‘Kadına şiddet biçim değiştiriyor, şüpheli ölümler ve faili meçhuller artıyor’

0
30

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) basına yansıyan olaylarla hazırladığı rapora göre 2018’de 440 kadın öldürüldü, bunlardan 131’i ‘şüpheli ölüm’dü.

Geçen ocak ayında ise 43 kadın katledilirken, 10 olay ‘şüpheli cinayet’ti.

‘ÇELİŞKİLERİN ÜZERİNE GİDİLMİYOR’

Hürriyet’ten Zeynep Bilgehan’a konuşan KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, verileri şöyle değerlendirdi: “Kadına karşı şiddet biçim değiştiriyor. Şüpheli ölümler ve faili meçhul kadın cinayetleri artıyor. Çoğunun üstü örtülüyor. Dosyalar, ‘intihar’ denilerek kapatılınca benzer olaylar için örnek teşkil ediyor. Devlet kurumlarının kadınların yanında yer alması ve mevzuatın eksiksiz uygulanması gerekiyor. Bütünlüklü politikalar yürütülmeli. Yol kenarında kadın bedeni bulunduğunda veya yüksekten düşme olduğunda etkin soruşturma yapılsın. Polisin delilleri titizlikle toplaması şart. Çelişkilerin üzerine gidilmiyor.”

‘YENİDEN YÜKSELEN BİR ERKEK ŞİDDETİ VAR’

Türkiye’de mağdur kadınsa adli soruşturmanın yapılmadığını dile getiren platformun hukukçularından avukat Leyla Süren şunları söyledi: “Bununla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden çıkan cezalar var. Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir devam eden kadın hakları mücadelesinde tam bir yerlere gelinmişken, töre cinayetleri çok azalmışken yeniden yükselen bir erkek şiddeti var. İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı 2011’de kadına şiddet son yılların en düşük orandaydı. Söylem değişti; 2000’den bugüne kadına şiddet yüzde 1400 arttı.”

‘ÖLÜMDEN ÖTESİ ŞÜPHELİ ÖLÜMLER’

“Ölümden ötesi yoktur diyoruz ama ölümden ötesi şüphesi ölümlerdir. Cezasızlığa karşı alarma geçmeliyiz” diyen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ise şu ifadeleri kullandı: “Kadın cinayeti gerçeğini ortaya çıkarmak için mücadele ediyoruz. Şule Çet davası buna örnekti. Eskiden de şüpheli ölümler belli oranda olurdu ama bu kadar değildi. Raporumuzdaki 43 kadından 10’unun ölümü şüpheli görünüyor ama bu sadece bizim raporlayabildiğimiz. Gerçekte oranın çok daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor. Pencerede parmak izi olmamasına, parmak içi ve vücut içi karşılaştırmalı DNA testi yapılmamasına, çelişkili ifadelere ve HTS kayıtları olmamasına rağmen Aysun Yıldırım’ın ölümü önce kayıtlara şüpheli ölüm, sonra kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle intihar olarak geçti. Ailesi karara itiraz etmesine rağmen, itiraz reddedildi. Etkin kovuşturma yapılmadığı için Kadın Meclisleri davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak davanın takipçisi olacak.”