İnsanlığın yandığı gün: 26 yıldır sönmeyen madımak, halâ yüreklerde yanıyor…

TARİH: 2 TEMMUZ 1993

YER: SİVAS MADIMAK OTELİ

26 Yıl önceki ,2 Temmuz 1993 tarihi Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde kara bir lekedir.2 Temmuz 1993 günü, televizyon ekranlarından sekiz saat naklen verilen vahşete çaresizce tanıklık ettiğim ve elimden bir şey gelmediği için kahrolup,insanlığımdan utandığım bir tarihtir.

Madımak Katliamı’nda can verenlerin büyük çoğunluğunu gençler oluşturmaktaydı.Katliamda can veren insanlarımızın en küçükleri Koray Kaya12 yaşında ablası Menekşe Kaya ise 15 yaşındaydı.Bu kardeşlerin tek suçları saz çalıp,türkü söylemekti.

Katliamda 20 yaş ve  altında 12 kişi,30 yaş 20 arasında 12 kişi,40 ve 30 arasında 4 kişi diğer 6 kişide 44-66 yaşları arasındaydı.Katliamda can verenlerin en yaşlısı araştırmacı ve eleştirmen olan Asım Bezirci’ydi.Kendisini 45 yıl önce henüz ortaokul üçüncü sınıftayken Edebiyat öğretmenimiz olan Müdür yardımcımız İsmail Tuna öğretmenimden alıp okumuş olduğum ve bir çok şiirleri defterime kaydettiğim “Dünden Bugüne Türk Şiiri Antolojisi “ adlı eserden tanıyordum.

Bunların yanında halk ozanlarımız Muhlis Akarsu,Nesimi Çimen ,genç sanatçı Hasret Gültekin katliamda can verenler arasındaydı.

”CUMHURİYETİ SİVAS’TA KURDUK ,SİVAS’TA YIKACAĞIZ”

Oteldeki insanlar sekiz boyunca aslında kurtarılmayı değil,ölümü beklemişler.Televizyon ekranlarından canlı olarak tanık olduğum bu vahşet içimi paralamıştı. Çünkü oradaki insanlar sekiz saat boyunca kurtarılmayı beklediler.

Sonrasında ,şimdi IŞİD’in yaptığı gibi tekbir sesleri arasında ”Cumhuriyeti Sivas’ta kurduk, Sivas’ta yıkacağız ” naraları altında , askerlerin ve polisin gözleri önünde ellerinde benzin bidonlarıyla dolaşarak Madımak Oteli’ni ateşe verdiler.

Gerekçesi ne olursa olsun hiçbir canlı yakılarak öldürülmeyi hak etmez. Madımak’ta ellerinde benzin bidonlarıyla tekbir getirerek insanları yakanların ,günümüzde yine tekbir getirerek insanların kafasını kesen IŞİD canilerinden ne farkı var.

GÜVENLİK KUVVETLERİ VAHŞETE SEYİRCİ KALMIŞLARDIR

Asıl üzücü olan bu insanların devletin askeri ve polisinin gözleri önünde saatlerce kurtarılmayı beklemesi ve ardından tekbir sesleri arasında yakılmasıdır.

Güvenlik kuvvetlerimiz , kendilerine emir verilmediği için o gün çaresizce olayları izleyip seyirci kalmışlardır.Oysa insiyatif alınıp müdahale edilmiş olsaydı bu vahşet yaşanmayacaktı.

SİYASİ İRADE YETERSİZ KALMIŞTIR

17 Nisan 1993 tarihinde Turgut Özal’ın vefatı üzerine üzerine ,Doğru Yol partisi genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel 16 Mayıs 1993’te TBMM tarafından 9.Cumhurbaşkanı seçilmiştir.Kurultay tarafından Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı görevine getirilen Tansu Çiller 14 Haziran 1993 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın Başbakanı olarak tarihteki yerini almıştır.

Başbakanın değişimi ardından kabinenin de değişimini sağlamıştır.25 Haziran’da kurulan yeni hükümet henüz bir haftalık iken Sivas olayları yaşanmıştır.Yeni kurulan Hükümetteki bakanların acemi olması ,yetki kullanma konusundaki tereddütleri ve bu konuda aşırı çekingen davranmaları ,olayların büyümesini ve kontrolden çıkmasını sağlamıştır.

Bu yüzden Cumhurbaşkanından Başbakan’a, İçişleri Bakanı’nından Emniyet Genel Müdürüne,Genel Kurmay Başkanından Sivas Garnizon Komutanlığı’na Sivas Valisi’inden Belediye başkanına kadar hepsinin bu olayda yetersiz kaldıkları için sorumlulukları vardır.

Bana göre bu olay Menemen Olayı’ndan bin kat daha vahimdir.Çünkü olay birden gelişmedi yaklaşık sekiz saat sürdü ve engellenmedi.Otelde katledilen insanlar sekiz saat boyunca televizyon kameraları önünde kurtarılmayı beklediler.

HİÇ BİR GEREKÇE SİVAS MADIMAK KATLİAMINI HAKLI ÇIKARMAZ

Pir Sultan Abdal şenlikleri için Sivas’a gelen 33 aydın,şair,yazar ve sanatçıların hiçbir suçu yoktu.Başta Uğur Mumcu,Eşref Bitlis ,Bahtiyar Aydın gibi siyasi cinayetlerin işlendiği Türkiye’nin en karanlık yıllarından biri olan 1993’te Sivas katliamı ve ardından Başbağlar katliamlarının gerçekleştirilmesi bu olayın ardında Türkiye’yi karıştırmak isteyen bir takım güçlerin olduğu iddiasını doğrulamaktadır.

Olay öncesi Hint asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi’nin ” Şeytan Ayetleri ” kitabını Türkçeye çevireceğini açıklayan Aziz Nesin’e duyulan tepki ve sonrasında yerel halkın katılımıyla şehirde yaratılan tahrik bu katliamı haklı çıkarıp aklamaz.

33’ü şenliklere katılan aydın ve sanatçı,ikisi otel çalışanı olmak üzere 35 kişinin katledildiği Bu olay hangi dinde,hangi coğrafyada olursa olsun lanetlenir.Hiç bir bu şekilde devletin gözü önünde saatlerce kurtarılmayı bekledikten sonra katledilemez.Ellerinde benzin bidonlarıyla oteli ateşe verenlere güvenlik kuvvetlerinin müdahale etmesi gerekirdi.

HOŞGÖRÜNÜN VATANI OLAN BU TOPRAKLAR BU VAHŞETİ HAK ETMİYOR

‘’ Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü’’ diyen Yunus Emre, ve ‘’ Gel kim olursan gel,ister putperest,ister Mecusi,ister tövbeni yüz kez bozmuş olsan da gel ‘’ diyen Mevlana’nın yaşadığı bu topraklar bu tür vahşetleri hak etmiyor.

SİVAS KATLİAMINDA KARAR :ZAMAN AŞIMI

Sonuç olarak failler evlendi,askere gitti,seçimlerde oy kullandılar ve ehliyet aldılar ama ne hikmetse bir türlü yakalanamadılar.Baş fail Cafer Erçakmak eceliyle aynı mahallede yakın bir zamanda öldü.Yakalanan bir kaç kişi için verilen karar ise ; zaman aşımı.

Faillerin avukatlarından sekiz tanesi ise herhalde failleri çok iyi savundukları için olmalı daha sonra milletvekili seçilmiştir. Ülkem ve insanlık adına utanç kaynağı olan bu olayı ve olayda dahli ve sorumluluğu olanları lanetliyorum.

26 Yıl önce Sivas’ta canice katledilen 35 insanımızı saygı ve rahmetle anıyorum.

Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin...

Montessori yöntemiyle eğitim-2

Montesorrı yöntemine geçen hafta bir giriş yapmıştık. Bu hafta Montesorrı yöntemine göre bir sınıf nasıl düzenlenir?, Sınıf içi uygulamalar nelerdir? Bunlardan bahsedeceğiz. Çocuk okulda olduğu...

Neden bu kadar vicdansızlar?

Son zamanlarda her gün devlet eliyle yürütülen yeni bir doğa katliamı haberini duyuyoruz. * Dünyanın sayılı güzelliklerinden Burdur’un Salda Gölü'ne 'millet bahçesi tesisleri' yapma kararı, *...

Ahlak toplumun temelidir

Çocuk eğitimi, ailede başlar, okul ve çevresiyle birlikte hayat boyu devam eder. Çocuğa ahlaki davranışların kazandırılması eğitimin önemli bir parçasıdır. Ahlak, bizim dini değerlerimizin...

Sol ve sokak

Türkiye'de 1950 li yıllarda çok ciddi bir sol örgütlenme vardı. 1960 lı yıllarda sol örgütlenme sokağa indi. DİSK bugün dahi yapamadığı kadar büyük katılımlarla...