İlkesizlik seçiminden umutla çıkmak

İdeolojiler öldü denilen, halkın apolitikliğe, seçimden seçime politize olmaya mahkum edildiği bir düzende seçimlerin ne gibi bir önemi var? Aslında pek de yok. Herkesin seçim sonuçlarına dair keskin tahminleri var. Keşke bu lotoculuğu biraz bırakabilsek de, neden sandığa gittiğimizi, seçimden ne beklediğimizi düşünsek… Ancak buna izin vermeyecek bir şekilde suni gündem bombardımanıyla, para karşılığı yaptırılan sonucu kimin parayı ödediğinde saklı anketlerle seçim maratonunu tamamlamaya alıştırıldı Türkiye halkı.

Tüm adaylar tutturmuşlar, “Ben tüm toplumun belediye başkanı olacağım” diye bir türkü. O zaman niye kimi siyasi görüşlere özel çalışmalar yapıyorsun, diye soran yok. Kaldı ki bu seçim belediye başkanlarını belirleyecek. Belediye başkanı projesi ve yönettiği birim alana dair planlarıyla vardır. Ama kimin ne planı var, o bile belli değil. Plan yok, proje yok. Planı projeyi geçtik, ilke yok ilke!

İlkesizliğin yerini matematiksel hesaplar aldıkça yurttaş sandık başında daha da zorlanıyor. Hele ki beş yılda bir politika sahnesine çıkabilen yurttaş, beş yılda bir de olsa sandık başına geldiğinde rakamdan fazlası olmayı arzuluyor. Siyasetsizliğe mahkum edilenler artık ocaklarındaki yangını, sokaklarındaki tehlikeyi haykırmak istiyor. Ülkenin yönetiminde sözü olsun istiyor. O iş öyle değil diyorsanız, kentlerde neredeyse her mahallede en az bir (hiç olmadığı kadar) kadın muhtar adayı olmasını nasıl açıklıyorsunuz? O iş öyle değil diyorsanız, ilkeleri ve programlarından bir milim sapmadan Türkiye’de hiç gerçekleşmemiş bir şeyi; komünist belediyeciliği başarıyla hayata geçiren Ovacık’ın, ülkenin en ücra köşesinde bile tartışılır ve alkışlanır olmasını, “Keşke bizde de olsa…” denmesini nasıl açıklıyorsunuz?

Halk, içine tıkıştırıldığı kabı çoktan patlattı. Kadınlar artık “Gayet iyi yönetirim” deyip bir adım öne çıkıyorlar, 2014’te tek bir Ovacık vardı ama şimdi birçok Ovacık geliyor. Ve daha sayısız örneği var bunun.

İlkesizlik denizinde boğulmak istenen halk, biraz da buna inat sandığa gidiyor. Göreceksiniz, çok çarpıcı sonuçlar gelecek bu taraftan. İlkelere, programlara oy vermeyi başarabilirsek bu pazar, pazartesiye sendromla değil umutla başlayacağız.

Önceki İçerikAdam inatçı
Sonraki İçerikİDO ve BUDO’dan sefer iptalleri

İnsan neden hayvana işkence yapar

İnsanın şiddete olan eğilimi, küçük yaşlarda oluşmaya başlar. Eğer birey kendisini geliştiremez, duygularını kontrol altına alamazsa yeryüzündeki en korkunç varlığa dönüşebilir. Bir insan öldürmenin...

Erdoğan’ın İmamoğlu ile alıp veremediği

Yıl 1908… II. Abdülhamit istibdadı yıkıldı. II. Meşrutiyet ilan edildi… Türkiye 1908- 1918 arasında 10 yıl meşrutiyetle yönetildi. Atatürk 1923’te halk yönetimi olan cumhuriyeti kurdu. Cumhuriyet’in 79’uncu yılı 2002’de parlamentodaki üstünlüğü...

‘Konuşan kafasına tokmağı yer’ süreci

Gece saat 3 sularında, kapıya dayanıyor polisler. Çaldıkları kapı, ülkenin yetiştirdiği önemli iktisatçılardan birinin kapısı. Gözaltına alıyorlar, neymiş bir video paylaşmış falan fistan... Mustafa Sönmez'den...

Eğitimin dili sevgi olmalı

Yıllar önce okuduğum ve hiç unutmadığım, beni çok etkileyen bir okul müdürünün eğitim öğretim yılı başında öğretmenlere göndermiş olduğu bir mektuptan bahsederek başlamak istiyorum. “Bir...

Mazbataya da çökeriz, kıdem tazminatına da

Benzin ve otogazda düzenleme... Elektrik ve doğalgaza fiyat ayarı... Üçüncü sınıf skeçlere bile konu oluyor artık kullanılan bu dil. Türkiye bunlara alıştı alışmasına ama...