İşgal varsa direniş vardır…

15 Mayıs 1919 İzmir Yunan tarafından işgale uğramıştı. O gün işgalin karşısında ilk direniş Hasan Tahsin’in kurşunu atmasıyla başlamıştı. Bir ülkede işgal varsa, direniş vardır. Atatürk Milli Mücadele günlerini kaleme aldığı Nutuk’ta, “1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüm şöyleydi: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Dünya Savaşı’nın uzun yılları boyunca, millet yorgun ve fakir bir durumdaydı.” diye başlar ve kısaca bir durum tespitinde bulunur.

Sonra düşünülen kurtuluş çarelerini sıralar ve şunları söyler:

“Efendiler, bu durum karşısında tek bir karar vardı. O da millî hakimiyete dayanan kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak! İşte daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da, Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur. Türk’ün haysiyeti ve gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir. O halde, Ya istiklâl, Ya Ölüm! İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktı.

Ülkemizde ve Kafkasya’da incelemeler yapmak için General Harbord’ın başkanlığında bir heyet gönderilmişti. 22 Eylül 1919 bu heyet Sivas’a geldi. General Harbord’ın garip bir sorusuyla karşılaştım. “Ulus akla gelebilecek her türlü eylem ve fedakarlıkta bulunduktan sonra başarılı olunmazsa ne yapacaksın?” sorusuna verdiğim yanıt hafızam beni yanıltmıyorsa, demiştim ki: “Bir ulus varlığı ve bağımsızlığı için düşünülen girişimleri ve fedakarlığı yaptıktan sonra başarılı olur. Ya başarılı olmazsa demek, o ulusun ölmüş olduğuna karar vermek demektir. Dolayısıyla, ulus yaşadıkça ve özveriyle girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olmaz.”

Milli Mücadele, kadınıyla erkeğiyle, genci yaşlısıyla bağımsızlığa inanların savaşıydı. Şerife Bacı’da bu kahramanlardan biriydi.

Tarih, 1921 yılının son günleriydi. İnebolu’ya getirilen cephane ve top mermilerinin cepheye taşınması için bütün çevre köylere görev verilmişti. Öküzleri ve kağnısı olanlar cepheye cephane ve top mermisi taşıyacaktı. Şerife Bacı’da onlardan biriydi. Birdenbire bastıran kar yolları kaplamıştı. Yüklemesi yapılan kağnı yola çıkıyordu. Şerife Bacı, köyde bakacak kimsesi olmadığı için Elif’i yanına alarak kağnısına top mermileri yüklendi ve yola koyuldu. Şerife Bacı, İnebolu çıkışına kadar sırtında taşıdığı kızı Elif için top mermilerinin arasında bir yer ayarladı. Tek korunma aracı yün yorganını da top mermilerini ve kızını yağıştan korusun diye, kağnı üzerine örttü. Sonra tekrar kağnı başına geçip öküzleri çekmeye başladı.

Epeyce yol aldıktan sonra kağnı birden durdu. Evet kara öküz yürümüyordu. Nice öne geçenler uzaklaşıp görülmez olmuş, nice arkada kalanlar Şerife Gelin’e yetişmiş, geçip gitmişlerdi. Kimse kendisine zimmetlenen cephaneyi yerine teslim etmekten başka bir şey düşünmüyordu. Gerisi Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarından: O gece kar tipisine rağmen sabaha kadar yürüyen ve kışlanın kapısına kadar gelebilen cephane yüklü kağnı arabasının, her nasılsa kafilesinden ayrı olarak, genç bir kadının kışlaya kadar gelebildiği, şehre girmek nasip olmadan şose kenarında sabaha karşı donduğu anlaşılmıştı.

İki çavuş, genç kadının ölüsünü kaldırıp götürecekleri sırada yorganın altından ağlayan bir çocuğun feryadını duyunca şaşırmışlar ve şehit anayı bir yana bırakarak hemen yorganı kaldırmışlardır. Cephane ve yavrusu yoluna kendini feda eden bu kahraman anayı arabaya yerleştiren çavuşlar ağlayarak, gün doğarken yola koyuldular. Şehit kadını alaca önlüğünden ve başındaki benli örtüsünden keşfettiler. Seydiler köyünden Şerife Bacı’ydı. Şerife Bacı gibi, adları sanları belirsiz ne analar, babalar ve yavrular vardır ki cephane taşırken yol boylarında şehit olmuşlardır. Milli Mücadele işte bu onurlu kararlılığın adıdır. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yanan meşale yüz yıldır sönmedi. Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğimize and içeriz.

Milli Mücadele’nin 100.yılı kutlu olsun…
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Nilay Atkın Şengün yazdı | Okul öncesi dönemde çocuklarla cinsellik üzerine konuşmak

Hepimiz bebekleri leyleklerin getirmediğini biliyoruz. Bu ve bunun gibi bir çok gereksiz cümleyi çocuklarımıza kurmak artık anlamsız. Çünkü verdiğimiz bu cevaplar artık çocuklar için...

Ergün Poyraz yazdı | Takiyye sanatının üstad-ı azamları

Masonlar, ulusal kurtuluş savaşımızın kahramanı için “Masondu” yalanını çok kullanıyor. Onun mason olduğu yönünde propagandalar yapmaktan bir an bile vazgeçmiyorlardı. Oysa, Mason localarını Atatürk kapatmış,...

Yusuf Fidan yazdı | Rantiyeci ekonomik sistem neden yürümez

Bir önceki “İktidar Geleceğini Yeni Rantlarda Görüyor“ başlıklı yazımda “ekonomik kalkınmanın ancak üretim ile olduğunu bildikleri halde neden illa şehir rantlarının talanı ile büyüme...

Oya Adıyaman yazdı | Çocuklarımız siyasetin oyuncağı değildir

Bir eğitim-öğretim döneminin daha sonuna geliyoruz. Son haftalarda art arda gelen açıklamalarla eğitim sistemi yine tartışmaların odağı olmuş durumda. Bu güne kadar eğitimde birçok...

Ali Avcu yazdı | Kürtler neden Binali’ye oy vermez

Yıl 2015… Devletin PKK ile 2008’de üçüncü devletlerin gözetiminde başlatmış olduğu resmi görüşmeler kamuoyuna “Oslo görüşmeleri” olarak yansımıştı. 19 Ekim 2009’da Kuzey Iraktan 34 PKK’lı terörist...