İlkokula başlama yaşı ne olmalı?

Eğitimle ilgili her hafta bir tartışma konusu dile geliyor maalesef. Bildiğiniz üzere geçen hafta ilkokula başlama yaşı 66 aydan 69 aya çıkarıldı. 2012 tarihinden itibaren özellikle 60 aylık okula başlayan çocukların vebalini bugün kimler ödeyecektir?

Milli Eğitim’de 2012 yılında o dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer döneminde köklü bir değişikliğe gidildi. 4+4+4 eğitim sistemi getirildi. Bu sistemle beraber ilkokula kayıt yaşı da 21.7.2012’de çıkan yönetmelikle 72 aydan 66 aya indirildi. Gelişimini tamamlamış olduğu düşünülen 60-66 ay arasındaki çocuklar da velinin yazılı isteği üzerine birinci sınıfa başlatıldı. 66 ay ve üzeri olan velisi tarafından küçük olduğu düşünülen kaydının bir sonraki yıla ertelenmesini isteyen veliler ancak sağlık kurumlarından verilen bedenen veya zihnen gelişmemiş tıbbi tanılı rapor üzerine okul öncesi eğitime yönlendirildi veya kayıtları bir yıl ertelendi.

O dönemde eğitimciler, sendikalar, veliler ve pedagoglar okula başlama yaşının 72 aydan 66 aya indirilmesine karşı çıktılar ve yanlış bir uygulama olduğunu dile getirdiler. 1983-1985 eğitim-öğretim yılında beş yaş çocuklarının ilköğretime alınmalarının denendiği ve bu uygulamanın başarısızlıkla sonuçlandığı da bilinirken bu ısrarın nedeni anlaşılamamıştır. Bu noktada yasa teklifinin kamuoyunun gündemine girmesinden uygulamaya geçilmesine kadar çeşitli kurum ve kuruluşlar o dönemde görüş belirttiler.

Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ayla Oktay diğer ülkelerde ilkokula başlama yaşının 5 ila 7 arasında değişmekte olduğunu saptamıştır. Eğitim Reformu Girişimi (ERG, 2012), UNESCO İstatistik Enstitüsü’nün verilerine dayanarak, dünyadaki 204 ülkenin 126’sında, yani ülkelerin % 62’sinde, okula başlama yaşının 6 olduğunu belirtmiştir. İlköğretime başlama yaşı 5’e indirildiğinde, Türkiye dünyada böyle bir eğitim yapısına sahip ve çocuklarının ilköğretim ilk kademeyi 9 yaşında tamamladığı tek ülke olacağını da eklemiştir.

ODTÜ Eğitim Fakültesi 6 yaş öncesi dönemde dikkat süresi kısa olduğu için okullardaki 40 dakikalık derslerde bu çocukların oturmaları ve dikkatlerini derse vermelerinin mümkün olmadığını, bu nedenle çocukların dikkat dağınıklığı, disiplinsizlik, dinleme bozukluğu gibi etiketlendirmelere maruz kalmaları ve bu durumun sonraki eğitim yaşantılarını derinden etkilemesi olasılığının bulunduğunu belirtmiştir.

Eğitim sendikaları ise;

Eğitim-Sen düzenlemeye eğitim biliminin temel ilkeleri göz önünde bulundurularak karşı çıkılması gerektiğini belirtmiştir.

Türk Eğitim-Sen “Kas sinir koordinasyonu tam gelişmemiş, 5 yaş grubunun, 1. Sınıfa kaydının ilmî hiçbir gerekçesi bulunmamaktadır“ şeklinde görüş ifade etmiştir.

Eğitim-İş ise “Anaokuluna gitmeden ilköğretime başlayacak olan çocuklar yeterli bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimi sağlayamadan ilköğretimde sunulan becerileri edinemez. Bu yaş çocuklarının çoğu öz bakım gereksinimlerini bile kendi kendilerine karşılayamazlar. Bu çocukların önemli bir bölümü henüz tuvalet alışkanlığı kazanmamış, kural algısı oluşmamış, kalem tutma becerisi edinmemiş, oyun çağındaki çocuklardan oluşmakta olduğunu” dile getirmiştir.

Çocuğun gelişim sürecini tamamlamadan okula başlatılmasının sakıncaları ısrarla anlatılmasına rağmen, o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise ‘Bu işe karşı bir kampanya var. 66 ay ve 4+4+4 e karşı bir kampanya. Bu 66 ay meselesinde gidip rapor alanları ben evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. “Niye, benim evladım gerizekalıdır? diyor. Yani 2 ay mı senin evladını iyi noktaya getirecek?” demiştir. Bu söylemlerin üzerine birçok veli dilekçe vererek 60 aylık, 66 aylık olanlarda küçük olduğunu düşünseler bile rapor almaktan çekindikleri için çocuklarını okula başlatmışlardır. Biz eğitimcilerin o dönemde yanlışı ne kadar anlatmaya çalışsak da sözlerimiz kayda değer bulunmamıştır.

Üzerinden 7 yıl geçtikten sonra o dönemin çocukları bugün geldikleri noktada çok daha büyük sorunlar yaşadıkları görürlünce bu yanlıştan dönme çabaları sonucunda okula başlama yaşı 66 aydan 69 aya çıkarılmıştır. Bence bu da yeterli değildir. Okula başlama yaşı 72 aya çıkarılmalıdır. Çünkü; hafızayı, öğrenme amacıyla etkili kullanma, mantıklı düşünme, yorum yapma, bir işi başından sonuna gerçekleştirebilme yetilerinin 6 yıldan sonra gerçekleştiği, 6 yaş öncesi çocuğun beynindeki bilişsel yapıların okul temelli akademik öğrenme için henüz gelişmemiş olduğu, ilkokula başlama yaşının belirlenmesi konusunda çocuğun zihinsel gelişimi yanında fiziksel, sosyal ve psikolojik gelişiminin de dikkate alınması uzmanlar tarafından dile getirilmiştir.

Sevgili veliler;

Yukarıda saydığım tüm olumsuzluklar sınıflarımızda bizzat yaşanmıştır. Çocukların arasında bir iki ayın bile öğrenmede önemi vardır. Bazı çocuklar olgunluğa daha erken ulaşırken bazıları hala oyun çağında olmaktadır. Sizler ilk önce kendi çocuğunuzu tanıyın. Mutlaka anasınıfına gönderin ve siz siz olun siyasilerden önce işi eğitim olan kişilerin görüşlerine saygı duyun ve kulak verin.

Çocuklar hepimizin geleceğidir.

Kirazlı konusunda neden alttan alınıyor?

Kazdağları-Kirazlı çevre katliamı konusunu “Neden Bu Kadar Vicdansızlar?” başlıklı yazımda ele almıştım. Konunun bu sefer bir başka ve önemli yönünü ele almaya çalışacağım: devletin...

Montessori yöntemiyle eğitim-2

Montesorrı yöntemine geçen hafta bir giriş yapmıştık. Bu hafta Montesorrı yöntemine göre bir sınıf nasıl düzenlenir?, Sınıf içi uygulamalar nelerdir? Bunlardan bahsedeceğiz. Çocuk okulda olduğu...

Neden bu kadar vicdansızlar?

Son zamanlarda her gün devlet eliyle yürütülen yeni bir doğa katliamı haberini duyuyoruz. * Dünyanın sayılı güzelliklerinden Burdur’un Salda Gölü'ne 'millet bahçesi tesisleri' yapma kararı, *...

Ahlak toplumun temelidir

Çocuk eğitimi, ailede başlar, okul ve çevresiyle birlikte hayat boyu devam eder. Çocuğa ahlaki davranışların kazandırılması eğitimin önemli bir parçasıdır. Ahlak, bizim dini değerlerimizin...

Sol ve sokak

Türkiye'de 1950 li yıllarda çok ciddi bir sol örgütlenme vardı. 1960 lı yıllarda sol örgütlenme sokağa indi. DİSK bugün dahi yapamadığı kadar büyük katılımlarla...