Bugün 9 Eylül; İzmir’in kurtuluşu.

Yani, 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Büyük Taarruzun; tek düşman askeri kalmayıncaya kadar işgalciler denize dökülerek ülkemiz topraklarının temizlendiği, büyük kurtuluş günüdür.

Batılı emperyalistlerin Yunan maskesi takarak güzel İzmir’imizi kirletip, yakıp yıktıkları, Haymana önlerine kadar bu saldırganlıklarını derinleştirdikleri işgalin kesince sonlandırıldığı gündür.

İşgalcilere karşı, Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Alevi-Sunni demeden tüm emekçi Halkların, Mustafa Kemal önderliğinde dişe diş, başa baş bir mücadele ile elde ettiği büyük özgürlük günüdür.

Osmanlı’nın ihanet batağında yüzen liderlerine kabul ettirdikleri Sevr Haritasının paçavraya çevrilip batılı emperyalistlerin yüzlerini fırlatıldığı gündür.

İzmir Marşı’ndaki gibi; “bozulmuş düşmanın yel gibi kaçtığı” gündür.

Dahası Mustafa Kemal’in deyimiyle; batılı emperyalistlerin “geldikleri gibi gönderildikleri” gündür.

Mustafa Kemal liderliğindeki Birinci Kuvayımilliyeciler; dünya halklarının gerçek dostu Lenin önderliğindeki Sovyetler Birliğinin para, silah, cephane, ilaç yardımları ve hatta askercil taktikleriyle Batılı Emperyalistleri 3 yıl 3 ay 24 günde dize getirdiler.

Öyle ki, Sovyetlerin en önemli askeri strateji uzmanlarından biri olan General Mikhail Vasilyeviç Frünze, Büyük Taarruz öncesinde Kocatepe’de Mustafa Kemal’in yanındaki tek yabancı askerdir.

Mustafa Kemal; milletvekillerine bile açıklamadığı askeri sırlarını Frünze ile paylaşmış, Taarruz Harekatı’nın planlanmasına onu da dahil etmiştir.

Zaten bu işbirliğinin sembolü olarak Taksim Anıtı’daki Ulusal Kurtuluş Savaşı önderlerinin arasında bulunan iki yabancının birisi Sovyetler Birliği’nin efsane ismi Frünze; diğeri de Mareşal Kliment Voroshilov’dur.

Hatta o dönem (1933’te) İzmir Belediyesi, şu anda adı Plevne Bulvarı olan en büyük caddesine “Voroşilof” adını vermiş ve İzmir’in fahri hemşerisi de olmuştur.

Ama şimdi bu yakınlığı bırakmış belediye…

Velhasıl, Atalarımız; küllerinden doğup atağa geçip düşmanı denize dökerek bu güzel ülkeyi bize Vatan Toprağı yapmak için binlerce şehit vermişler…

Peki bugünlerde bu zafere yeterince sahip çıkabiliyor muyuz?

Kesinlikle hayır!

Her yıl sabah 09:00’da düzenlenen Zafer Yürüyüşüne katılanların sayısı her geçen yıl azalmakta.

Bu yıl ise gerçekten içler acısı bir durum yaşandı.

Asker ve polis kalabalığını çıkardığımızda toplamda iki bin kişiyi ancak bulan bir ilgi vardı.

Geçmiş yıllarda hatırı sayılır bir kalabalıkla katılan ADD’ler bile erimiş gitmiş. Ama haklarını yemeyelim, bu haliyle bile ADD; katılımcıların en kalabalığıydı.

Bu arada son bir yıldır Anıtkabir’e alınmayan kalpaklı Mustafa Kemal resimli “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” pankartı her zaman olduğu gibi yürüyüşteki yerini aldı.

Cumhuriyeti kuran parti yani Mustafa Kemal’in partisi ise bu zafere sahip çıkmadığı gibi, yerel yönetimlerdeki iktidar gücünü bile kullanmaktan aciz durumda.

350 metre uzunluğundaki dev bayrağı taşıtacak işçilere görev yazmakla bu iş olmaz.

Onlar da bayrak alana gelir gelmez, çekip gitmekteler…

Oysa bunlar, 9 Eylül gibi coşkulu zafer günlerini bile siyasi çekişmelerinin aracı olarak görüyorlar. Rakiplerine kan verip-vermeme olarak algılıyorlar.

“Yeniden meydanlara” inen İnce efendi; yürürken arkasına dönüm baktı mı?

Seçimlerde 3 milyon kişiyi alanlara çektiği halde niçin bu 9 Eylül’ün bu kadar sönük geçtiğini kendine ve yandaşlarına sordu mu acaba?

İzmir’in kurtuluş coşkusunu yüreğinde duymayanların bu kente ve bu ülkeye verebilecekleri hiçbir şey yoktur.

Gerçi Sorosçu Kemal yönetimindeki CHP; yıllardır Mustafa Kemal’in kurduğu demokratik, laik, tam bağımsızlıkçı olmaktan fersah fersah uzaktadır. Bu nedenle onlardan Ulusal Kurtuluş Savaşımıza ve zaferlerimize sahip çıkmasını bekleyemeyiz.

Zira bunlar, AB-D Emperyalistlerinin bize tekrardan dayattığı Yeni Sevr’in işbirlikçileridir.

Onlar İzmir’in kurtuluşundan heyecanlanmazlar, hüzünlenirler.

İşte bundandır ilgisizlikleri…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.