"İYİ Parti eşittir Akşener"

İYİ Parti geçtiğimi hafta Genel Başkan Meral Akşener'in istifası ile çalkantılı günler geçirdi. Hafta boyunca partililerin ikna çabaları sonuç verdi ve Akşener 'devam' kararı aldı. İYİ Parti'de tam da 'genel başkanlık' tartışmaları sürerken, partide genç kanadın öne çıkan isimlerinden Şişli Başkan Yardımcısı Gürkan Çakıroğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

"Akşener olmazsa ben de partide olmam" diyen Çakıroğlu, lider konusundaki bu iddialı çıkışı Akşener 'Evet' demeden önce yaparak hem bir siyasi riski göze alırken bir yandan da teşkilatların hissiyatını da dile getiriyordu. 

İşte önümüzdeki dönemde İYİ Parti ve Türkiye siyasetinde adını sıkça duyacağımıza inandığımız genç hukukçu ve siyaset insanı Gürkan Çakıroğlu'nun 24 Haziran seçim sonuçlarından İYİ Parti'nin genel siyasi tercihlerine, yerel seçimlere yönelik stratejilerden Şişli özelindeki yerel seçim hazırlıklarına kadar sorularımıza verdiği yanıtlar.

- Afyon kampında neler yaşandı? Akşener'in aldığı kurultay kararı ve  'tek adayımız Akşener' açıklamaları. İYİ Parti'de neler oluyor?

-Genel başkanın kurultay kararı alması oldukça yerinde bir karar. Sempatik bir hamle kendine güvenini  gösteren, demokratik ve oldukça yerinde bir hamle. Bunu zaten MHP'den ayrılık sürecinde bu ve benzer taleplerin geri çevrilmesinden kaynaklı insanlar partiden koptular. Alınan kongre kararı yerinde bir karar ve kendine güvenin de göstergesi. Ancak  akabindeki istifa açıklaması, hiç bir şekilde kabul edilmeyecek bir tutum. Ççünkü Türkiye'de liderler etrafında siyaset yürür. Bir lider siyasi partiyi şekillendirir. Bizde de zaten bu bu şekilde oldu. İYİ Parti, Meral Akşenerin 30 yıllık siyasi kariyerinin en güzel ve en büyük meyvesi. AKP’nin kuruluşunda bulunan, kendisine çeşitli makamlar vaadedilen Akşener, bunlara kolayca erişebilecekken reddetmiştir. Bu kadar temiz, pak bir siyasi geçmiş, ranta tamah etmemiş bir siyasi geçmiş ve bunun en son artık kemale ermiş hali, meyvesini vermiş hali İYİ Parti. Bu yüzden İYİ Parti eşittir Meral Akşener. Şu durumda AKP nasıl eşittir Erdoğan'sa, İYİ Parti de eşittir Meral Akşener'dir. Bu sebeple ben hem kendi tabiriyle "beni devlet yetiştirdi" diyor, devlete olan borcundan, hem içinden bağrından koptuğu millete olan bağlılığı ve sadakatinden dolayı mutlaka ve mutlaka geri döneceğini düşünüyorum. Bununla alakalı olarak bence sayın genel başkan kartları yeniden karıyor. Bu hamlesiyle bir ortalığı gözlemleyecek, kim ne diyor buna bakacak, akabinde ihtiyaçta duyulduğu ölçüde, daha zinde, daha aksiyon dolu ve daha aktif bir ekiple hem önümüzdeki yerel seçimlere hem de Türkiye'nin geleceğine katkı sunmaya devam edecek. Çünkü Türkiye'nin normalleşmesi için İYİ Parti bir elzem, bir zorunluluk. İleride herşeyin tekrar rayına oturacağı, hukukun, demokrasinin geri geleceği günlere verilecek en büyük emeklerden birtanesinin İYİ Parti olduğunu düşünüyorum.  İYİ Parti'nin alternatifi olmayan başkanının da Meral Akşener olduğunu düşünüyorum. 

-'Tek aday Akşener' açıklaması tüm örgütü bağlayan bir açıklama mı yoksa Meclis grubunun ağırlıklı görüşü mü?

Kesinlikle mutabık olunan bir görüştür. Zaten dün gece de evinin önüne çeşitli ilçelerden ve illerden gidenler oldu. İkincisi de her tarafta çatlak ses olur ama bu çatlak sesler kitleleri ce hakim sesi gördüğünde susarlar. Öyle çatlak sesler varsa da uzun sürmeyecektir. Başka bir aday çıkması mümkün değil.

-İYİ Parti'nin ve Akşener'in beklentinin altında oy aldığı iddiaları da var.Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi bardağın dolu kısmı var boş kısmı var. İYİ Parti tabii ki yüzde 17-18'leri bulabilirdi, bulamadı. Lakin 7 ay önce kurulmuş bir partiden bahsediyoruz. Bu partiye her türlü hakaret yapıldı, ambargo uygulandı, engellendi, seçimlere sokulmamaya çalışıldı. Bundan kaynaklı olarak mevcut atmosferi düşündüğümüzde özellikle Erdoğan'ın kum torbası olarak CHP’yi ve Muharrem İnce'yi karşısına alması tamamen sayın genel başkanı ve partiyi ötekileştirerek, görmezden gelerek, 'muhatap İnce ve CHP' diyerek bir politika gütmesinin de bunda payı var. Son kertede yüzde 10 başarısızlık değildir. Bu kadar güçlü bir devletin bütün imkanlarını kullanan iktidara karşı,  merkez sağ içerisiden 7 ayda bunu alabilmek geleceğe yönelik büyük bir umuttur. Lakin -bu lakin büyük harfle- "biz neden yüzde 17-18 alabilecekken yüzde 10 aldığımızı" da tartışacağız. Eleştirel bakış açıları yönelteceğiz, daha iyiye nasıl giderizin yollarına bakacağız. Lakin bu iktidar ve lider tartışması değil, lider belli. Liderin üslubunda bir hatası yoktur , esasında da bir hatası yoktur. Söylediğimiz gibi belli başlı noktalarda argümanlarımız yoktu, kendimizi daha iyi ifade edebilecekken edemediğimiz yanlar oldu. Ama aldığımız oy oranı çok kıymetlidir, sayı çok kıymetlidir. Bundan sonrası için de merkez sağ iddiasında olan bir parti olarak, prangalarımızdan da  kurtularak -hala bizim partinin prangaları var- sayın genel başkanımızın daha güçlü ve aktif kadrolarla yoluna devam edeceğini düşünüyorum. Prangalarından bu kurultay sayesinde kurtularak daha güçlü bir şekilde harekete devam edecektir. 

-Peki seçimden sonra parti içerisinde ittifaka yönelik eleştiriler oldu. Başarısızlığın ittifaktan kaynaklı olduğuna yönelik eleştiriler için ne diyorsunuz? 

İki ucu keskin bıçak diyebiliriz. CHP’nin hakkı yenmemeli. CHP Türkiye demokrasisi için kuruldğu günden bu güne kadar yaklaşık 80 yıldır yapmadığını 5 yıllık bir süreçte yaptı. Bu 5 yıllık süreçte yaptıklarını tek tek saymaya lüzum yok ama iktidar partisinin bir hamlesi olarak YSK ile birlikte seçimlere sokmama çabası, arkasından bunun CHP aracılığı ile bir şekilde delinmesi çok demokratik bir hareketti. Bunları milletin unutmaması gerekir. Ama ittifakta şöyle bir çetrefilli çıkmaz oluştu. Bu ittifakta belki vefa borcu olarak girildi belki uygun görüldü ğü için, ancak Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile girilecek ittifak, bir yandan da CHP ve HDP’nin yapacağı ittifak, mevcut iktidarının elinde bulunan argümanların çürütülmesi adına, çok daha büyük bir ikili üçlü koalisyon, ikili üçlü yapı olabilirdi. Bu daha sağlıklı olurdu. Yani chp ile ittifak yerine  DP ve SP ile yapılacak olan ittifak hem CHP için hem de İYİ Parti için daha faydalı olabilirdi. 

-İYİ Parti içerisinde bazı kesimlerin seçimlerden sonra AKP'ye mesaj verdiği, İYİ Parti'den bir kopma olabileceği iddiları sizin açınızdan nasıl görünüyor?

İnsanın olduğu yerde her şey olabilir. Bu temeldir. Lakin temel atmosferde İYİ Parti milletvekilleri ve mevcut kadrosu itibariyle gelen ideoloji  kökenli insanlar olması sebebiyle de buna ihtimal vermiyorum.  Olasılık her zaman var ama bu olasılığa yüzde 1 veriyorum. 'Biz iktidar partisiyle yan yana görülebilir ya da politikalarını destekleriz'den kasıt şu. İYİ Parti merkez sağa oturan, milliyetç muhafazakar bir parti. Bundan kaynaklı olarak velev ki AKP -bu bozuk saatin doğruyu göstermesi gibi bir ihtimal- doğru bir politikayı Meclis gündemine taşırsa, buna elbette destek verilir. Ama bunun dışında İYİ Parti ve AKP'nin yan yana gelebileceği politika yok. Çünkü İYİ Parti zaten AKP'ye ve onun ülkeyi getirdiği duruma tepki olarak doğru. Hep söyledik; MHP’nin alternatifi değiliz, CHP'nin devamı değiliz. Yani bizim olduğumuz mevcut partinin politikaları, AKP'nin politikalarına ve yarattığı duruma bir tepki olarak doğdu. Bu İYİ Parti'nin kuruluş felsefesine tamamen aykırı olur. 

-Afyon kampında gençlik kollarında bir sıkıntı basına yansıdı. Daha önce de gençlik kollarında sıkıntı olduğu basına yansıdı. İYİ Parti aslında genç ve kadınlar partisi olarak ortaya çıktı. Yaşanan olayın özelinde ve genelinde de konuşabilirz. İyi Parti'nin gençlik yapılanmasında problem mi var?

Bu sorunun muhatabı değilim. O teşkilatı kuran ya da teşkilatla alakalı olarak detaylı malumatı olan birisi değilim. Lakin ben geçmiş gençlik kolları başkanını aynı ortamda dinleme fırsatı buldum. Onun bana yansıttığı temiz bir yüzdü.  Pak, modern, okumuş bir yüzdü. Düşünen bir yüzdü. Ama varolan çok içeriğine de hakim olmadığım için bu konuda pek birşey diyemiyorum.  Ama şunu diyebilirim. İYİ Parti'nin gençlik kolları olması gereken seviyede değil. Bunu zaten kabul etmek lazım. O zaman bunu kabul ediyorsanız size şu soruyu sorarlar. Başarı nerede o zaman? Bununla alakalı olarak şunu da gözardı etmemek gerekiyor. Partimiz kurulalı 7 ay oldu. 7 ayda kurultay yaptık, çok stresli bir seçim atlattık. Zaten kurulduktan sonra 4- 4,5 ay seçimle geçti. Teşkilat mı kurulsun, seçimlere mi gidilsin bu çok zor bir şey. Yani bu zamanla olacak iş, zamanla oturacaktır.  Genel başkan hep şunu vurguluyor; kadın ve gençlik.  Bunların yerine oturması tam olarak işlevlerini yerine getirmesi, tam olarak kendine getirilmesi. Üniversitelere bile ulaşmakta şu an zorluk çekiliyor.  Mevcut iktidarın despot ve kaba bir tavrı var. Yani senin konuşman,  girmen, ulaşman engelleniyor. Şimdi öyle bir süreç işliyor ki üniversiteyi bitiren gençler devlette kadro almak istiyorlar, bürokrasiye girmek istiyorlar. CHP, İYİ Parti gençlik kollarına girersem kamuya giremem endişesi yaratıldı. Böyle bir ortam varken de gençlik kollarını direk, başarısız olarak görmek yanlış. Ancak ortada bir başarının olmadığı da kesin.

-Erken yerel seçim olmayacak deniyor. Ancak bir yandan da erkene alınabileceği söyleniyor.  Yerel seçim için İYİ Partinin oy hedefi ve stratejisi nedir?

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş. Bir kaç yazımdan sonra medya sağolsun bu yazmı farklı şekillerde manşetlere taşıdı. Bundan kaynaklı olarak genel merkezin politikalarıyla alakalı çok net birşey söyleyemiyorum.  Zaten biz de kurultay sürecine gideceğimiz için yerel seçimlerde nasıl bir politika izleyeceğimiz belli değil. O yüzden şimdi bir şey söylemem  hatalı olur.  Ama şunu söyleyebilirim; genel seçimlerin üzerinde alınan oyun hepsi başarıdır. Burada önemli olan şu;  "genel seçimlerde hata yaptık mı, nerelerde nasıl yaptık, yerel seçimlerde nasıl törpüleyebiliriz" bunları bulmamız gerek. Bunun çalışmasını yaparsak, kurultayla birlikte yeni kadrosuyla yerel seçimlerde bence var olan oyun oldukça üzerinde oy alınacaktır. Ama şöyle bir kıstas var. Yerel seçimlerde İYİ Parti olarak yüzde 4-5'e düşülürse bu büyük bir darbe olur.  Yani yerel seçimler hiçte yabana atılmamalı ve çok iyi bir atmosferle girilmeli. 

-Yerel seçimlerde yeni ittifaklar gündeme gelebilir mi?

Gelebilir ama az önce de söylediğim gibi nasıl tecelli eder, nasıl olur? İttifakta belli başlı hatalar tespit ettik. Genel başkan yardımcıları katından buna benzer ifadeler çıktı. Bundan sonra nasıl yorumlarlar, nasıl tecelli eder bu onların katında olan bir durum, ama yapılabilir. 

-Peki Şişli özeline gelirsek, sizin seçim bölgeniz. Şişli için özel çalışmanız var mı?

Şişli ile alakalı olarak öncelikle biz şunu düşündük. Genel seçim olmadan önce de yerel seçimlere hazırlanıldığı için çalınmadık kapı bırakmayalım dedik. Mahalle mahalle, sokak sokak gezdik. Çok problemler gördük. Öyle sokaklar var ki ambulansın girmesi mümkün olmayan fiziki şekiller var. Tamamen betonlaşmış bir ilçe var. Bununla ilgili, bu ilçeyi nasıl ferahlatabiliriz, nasıl nefes aldırırız bunu düşündük. Kozmopolit bir yapı. CHP'nin ağırlıkta olduğu bir ilçe ama azımsanmayacak bir AKP oyu da var. Yani sağ seçmen de var. Şişli seçmeni bilinçli bir seçmen. Yani öyle ufak tefek vaadlerle ikna edebileceğiniz bir seçmen değil. Özellikle özgürlüğüne düşkün bir semt. Demokrasiye, milletine, milliyetçiliğe düşkün bir ilçe. Bundan kaynaklı olarak bunların altyapısını oluşturacak argümanlar üretiyorduk ki genel seçimler geldi ve bunlar rafa kalktı. Şimdi de kurultaya gidiyoruz. Geçen hafta bunun toplantısını yapıyorduk. Yerel seçimlerde ne yapabiliriz diye. Ardından da bu kurultay patlayınca, şimdi tekrardan bir kurultay süreci olacak. O beklenecek, ondan sonra yeni yönetimle birlikte hem adaylar belirlenecektir. Yola da yeni yönetimle birlikte, devam edilecektir. 

-İstanbul'daki ilçelerde  üzerinde somutlaşan adaylar, netleşmese de  aday profili öne çıkan ilçeler var mı?

Genel seçimlerden önce o profiller vardı ama bunlar muhtemelen genel seçimlerden sonra değişmiş olabilir. İsimleri söylemem doğru olmaz. 

-Bahçeli'nin Akşener'e yönelik 'ikna edin' açıklamasını nasıl yorumlarsınız?

Bahçeli kendisine şaşırtmamayı çok önceden başardı. Bu açıklamayı da belki beklemezsiniz ama yapabiliyor. 2002'de AKP'nin yolunu açtı. 2015’te bir daha yolunu açtı. 2016’da daha da yolunu açtı. Kırmızı halıda başkanlık sarayına sayın Erdoğan'ı uğurladı. O yüzden sayın Bahçeli'nin açıklamalarına çok şaşırmıyorum. Ne yapıcı ne de bozucu bir açıklama. Devlet bilgeliği açısından çok kullanılan bir isim Bahçeli. Ama Erdoğan'la ilgili söylemleri bu kadar sert ve katıyken, bu kadar ağır ithamlarda bulunurken cumhurbaşkanlığı yolunu kendi açtı. 'Bunlara oy verenler incelensin' de diyordu. Diyebilir. Sayın Bahçeli söylüyor biz de okuyup geçiyoruz. 

-Şişli'deki sorunlardan bahsediyorduk...

Şişli'ninbazı mahallelerinde çok ciddi geçim sıkıntısı var. Bunlar resmen gettolaşmış. Buradaki insanlara belediyeler sırt çeviriyor. Bu insanlar hem CHP'ye hem AKP'ye muhalif. Bunların içeriside ulusalcılar da  Türkiye'nin ayrıksı kesimleri de var. Sağlık problemleri var. Yaşadıkları semtlerin bazı promlemleri var.  Problemler ile karşı karşıyayız.  Bir tanesi şu;  Şişli yerelinde çok ciddi rüşvet ve yolsuzluk iddiaları var. Bununla alakalı da hukukçu olduğum için somut veriler üzerinden konuşmak lazım. Şu an elimde somut veriler olmadığı için konuşamıyorum ama mutfakta yemek pişer ve size kokusu gelir ya, bu da öyle bir şey. Bizim 7 aylık bu süreçte buraya gelen insanların kentsel dönüşüme dair ranta, bununla alakalı olarak rüşvete dair isyanlarını dinledik.  O yüzden şöyle bir açıklama yapmıştık, rantla büyümeyen bir kentsel dönüşüm yapabilir miyiz? Şimdi bunun araştırmalarını yapacağız. Kentsel dönüşümün olumlu ve olumsuz yönleri var. Mütahhit "ben kentsel dönüşümü yapayım ama bir şey kazanmayacaksam niye yapayım". Bunun önü nasıl alınabilir?  Tamam sen de kazan ama binayı kötü yapma, 3 kat diye 10 kat çıkma, malzemeden çalma. Bunun önünün kesilebilmesi gibi sorunlarla karşı karşıyayız. Çok ciddi bir betonlaşma var.  Bunları konuşurklen erken seçim gündeme geldi. Şimdi de kurultay. Takvimimiz şöyle olur; kurultay olur, adaylar belli olur, yerel seçimlere hızlı bir şekilde -Eylül ayı tahminim' isimler somutlaşır ve projeler ortaya çıkmaya başlar.  Mesela Şişli'de bir mutabakat olur mu? Tekrardan bir CHP-İYİ Parti arasında ittifak olur mu? DP ile bir şey olur mu? Bunlar hep zamanla şekillenir ve genel merkezin tasarrufunda belli olur. 

-İYİ Parti diğer partilerin dışında nasıl bir belediyecilik anlayışı geliştirecek?

Yerel politikalar anlamında -bu benim kendi gözlemim, parti ile alakası yok- hangi partinin adayı gelirse, belediyeyi alırsa burayı bir kazanç kapısına çeviriyor. Belediyeyi boşaltma anlamında, belediye ihaleleri anlamında. Belediye başkanlığından zengin olanlar var Türkiye'de.  Şöyle insanlar gördüm; ticaretinin son noktasına gelmiş, bu benim son kurşunum diyor.  Seçimlere oynuyor belediye başkanı oluyor ve köşeyi dönüyor tekrar. Bence İYİ Parti olarak önünün alınması gereken, sekter olunması gereken anlayış bu anlayış. Eğer İYİ Parti herhangi bir belediyeyi alırsa, ranta çevirmeden, kendi çevresine, varolan adayın çevresine değil, kaynağı tekrardan halka çevirirse bence belediyecilikte problemin yüzde 90'ını aşmış olur.  Şunu da açık açık söyleyeyim ben öyle çok da yerel bir politikacı değilim. Yani burdaa siyaset yapmaya başladım burada deva ediyorum. Ama Şişli'de 7 aylık bir çalışmamız var. Benim gördüğüm en büyük problem bu, bizim insanlardan dinlediğimiz problemlerden en büyükleri bunlar. Şişli ile ilgili en temel şunu duyuyoruz "belediye çok kibirli, belediyenin halkla teması kopuk. İhaleler noktasında endişelerimiz var. Kendimizi temsil ediliyor hissedemiyoruz." Bunlar benim kendi gözlemlerim. İlçe balşkanımız Ahmet Bey doğma büyüme Şişlili, Şişli'yi tanıyor ve daha hakim.  Size daha geniş ve yerel politikalar sunabilir. 

-Şişli belediyesinin kibirli olduğunu söylediniz? Bu durum ilçede açık ara önde olması ve rakipsiz görünmesinden kaynaklanıyor olabilir mi?

Ondan kaynaklı zaten. Ama bu CHP’nin genel bir problemi. AKP totaliter bir sistem kurdu, CHP'nin tek parti dönemi otoriter bir sistemdi.  Otoriter sistemler halktan kopuktur, totaliter sistemler halkla daha iç içedir. Halktan, daha doğrusu kendi kitlesinden beslenir. CHP'nin hiç muhalefet yapma isteği olmadı. Hep kendisi bürokrasi ve yargıda siyaset üretti. O yüzden, belediyecilikte de AKP'nin  çok gerisinde kaldı. AKP hep kendisini ispat etmek zorundaydı. 90'lardan itibaren bu durumkendisini hep teşvik etti. Benim tanıdığım CHP'li arkadaşlarım var, kendileri belediyelerinin İYİ Partinin almasını istiyorlar. Çünkü çlışmıyor bizim belediyeler diyorlar. Ki bu söylediğim ilçeler de köklü CHP ilçeleri.

-Sarıgül'ün İYİ Parti'den aday olacağı iddia ediliyor? 

Söyleniyor ama parti içinde böyle bir konuşmaya da bir bilgiye de şahit olmadım.

-Rant odaklı politikalardan uzak durulmalı' demiştiniz.

Tekrar ediyorum ben genel merkezde değilim. Genel merkezin kararlarını değiştirecek bir görevde değilim. 

- Parti yönetimi yine de bu yönde bir karar alabilir mi?

Genel başkanımız istifasından geri dönmezse ben de istifa ederim. Bir dakika bile durmam. Parti içerisinde inandığım ve güvendiğim belli başlı kişiler olmakla birlikte en temel kişi kendisi.  Şimdi maalesef  Türkiye’de  asker çok yıpratıldı. Önüne gelen askere terbiyesizlik yapıyor ya da posta koymaya çalışıyor.  28 şubat’ta genel başkanın 'gönderiyorum ben' çıkışı  anca Türkiye'de bu kadar görmezden gelinebilir yani. Var olan sisteme tepki o kadar güçlü olunan bir dönemde genel başkan çok cesur bir duruş sergiledi. AKP'nin kuruluşunda bunu kitaplarla gösterdi zaten.  Türkiye'de elinin tersiyle bakanlık itmek onurlu bir şey. Yani elinin tersiyle bunu yapması, istifa etmesi omurgalı olmasıdr. Söyledi de istifa ettiğini. Yani cesur, yani gerçekten paraya, mala, mülke tamah etmediğini siyaseti bunun için yapmadığını düşünmüyorum. Bundan farklı kriterlerde aday gösterilmesi bende hayal kırıklığı yaratır. Sadece sistemden bıkmış bu tarz belediyelerde de hayal kırıklığı yaratır. Yani siyasette 7 aydır aktifim, gördüğüm bu. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.