebali kimin boynunda? Bir anne joplanmaz, bir anne tekmelenmez, bir anne yerlerde sürüklenmez. Bir anneye ancak saygı duyulur.

ÇİFTÇİLERE MESAJ

-Bugün aynı zamanda Dünya Çiftçiler Günü. 17 yıllık AK Parti iktidarında 33 milyon 90 bin hektarlık alan çiftçiler tarafından ekilmiyor. Niçin? Ektiklerinin karşılığını alamıyorlar. Her şey dışarıdan ithal ediliyor. Çiftçi perişan vaziyette. Elektrik, gübre, ilaç, su fiyatları çiftçinin ürünü ekmesine fırsat vermiyor. Milli gelirin %1’inin çiftçimize destek olarak verilmesi gerekirken bu oran verilmiyor.”

İŞSİZLİK

Bugün işsizlik sosyal bir yaradır. Oğlun babaya, babanın oğula bakacak yüzü kalmadı. Ayrı ayrı odalarda oturuyorlar. Çünkü ikisi de işsiz. İşsiz bir babanın, annenin, evladın bir evde nasıl yaşadığından iktidarın haberi var mıdır? Her evde bir işsiz var.

Acaba iktidar sahiplerinin çocukları işsiz mi? Hepsinin bir eli yağda, bir eli balda.

BARIŞ AKADEMİSYENLERİ

-Barış Akademisyenlerinden Füsun Üstel hapse giriyor. Neden? Barış istedi. Hani bizim ülkemizde demokrasi vardı? TTB yöneticilerine 10’ar ay hapis cezası verdiler. Savaşın bir insanlık dramı olduğunu bilmiyor mu bu beyler? E tabii beyler çocuklarını askere göndermedi. Fakir fukaranın eline verdiler silahı. Beyler, Saray’larında oturdular. Biz şehit cenazesine gidince de ‘nasıl gidersin’ dediler. Ben giderim.