İslam kimliği dayatmak Orta Çağ'a özgüdür ve suçtur

İlk gençlik yıllarımda duyduğum bir söz vardı: “Eller Ay’a, biz yaya…”

Bugün işte bu sözde anlatılmak istenen gerçeği yakıcı biçimde yaşıyoruz.

Dünya milletleri ulus devletler olarak bilimde, teknolojide, sanatta sürekli ilerlerken Türkiye yönünü Orta Çağ’a çevirmiş bulunuyor.

22 yıldır ülkeyi tek başına yöneten Tayyip Erdoğan artık bu geriye dönüşü açık açık dile getiriyor. Son konuşmalarında sık sık “Üst kimliğimiz İslam!” diyerek… Ve “Ümmet”ten söz edip ümmetin gözünü Türkiye’ye diktiğini iddia ederek. Kendisini de ümmetin lideriymiş gibi havalandırarak…

PERİŞAN ÜMMET

Erdoğan’ın ümmet dediği de Müslümanlar… Ve daha çok da Müslümanların Sünni kesimi…

Şimdi dünyadaki Erdoğan’ın ümmetinin haline bir bakın: Buralarda sefalet ve cehalet kol geziyor. “Allahu akbaaar!” diye haykırarak birbirlerinin kellerini kesiyorlar. Ümmetin büyük kısmını ya diktatörler ya da seçilmiş diktatörler yönetiyor. Kadın hakları ayaklar altında. Bilime düşmanlık ümmeti çökertmiş. Ümmet mensupları yaşayabilmek için kendilerini denizlere atarak Hıristiyan ülkelerine kaçmaya çabalıyor; yüzlercesi o denizlerde boğuluyor.

10 milyonluk İsrail, kendisinin 150 katından fazla olan ümmeti perişan ediyor.

İşte Erdoğan Türk ulusunu o ilkel ümmetin bir parçası yapmayı temel amaç haline getirmiş gözüküyor.

DÜNYANIN EFENDİSİ ULUS DEVLETLER

Bugün dünyayı yöneten ve gelişmiş  olan ABD, Rusya, Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya, Çin, İtalya gibi ülkeler ulus devletlerdir. Bunlar ümmet toplumunu (Hıristiyan öncelikli din devletini) geride bırakmış, o yapıları yıkarak bilime açık milli devletleri kurup öylece dünyanın efendisi olmuşlardır. Sonunda ümmet toplumları ulus devletlerin sömürgesi haline gelmiştir.

Erdoğan, Türkiye gibi ulus devleti yıkarak ümmet devleti kurmayı düşünüyorsa bunun kimin projesi olduğunu çok iyi düşünmek gerekir.

Bugün İslam adı altında hiçbir yerde üst kimlik yoktur. Müslümanlık Orta Çağ’a özgü bir kimliktir. Bunun yerini her devletin yerel/ulusal kimliği almıştır. Suudiler bile artık kendi üst kimliklerini İslam diye tanımlamıyor. İslam Arabistan’da ortaya çıkmış iken onlar bile ümmet kavramını en üste çıkarmıyor. Çünkü günümüz dünyasında İslam kimliğinin ve ümmet kimliğinin bir değerinin kalmadığını, toplumu birbirine bağlamakta yetersiz kaldığını görüyorlar.

SUÇTUR SUÇ

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar da ulus devletler çağının gücünü gördükleri için ulus devlet kurdular. Çünkü, ümmet devletler geri kalmış ideolojileri yüzünden çöküyorlardı. 1789 büyük Fransız Devrimi ümmetin tabutuna çakılan en büyük çivi olmuştu. Osmanlı Devleti de ümmet toplumunda kaldığı için çökmüştü.

Türk milletinin bu çöküşten kurtulması için bir ulus/millet kimliği adı altında yeniden yapılandırılması gerekiyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının temel görevi işte bu idi…

Bu devrimci ilkeyi 1923’te hazırlanıp 1924’te kabul edilen 1924 Anayasası’na koydular. O anayasanın 88. Maddesi, Türkiye’de yaşayan herkesi, dinine ve ırkına bakmadan Türk kabul ediyordu.

Bu büyük bir devrimdi. Çünkü kimse dinine, mezhebine, ırkına göre ayırt edilmeyecek, herkes eşit sayılacaktı. Bir Hıristiyanla bir Müslüman, bir Alevi ile bir Sünni, bir Kürt ile bir Türk 1924’te eşitlenmişti. Böylece, din, mezhep, ırk kavgaları tarihin çöplüğüne atılmıştı.

İşte bugün AKP Lideri Tayyip Erdoğan, artık battal olan bu dinci ideolojiyi, ümmetçiliği/İslam’ı alıp yeniden devletin temeline koymaya çabalıyor. Böylece milli birliği din/ümmet üstünden parçalamaya kalkışıyor.

Bu çok açık bir anayasal suçtur. Anayasamızın değiştirilemez ilkesi olan laikliği açık açık çiğnemektir.

Yüksek yargıyı kendi yaptığı atamalarla ele geçirdiği için kendisi ve partisi hakkında şu an kovuşturma açılamasa da bu ümmet ve İslam dayatması var olan anayasayı çiğnemeye kalkışmanın en açık halidir.

Ülkemizdeki çoğunlukta olan Sünni nüfusu kandırıp oyunu almaya yönelik bu dinci politika, Türkiye’nin geleceğini tehdit ediyor.

Ülkesini seven bir aydın olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı birilerinin uyarmasını, onu bu tehlikeli kışkırtmadan vaz geçmeye ikna etmesini umuyorum.

İslam dünyasına bakın: Dinin politikaya böyle kuvvetli biçimde  girdiği yerlerde iç savaşlar patlamış, ülke harap olmuş, devlet elden gitmiştir.

Erdoğan’ın bu politikası yüzünden İslam dini ülkemizde büyük bir itibar kaybına uğramadı mı? Sorun şu millete; gerçeği görün ve bu milletin kalbindeki o dinle daha fazla oynamayın.

Vazgeçin anayasayı çiğnemekten artık, vazgeçin…

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }