İran’daki protestolar alışılmadık değil, ancak salt siyasi içerikli protestolar İran’da batı dünyasındaki kadar da yaygın değil. Ruhani’nin bu protestolara tepkisi ülkenin dini oteritelerinden daha farklı oldu. Protestoların kaos ve kargaşa yaratmadığı sürece vatandaşların eleştirme ve eylem yapma konusunda özgür olduğunu açıkladı ama eleştirinin şiddet kullanma ve kamu malına zarar vermeden farklı olduğunu da vurguladı. Hatta Ruhani’nin açıklamalarından bu protestoların ülkeyi daha iyi bir geleceğe yönlendirmesi halinde olumlu bakabileceği yorumu dahi çıkartılabilir. Bölgesel gücünü daha da arttırmak için yoğun çaba sarfeden İran’ın uluslararası siyasi sistemde daha da kötü bir imaj yaratmamak için protestocuları sık sık şiddet kullanılmaması konusunda uyarması ise oldukça makul.

Protestoların önemli bir karakteri herhangi bir lider öncülüğünde gerçekleşmemesi ve dolayısıyla bir siyasi hareket olarak örgütlü olmamasıdır. Dolayısıyla 2009’da gerçekleşen ayaklanmalarda olduğu gibi muhalefet liderlerini baskı altına alabilecek bir durum söz konusu değil. Özellikle ülkenin çeşitli yerlerinde patlak vermesi, muhtelif politik görüşlere sahip olması ve farklı içeriklerde - yüksek fiyatları, siyasi tutukluların durumunu protesto eden, ya da doğrudan ülkenin liderlerini hedef alan - sloganlar atılması bu görüşü daha da desteklemekte. Bir takım iddialara göre bu protestoları gerçekleştirenlerin aslında düşük gelirli sınıfa mensup olması. Şayet öyle ise, bu protestoların siyasi olmaktan çok ekonomik nedenlere dayandığı anlamına gelebilir.

İran, Ortadoğu’da Suriye, Irak, Filistin, Yemen ve Lübnan’da güçlü bir etkiye sahip. Protestolar dikkatle gözlemlendiğinde halkın hükümetten talebinin buradaki silahlı güçlerden ziyade kendi ekonomik sorunlarıyla ilgilenmesi olduğu görülmekte. Fakat İran halkının genelinin ülkenin dış politikasından memnun olduğunu savunanlar da var. Her ne şekilde olursa olsun İran ekonomisi böylesine güçsüz ve hassas iken toplumun dış politika hamlelerine dair fikirlerinin de net ve stabil olmaması anlaşılabilir. Çünkü zaten çok kısıtlı bir ekonomi ve katı bir rejimde ekonomik problemlerin kaynağını aramak için çok da bir seçenek kalmıyor.

Protestocuların bir kısmı ‘Ruhani’ye ölüm’ sloganları da atmaktaydı. The Guardian’ın 2018’in ilk günündeki bir yazısında protestolarda atılan sloganların aslında herhangi bir manaya gelebileceği tartışılmış ve İran gibi bir ülkede böyle bir sloganın gerçek manasını taşıdığına dair şüpheyle bakılması gerektiği yorumu yapılmıştı. Nitekim böylesine tecrit edilmiş ve kendisini tehdit altında hisseden bir toplumun iç meselelerini tam olarak anlamak da kolay değil. Öte yandan İran halkının dışarıdan gelebilecek herhangi bir etkiye de sempati ile yaklaşacağını düşünmek ise beyhude.

İran’daki bu protestolar siyasi ve ekonomik bir takım hoşnutsuzlukları ifade etmekte. Dolayısıyla bu hadiseleri bastırılmış ifadelerin,  mahrumiyetlerin ve hayalkırıklıklarının bir ürünü olarak görmeli. Bu tür toplumsal hareketliliklerin hiçbir anlam taşımadığını ifade etmek yanıltıcı, her bir huzursuzluğun fırsatçı bir bakış açısıyla devrim olduğunu düşünmek ise ahmaklık olur. İnsanların yaşamlarını yitirdiği, toplumların zihinlerinde ve kalplerinde iz bırakan her olayın o ülkenin geleceğini şekillendirmede yeri olacaktır. Ancak yine de İran gibi iç dinamiklerinin farklı olduğu sıradışı bir ülkedeki bu tür gelişmelerin itinayla değerlendirilmesi gerekir.

AKIN AYBERK

08/01/2017

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner72

banner78