AKP politikalarının sıkı savunucusu Sabah Gazetesi’nde köşe yazarı Dilek Güngör ekonomiye ilişkin bir yasa hazırlandığını yazdı. “Ulusal ekonominin genel yapısına, Türk Lirası'na, makroekonomik büyüklüklere ve finansal göstergelere ilişkin olumsuz değerlendirmeler” yazıp söylemek ceza soruşturması konusu olacak. Bu yeni düzenlemenin ekonomik göstergelerin düzelmesine katkısı olur mu bilemeyiz, ancak iktidarın krizlere yaklaşımındaki genel perspektifine uygun bir adım olduğu söylenebilir; “kötü gidişatı olumluya çeviremiyorsan, gidişatın algısını olumluya çevir” yöntemi tek çareleri haline geldi.

Damak Bakan Albayrak “İsminin başında ekonomist, profesör vs. yazan ama bu ülkeye zarar vermeye çalışan, hangi tabloları çizerek milleti korkutmaya, Türkiye aleyhinde bir algı oluşturmaya çalışan bu kişilerin terör eylemlerinde gördüğümüz ekipten farkı yok” diyor. Ardından Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Ekonomimiz aleyhinde algı oluşturmaya çalışanlara karşı hukuki süreç başlatıldı" deniliyor.

KÖTÜYE 'KÖTÜ' DEMEK YASAK, 'İYİ' DEMEK ŞART
Kötü ekonominin kötü olduğunu söylemek “ekonomimiz aleyhinde algı oluşturmak” oluyor. Ancak kötü ekonominin iyi olduğunu söyleyerek algı oluşturulmak serbest, hatta şart! Ekonomistler ya bunu yapacak ya da susacak! Bu yaptıklarına da “ekonomik kurtuluş savaşı” diyorlar.

Kitleleri ikna edecek samimi ve sahici cümleleri kalmadığından, çok özel kelime ve kavramların içini boşaltıyorlar. Her ne yapıyorlarsa yeni bir “kurtuluş savaşı” oluyor, onların siyasetine karşı olanlar da hep “terörizme hizmet” etmiş oluyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş savaşı iki buçuk yıl sürdü, AKP’nin “savaşı” 17 yıldır bitmedi, biteceği de yok.

Ekonomimiz ile ilgili gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen beyanlar cezalandırılacaksa, olumlu-olumsuz tüm yalan haberlere uygulanması gerekmez mi bu yasanın? Tüm göstergeleri ile yere çakılan ekonomimiz için “uçuşa geçtik, enflasyon dibe vurdu, işsizlik düşüyor, gelirler sürekli artıyor, vatandaş iktidarın tüm ekonomik politikalarından memnun ve geleceğe umutla bakıyor” türünden yazmanın da suç olması gerekmez mi?

YARGI SOPASIYLA ÜLKE ALGISINI DÜZELTMEK!
Sosyal medya hesabında Ağustos 2018’de "Dolar çıktığı için batmıyoruz, battığımız için dolar yükseliyor. Dolar 7.15" diye yazan Siirt İl Genel Meclis üyesi “Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet” suçundan tutuklanmıştı. Birçok yazar ve ekonomistin bu konuda yargılanmaları devam ediyor. İktidar güdümünde olduğu konusunda yaygın kanaat bulunan yargımız benzer fikir beyanlarını cezalandırmak için meri mevzuat dayanağını yeterli bulmamış olacak ki, böylesi antidemokratik bir yasa hazırlığı yapılıyor.

Bir ülkenin milli parası, makroekonomik finansal göstergeleri sağlam ve güvenilir olsa, ulusal ekonominin genel yapısı kötü olmasa böyle bir yasaya ihtiyaç hissedilir mi? Bir kısım “terör eylemlerinde gördüğümüz ekipten farksız” denilen ekonomistler ve yazarlar istediği kadar kendince olumsuz haber ve yorum yapsınlar, sağlam bir ekonomi bu temelsiz (!) eleştirilerden etkilenir mi?

Gerçekleri görmekte ve göstermekte ısrar eden, toplumun “aklını karıştıran” ve iktidarın kitle ikna çabalarını riske sokan kişiler her zaman oldu ve olacaktır. Bu yasa çalışması ile, bu türden “çıkıntılar” için çok işlevsel “yargı sopası” daha etkin şekilde devreye sokuluyor!

YASAKLAR VE CEZA BEKLENENLERİ KARŞILAYACAK MI?
Uzmanlarda ve kitleler üzerinde güvenilirliğini iyice yitirmiş ekonomik verilere ilişkin resmi beyanların sahiciliği iyice tartışılır oldu. Gerçekleri gizlemek, örtbas etmeye çalışmak iktidardan beslenenler ve onun koşulsuz destekçileri üzerinde bir süre işe yarıyor gibi görünebilir.

İktidarın toplumdaki algısına zarar verme potansiyeli bulunabilecek bir olay meydana geldiğinde mahkemelerin ilk yaptığı şey “olayla ilgili yayın yasağı” çıkarmak oluyor. Bilginin (en azından sosyal medyada) ışık hızı ile yayıldığı bu çağda yönetenlerin, bilginin yayılmasına karşı verdikleri telaşlı gayretleri, onları trajikomik duruma düşürüyor aslında.

İktidarın elden gideceği korkusu aklı ve rasyonaliteyi devre dışı bırakıyor, “iletişim”e abanmak dışında daha etkin bir çarelerinin kalmadığı anlaşılıyor. Ülkede işler hiç iyiye gitmiyorsa ne yapılacak, “iyi gidiyormuş” gibi yapılacak! Bunu sağlamanın çaresi ise “iletişim işi”ne ağırlık vermekte görülüyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANI’NA ÇOK İŞ DÜŞÜYOR
Adına “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen, tek başına tüm krizlerin zaten başlıca sebebi olan ucube bir sisteme geçtik. Ülkede işlerin hiç de iyiye gitmediğini ve gitmeyeceğini, bu sistemi topluma dayatanlar hepimizden daha iyi biliyorlar ve işi iletişim argümanlarına başvurarak sürdürmeye çalışıyorlar.

Sırf bu sebeple Temmuz 2018’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kuruldu ve başına 1976 doğumlu (Bu yazı görselindeki fotoğrafta Erdoğan’ın sağında gördüğümüz gözlüklü ve sakallı genç) Fahrettin Altun atandı.

Bu kurumun web sayfasında üstlendikleri görev şöyle tanımlanıyor: “Başkanlığımız, ‘Yeni Türkiye’nin ilerleyişine ve anlaşılmasına ivme kazandıracak bireysel ve kurumsal düzeyde temsil gücümüzü artırmaya yönelik hizmetleri öncelemektedir.” Yani ülkede temel sorun olarak, “yeni Türkiye”de yürütülen çabaların bir türlü “anlaşılamaması” görülmüş demek ki. Yapılanlar gidişatı düzeltemezse bile her şeyin iyiye gittiğinin “anlaşılması” çabası, pek sonuç getirmeyen diğer çabaların önüne konulmuş durumda artık.

Bakanların çoğunun adını dahi bilmiyoruz, zaten merak da etmiyoruz, çünkü işlevleri sekretarya düzeyinde. Ancak dikkat edin, iletişim başkanı memur Fahrettin Altun yurt içi ve dışı her faaliyette var. Bakanlardan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısından dahi önde, Erdoğan’ı gördüğümüz tüm karelerde hemen onun arkasında, sol omzunun başında fısıltı uzaklığında duruyor.

Yazı başında bahsettiğim, olumsuz ekonomik gerçekleri dillendirenlere ceza getirilmesi fikri İletişim Başkanlığı’ndan çıkmış olmasın sakın? Çünkü onların oluşturmaya çalıştıkları olumlu izlenim ve imaj faaliyetlerine zarar verecek görüş ve beyanlara izin verilirse, zorlukla yürüttükleri “iletişim faaliyetleri” riske girebilir mazallah!

İşimiz artık “Allah’a havale!” denir ya, buradan da anlıyoruz ki; “işimiz artık iletişime havale!”.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.