“Karar Verildi” yetmez

Beşiktaş’ta Yetki, Usul ve Sorumluluk.

Merhaba sevgili okuyucular ve takipçiler

Bu yazıyı bir “taraftar refleksiyle” değil, bir *@hukukçu ve aynı zamanda futbolun içinden gelmiş biri olarak* kaleme alıyorum. Zira mesele yalnızca bir futbolcu, bir teknik direktör ya da bir sezon planlaması değildir; mesele yetkinin nasıl kullanıldığı, sorumluluğun kimin üzerinde olduğu ve usulün hiçe sayılıp sayılmadığıdır.

Gündeme gelen hadise açıktır:
Konu, *Sergen Yalçın ile Necip Uysal* arasındaki bir ilişkidir. Yani Beşiktaş’ın içinden gelmiş, altyapısından yetişmiş, kulübe yıllarını vermiş iki isim arasındaki bir meseledir. Bu durum, konunun hassasiyetini azaltmaz; bilakis daha da artırır.

1. “Ben Konuşmadım, Yardımcı Konuştu” Hukuken de Fiilen de Kabul Edilemez

Şunu en net şekilde söylemek gerekir:
Bir teknik direktör, hele ki Beşiktaş altyapısından yetişmiş ve bu kulübün sembol isimlerinden biri olsa bile, “ben konuşmadım” diyerek sorumluluktan kaçamaz.

Hukukta temel bir ilke vardır:

Yetki devredilebilir,
@sorumlulukdevredilemez.

Teknik direktör yardımcısı;

* karar almaz,
* karar tebliğ etmez,
* kulübe mal olmuş bir futbolcuyla ilgili nihai tasarrufu bildiremez.

Bu, ne kurumsal akla ne de hukuki mantığa sığar. “Yardımcım konuştu” ifadesi, meseleyi hafifletmez; aksine kurumsal zafiyeti ortaya koyar.

2. “Karar Verildi” Ne Demektir?

“Karar verildi” ifadesi futbol literatüründe masum görünebilir. Ancak hukuken ve kurumsal açıdan bu cümle son derece sorunludur.

Hangi karar?

* Kim verdi?
* Hangi süreç işletildi?
* Muhatap bilgilendirildi mi?
* Alternatifler konuşuldu mu?

Futbolda kararlar nihai değildir. Bugün düşünülmeyen bir futbolcu, yarın:

* sakatlıklar nedeniyle,
* form grafiği nedeniyle,
* takım içi dengeler nedeniyle
yeniden planlamaya dahil edilebilir.

Futbol tarihi bunun örnekleriyle doludur. Dolayısıyla “geri dönülmez karar” söylemi, futbolun doğasına da aykırıdır.

3. Yönetim Kurulu Bu Sürecin Dışında Kalamaz

Burada kritik nokta şudur:
Bu mesele yalnızca teknik heyetin konusu değildir. Yönetim kurulu duyarsız kalamaz.

Kulübe yıllarca hizmet etmiş, kaptanlık yapmış, milli olmuş, profesyonelliğiyle bilinen bir futbolcu hakkında:

* “kadroda düşünülmüyor” denebilir,
* ama “ben konuşmam” denemez.

Eğer bir planlama varsa:

* teknik direktör bunu söyler,
* yönetim bu planlamanın iletişimini üstlenir,
* süreci kurumsal zemine taşır.

Aksi hâlde kulüp, kişisel ilişkilerin ve anlık kararların insafına bırakılmış olur.

4. Futbol Aklı Açısından da Yanlıştır

Bu mesele yalnızca hukuki ya da etik değil, futbol aklı açısından da yanlıştır.

* Uzun lig maratonunda sakatlık olur.
* Kadro daralır.
* Tecrübeli oyuncuya ihtiyaç doğar.

Bunun ötesinde:

* Böyle bir futbolcu altyapıda görev alabilir,
* genç oyunculara mentorluk yapabilir,
* teknik ekibe destek olabilir.

Futbolcu futbolda kalmak istiyorsa, bu onun için:

* ekonomik,
* psikolojik
bir meseledir.

Yıllardır kulübe hizmet etmiş bir ismin *finalini Beşiktaş’ta yapabilmesi* için kulübün de el uzatması gerekir. Anlamıyor olabilir; o zaman *anlatılır*. İkna edilemiyorsa, süreç şeffaf yürütülür. Ama duvar örülmez.

5. Beşiktaş’ta Usul, Sonuçtan Önce Gelir

Bugün gönderilen futbolcu, yarın gönderilen teknik direktör olur. Bugün “konuşmadım” denilen yer, yarın daha büyük krizlerin başlangıcı olur.

Yıllardır Beşiktaş’ta:

* gelenler gidenden iyi mi oldu?
* sonuçlar ortada değil mi?

Bu yüzden mesele kişi değil, sistem meselesidir.

Sonuç

Ben bir hukukçuyum ve şunu açıkça söylüyorum:
Bu şekilde alınan ve bu şekilde tebliğ edilen kararlar doğru değildir.

Teknik direktör Beşiktaşlı olabilir, altyapıdan gelmiş olabilir; bu değerlidir. Ama bu, konuşmama hakkı vermez.
Yönetim, bu süreçte sessiz kalamaz.
Kulübe mal olmuş futbolcularla konuşmak zorunluluktur.

Beşiktaş’ta karar alınır.
Ama Beşiktaş’ta *önce konuşulur.

Sevgili okuyucuların ve takipçiler bir sonraki yazıda görüşünceye kadar Sağlıcakla kalın

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }