Daha öncelerde, yıllar önce bi yerlerde yazıp çizdik;

Siyaset 12 Eylül sonrası iktidarı ele geçiren ANAP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı da olan Turgut Özal’ın güdümlü öngörüsü yörüngesine girecek dedik…

Aynı kaynaktan beslenecek olan iki büyük parti Amerika’da demokratlar ve cumhuriyetçilerde olduğu gibi sırayla işbaşına gelecekler dedik…

Bak;

İktidara değil, iş başına…

Yani bir fabrikada vardiya değiştirir gibi ustanın biri gider, sırası gelen usta geçer makinanın başına. Herhangi bir değişiklik olmadan daha önceden planlanan fabrikanın üretim politikası devam eder.

Ne demişti Özal;

“2.5 parti kalacak!”

Gerisi aksesuar…

Yıllar öncesinden yazdıklarımdan aklımda kalan kadarıyla;

Aynı kaynaktan beslenen iki parti sırasıyla iş başına gelecek…

Aynı kaynaktan!

Yani;

2 büyük partiyi besleyen seçmen kitlesi;

Muhafazakarlar, mütedeyyinler, cemaatçiler... Ve;

Fazla uçta olmayan demokratlar, biraz liberaller, cumhuriyetçiler…

İş başına ‘al gülüm ver gülüm’ memnuniyetiyle gelecek olan partiler, işte bu kaynaklardan beslenecekler. Vardiya değişikliği olacaksa eğer, şimdilik ilk iki sırayı AK Parti ve CHP paylaşıyor. Yerlerini korumak için de birbirlerinden kaynak yürütmek için her yolu ‘mubah’ görecek-gösterecekler. Sonra da iş başına gelen, devletin temel politikalarına dokunmadan bireysel-çevresel tatmin sürecini tamamlayacak, vardiya değiştirir gibi ‘al gülüm ver gülüm’ işi bir öncekine teslim edecek…

Gidiş onu gösteriyor.

Ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da çağdaş düşüncesinden kaynaklanıyor olmalı ki, Özal’ın güdümlü öngörüsünü ilk kapan siyasetçilerden olmuş, bunu da gösterdi kanıtladı. CHP’yi en azından ana muhalefet elbisesi içinde tutabilmek için diğer büyük partiye daha yakın isimleri cumhuriyetçilerin arasına sıkıştırdı. AK Parti ile aynı kaynaktan beslenme hakkını kullandı. Kimine göre siyasetin ayak oyunu, kimine göre ilkelerin ayakaltına alınışı, takiyye, CHP’nin içini boşaltmak, düzen partisi olmaya devam etmek falan…

Kemal bey, tarikatçı Turgut Özal’ı dikkate alıyor sanki. Allah mahfaza, bir de Özal’ın izlediği çizginin bu düzende iş başına gelmek için daha geçerli yol olduğuna inanıp partiyi ilkelerinden saptırırsa…

Türkiye Cumhuriyetinin 8. Cumhurbaşkanı da olan Turgut Özal, geçenlerde mezarı başında anıldı. Salgın yüzünden tören sönük geçti. Katılanlar arasında Özal’ın oğulları, Cumhurbaşkanlığından Yusuf Karaloğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Kemal Yeni, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yer aldı.

Kurtuluş Savaşına cephelerde katılan ve cumhuriyeti kuranlar arasında bulunan 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de geçtiğimiz yılsonunda mezarı başında anıldı. O törene de İnönü'nün kızı, torunu, yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, askeri erkan katıldı.

Görüyorsun;

Bırak siyasi görüşünü, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından oluşu ve cumhurbaşkanlığı yapmasının hatırı için bile karşıdan kimse gelmemiş.

Demek ki kaynağa bugün CHP’nin ihtiyacı var.

Artık sen yorumla…

Neyse, gelelim sadede;

Kılıçdaroğlu-Özal ikilemine…

Kemal bey, Özal’ın ölüm yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yazmış.

Sor google’a, sayfada bu mesaj hem de TRT ve Milli Gazete’nin ‘en çok okunan haberleri’ olarak çıkıyor karşına. TRT, Milli Gazete ve Kemal Kılıçdaroğlu… Güncel konuşmaları ve önerilerini zehirli bir dilden çıkmış gibi veren ya da görmeyen medya kuruluşları, bu mesajı göklere çıkartıyor…

Artık sen yorumla…

Neyse gelelim sadede:

Ne yazmıştı Kılıçdaroğlu mesajında Özal için;

“Demokratik siyasi yaşama daima bağlı kalan, devletin kurum ve kurullarını önemseyen, devlet yönetiminde planlamaya ve liyakate önem veren örnek bir siyaset ve devlet adamıydı. 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ı aramızdan ayrılışının yıldönümünde, saygı ve rahmetle anıyorum.”

Demokratik ve siyasi yaşama daima bağlı kalan” diyor…

Ne demişti Özal:

“Anayasa'yı bir kez ihlal etmeyle bir şey olmaz.”

Devletin kurum ve kurullarını önemseyen” diyor…

Ne demişti Özal:

“Benim memurum işini bilir.”

Memuru yok ama bi sürü başkanı olan CHP’nin patronunun bu tavrına ‘içerden beslenip dışarıya servis yapmak’ denir mi bilmem;

Ama bir öneri;

Hazır kapanmış ve bir sahibi bulunmuyorken;

Kılıçdaroğlu neden ANAP’ı kurmuyor!