Yusuf Fidan yazdı: Her şey çok güzel olacak

İstanbul Belediyesi seçimlerinin yenilenmesi kararını alan ve anayasal bir kurum olan YSK’nın kararı,neredeyse kendisini de hukuken feshetme kararı niteliğindedir. Bu kararın sonuçları elbette herkesi bağlar, ancak bu durum, Türkiye’nin hukuk ve demokrasi tarihine düşürülmüş en kara lekelerden birisi olduğu gerçeğini değiştirmez. “Zarftan çıkan 4 oydan 3’ü değil ama sadece birisi şaibelidir” denilmesi, 2017 Başkanlık Anayasa […]

Yazarlar Yusuf Fidan yazdı: Her şey çok güzel olacak

İstanbul Belediyesi seçimlerinin yenilenmesi kararını alan ve anayasal bir kurum olan YSK’nın kararı,neredeyse kendisini de hukuken feshetme kararı niteliğindedir. Bu kararın sonuçları elbette herkesi bağlar, ancak bu durum, Türkiye’nin hukuk ve demokrasi tarihine düşürülmüş en kara lekelerden birisi olduğu gerçeğini değiştirmez.

“Zarftan çıkan 4 oydan 3’ü değil ama sadece birisi şaibelidir” denilmesi, 2017 Başkanlık Anayasa Referandumu ve Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimlerini de şaibeli hale getirmiştir. Çünkü bu son iki seçim de aynı sandık kurulu belirleme yöntemleri ile yapılmıştı. YSK bu kararıyla, demokrasinin temeli olan “seçimle gelen seçimle gider” kuralını da yok etti. Ülkeyi yönetenlerin sonucunu beğenmediği seçimi iptal ettirdiği bir dönem başlamış oldu.

YSK; “Olmasa da Oldurduk!” Bu kararın yoğun bir baskı altında aldırıldığını sokaktaki çocuklar bile biliyor. Bu vahim metni imzalayanların toplum önüne çıkıp kararlarını açıklamaya yüzleri olamazdı, nitekim bunu yapmadılar. Çünkü hukukun kıyısından dahi geçecek bir gerekçeleri yoktu, ama usulen de olsa bir dayanak bulmaları gerekiyordu. Ne yapsalar da bu kararı akla, hukuka ve vicdana uyduramayacaklarını bizim kadar iyi bilen kurul üyeleri sanırım “fazla gerekçe ve izahata girerek işleri daha da karıştırmayalım”
diye düşünmüş olmalılar. Kamuoyuna “yerseniz” mantığıyla yapılan yazılı açıklamada “sandık kurulu başkan ve üyelerinin kamu görevlisi olmaması” sebebine dayandırdılar kararlarını. Oldu mu peki? “Olmasa da oldurduk” dediler!

Kendilerinden “beklenen performansı“ sergilediler, görev sürelerinin bir yıl uzatılmasının hakkın vermiş oldular. “Seçim usulünde yapılan hatalar sebebiyle vatandaşın oyu heba edilemez, bu yüzden mühürsüz pusulalar da geçerlidir” diyen YSK üyeleri, sandık başkanları atamasında yapıldığı iddia edilen (ve kendi sorumluluklarında olan) bir takım usul hataları sebebiyle dokuz milyon oyu yok sayabildiler. Bu karara imza atan üyeler bunun sonuçlarını içlerine sindirebildiler belli ki, ama çocuklarının-torunlarının yüzlerine nasıl bakacaklar acaba? Yaşamları boyu kendilerine “bu karara imzayı nasıl attınız?” sorusuna yanıt veremeyecekleri gibi, insanların gözlerinin içine rahatça bakabilecekler mi? Bundan sonraki tüm karar ve eylemlerinde kendilerine hiç güvenilmeyeceğini bilmek nasıl bir duygu acaba?

Erdoğan İBB’yi Doğrudan Kendine Bağladı;

Mazbatası iptal edilen İmamoğlu’nun yerine 5393 sayılı Belediye Kanun'un 45. Maddesi gereğince Belediye Meclisinden seçimle bir Başkan Vekilinin atanması yerine, Erdoğan İBB’yi doğrudan yönetme kararı aldı. Emrindeki İstanbul Valisini kayyum olarak atayarak İBB’yi kendisine bağlamış oldu.

Önümüzdeki 45 günü her açıdan çok iyi değerlendireceklerini, Belediye’nin kayıt ve dokümanlarında gerekli “düzenlemelerin” yapılacağını tahmin etmek zor değil. Zaten Belediyenin gelir-gider arşivlerindeki bilgilerin İmamoğlu’nun görevlendirdiği denetçiler tarafından incelenmesi amacıyla kopyalanmasına İdari Mahkeme Kararıyla engel olmuşlardı. Bu seçim iptali kararının aldırılmasının belki de en önemli sebeplerinden birisi bu akçeli işlere ait kayut-kuyutların yaratacağı muhtemel risklerdi, bazı düzeltmeler gerekiyordu.

Kaçınılmaz Düşüş Daha da Hızlanacak;

Erdoğan bu seçimleri tekrarlatarak aslında kariyerinin en riskli, en hatalı kararlarından birisini vermiş oldu. Reis siyasi hayatının en kötü dönemini yaşıyor, topluma hiçbir umut ve enerji veremiyor, sunduğu hikâyesi tamamen bitti. Yenilenecek İstanbul seçimine kadar bu acı gerçeği değiştirecek herhangi bir vaadi ve argümanı de yok.

Bu kararın ekonomiyi oldukça olumsuz etkileyeceği aşikâr, ama işin bu boyutunun hiç
önemsenmediği, “ülke ve ekonomi isterse yansın batsın, İstanbul Belediyesi yeter ki bizde kalsın” dendiği görülüyor. Bütçe ve maliyenin tüm kaynakları yerel seçimler öncesinde zaten bitirilmişti. Hızla artan dövizin önünü almak için kullanılan Merkez Bankası rezervlerinin de tüketildiği ekonomistlerce her gün yazılıyor, söyleniyor.

31 Mart seçimlerinin en büyük kaybedeni Erdoğan olmuştu. 23 Haziran’da seçim yenilenmesi ülkeye çok şey kaybettirecek, ama en büyük kaybı yine Erdoğan ve iktidarı yaşayacaktır. Yaşanacak yeni bir yenilgi; düşüşlerini hızlandırmış ve hezimeti perçinlemiş olacaktır yalnızca.

Erdoğan’ın arkasına aldığı tüm devlet ve yargı gücü ile ortaya koyduğu siyasi performansı sadece iktidarını kaybetmemek üzerine kurulu. Oysa İmamoğlu topluma bir şeyler söylüyor, diri ve özgüvenli duruşu ile sorunların çözümüne ilişkin umut vaat ediyor, kitlelerde heyecan yaratıyor.

Seçim Neden İptal Ettirildi Peki?

Diyelim ki şu anda öngöremediğimiz çeşitli hileli ve hain yöntemlerle tekrarlanacak seçimi (olmaz ya) aldılar. Bu sefer “seçilmiş ve hakkı gasp edilmiş başkan” olarak İmamoğlu’nun siyasal geleceğinin önü, önlenemez şekilde daha da açılacak. Haksız ve hukuksuz şekilde tekrarlanan seçimlerle kazanmış oldukları belediye başkanlığı, kendi açılarından çok daha ağır olumsuz sonuçlar getirmiş olacaktır. Yenilenecek seçimin galibinin (çok büyük olasılıkla) yine Ekrem İmamoğlu olacağı görüldüğü halde 45 gün daha İstanbul Belediyesini ellerinde tutarak ne elde edecekler? İmamoğlu’nun dediği gibi, “pisliklerini temizlemek” için mi bu risk göze alındı acaba? Ağır hasarlı demokrasimizin tek tutar tarafı
iyi-kötü seçimler ve sandık güvencesi idi. Bunların da artık güvende olmadığı kanaatinin batı dünyasında ve dış sermaye çevrelerinde oluşmasına neden izin verilmiş olabilir? Neden bu kadar önemseniyor acaba İBB’nin elde tutulması?

Karamsarlık Değil Umut Kurtaracak Bizi;

“Ben zaten demiştim, onlar her şeyi yapar, seçimleri vermezler” diyen kronik karamsarlara da bir çift lafım olacak. YSK’nın bu kararını şahsen beklemiyordum, gerekçe bulamayacakları için itirazların reddi yönünde karar vermek zorunda kalacaklarını söyleyenlerdendim, tersi oldu. Hemen herkesin tahmin edebileceği sonuçları önceden söyleyip “Bak ben demiştim” deyip haklı çıkmaktan, yani “öngörü şampiyonu” olmaktansa, yanılma riskini taşıyan iyimserlerden olmaya
devam edeceğim. Çünkü umutsuzluk ve karamsarlık bir zehirdir; öldürür. Oysa umut panzehirdir; kurtulma ve yaşama olasılığını artırır.

İyi ki Ekrem İmamoğlu da onulmaz bir iyimser, sürekli umudu yaymaya çalışıyor ve tekrarlanacak seçimlerin sloganını ilk günden hediye ettiği cümleyi herkes çok daha gür sesle söylemeli; “Herşey çok güzel olacak.”

En çok okunan haberler

AKP içinden sızdı: Erdoğan istifa ediyor!

Yeniçağ yazarı Ahmet Takan, AKP kaynaklarından aldığı kulisini paylaştı.

MHP’de kriz kapıda: Bahçeli’ye rakip çıktı

Orhan Uğuroğlu, Nidai Seven’in Devlet Bahçeli’ye rakip olduğunu yazdı ve kendisiyle yaptığı röportajı köşesine taşıdı.

Aydın Doğan geri mi dönüyor?

Medya'da faaliyet gösteren şirketlerdeki paylarını Demirören grubuna satan Doğan Şirketler Grubu Holding (Doğan Holding) Milli Piyango ihalesine hazırlanıyor.

Molla açılımı: Devlet kadrolarına atandılar

Kamuoyunda “melle açılımı” olarak bilinen uygulama da sonrası medreselerden resmi kadrolara 51 imam atandığı ortaya çıktı.

‘Erdoğan öldü’ iddiası ortalığı karıştırdı

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kalp krizi geçirdiği yönünde Arap Basınında çıkan iddia ve haberler sosyal medyayı salladı.

Güncel

İbni Haldun ve mukkadime-2

Yazımızın ikinci bölümünde  ibni Haldun’un Mukkadime’de özellikle üzerine vurgulayarak  ifadelendirdiği kavramlar üzerinde durmak istiyorum. Bedv-bedavet: Zahir olmak, ortaya çıkmak, bir nesnenin ilk önce peyda olan...

Sayıştay bile usulsüzlükleri denetleyemeyecek!

1,2 milyar liralık bir kaynağa sahip olacak Turizm Ajansı, AKP eliyle denetimden kaçırılıyor. Sayıştay'ın söz konusu ajans üzerinde kapsamlı bir denetim yapmasını engelleyen düzenleme olası yolsuzlukların önünü şimdiden açmış durumda.

Eski AKP milletvekili: Kendi uçaklarımızı düşürmek için mi S-400 alıyoruz?

Eski AKP milletvekili ve Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan, S-400'lere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fatih Altaylı: ‘Boş kafalı it kopuklar!’

Fatih Altaylı, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden tepki çeken ifadelerin olduğu paylaşımlarda bulundu.

Saadet’ten AKP’ye: ‘FETÖ’yü arıyorsa aynaya baksın’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, AKP Sözcüsü Çelik'in 'FETÖ' açıklamalarına yanıt verdi. Aydın, "AKP, FETÖ'yü arıyorsa çok uzağa gitmesin, aynaya baksın" ifadelerini kullandı.

İbni Haldun ve mukkadime-2

Yazımızın ikinci bölümünde  ibni Haldun’un Mukkadime’de özellikle üzerine vurgulayarak  ifadelendirdiği kavramlar üzerinde durmak istiyorum. Bedv-bedavet: Zahir olmak, ortaya çıkmak, bir nesnenin ilk önce peyda olan...

Sayıştay bile usulsüzlükleri denetleyemeyecek!

1,2 milyar liralık bir kaynağa sahip olacak Turizm Ajansı, AKP eliyle denetimden kaçırılıyor. Sayıştay'ın söz konusu ajans üzerinde kapsamlı bir denetim yapmasını engelleyen düzenleme olası yolsuzlukların önünü şimdiden açmış durumda.

‘Aşırı’ cep telefonu kullanan öğrencilerin daha fazla seks partneri oluyor

ABD'de yapılan bir araştırma, cep telefonlarını aşırı kullanan üniversite öğrencilerinin daha fazla seks partneri olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre bu öğrencilerin notları da, az farkla da olsa diğer öğrencilerden düşük ve alkol sorunu yaşamaya daha meyilliler.

Eski AKP milletvekili: Kendi uçaklarımızı düşürmek için mi S-400 alıyoruz?

Eski AKP milletvekili ve Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan, S-400'lere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fatih Altaylı: ‘Boş kafalı it kopuklar!’

Fatih Altaylı, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden tepki çeken ifadelerin olduğu paylaşımlarda bulundu.

Türk İHA’sı düşürüldü!

General Halife Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu, pazar günü Libya'nın batısında bulunan Ain Zara'nın güney banliyösünde bir Türk İnsansız Hava Aracı (İHA)'nın düşürüldüğünü açıkladı.