23.02.2021, 12:53

HASAN

Aralık 2020’de Toplumsal Yayıncılık’tan çıkan Ali Avcu’nun Hasan adlı romanı hızla tükendi. İkinci baskısı satılıyor şimdi.

"12 Eylül1980 Amerikancı askeri darbesi" dönemindeki haksız yere suçlamalar, askeri hapishaneler, siyasi suçlulara yapılan işkenceler, devrimcilere uygulanan yıldırma ve teslim alma politikaları, çırılçıplak yapılan kayıt alma işlemleri var romanda. Emniyet Müdürlüğünde 15 gün hücreye kapatılmış, işkence görmüş, savcılığa sevk edilirken tokatla imzalatılmış tutanakta eşyalarını geri aldığı yazacak yerde "kurulu anayasal düzeni değiştirmek için çeşitli faaliyetlerde bulunduğu ve Emniyet’te örgüt tavrı olarak ifade vermeyi reddettiği" yazılı, "tehlikeli adam" sayılan Hasan var romanda.

Şişli Motor Meslek Lisesi mezunu, Bomonti Çorap Fabrikası işçisi Hasan. Fakirlikten alamadığı üniversite eğitimini suçsuz yere 5 yıl yatacağı Bayrampaşa Sağmalcılar Cezaevi’nde şair Adnan Yücel’in "Ateşin ve Güneşin Çocukları" dediği devrimcilerden alır.

1980 Dönemi kuşkusuz birçok eserin konusuydu. İyi de Hasan neden bu kadar ilgiyle okunuyor? Belgesel roman mı? Otobiyografik mi? Edebi değeri için neler söylenebilir? Tüm soruları şöyle yanıtlayacağım: Kanımca Hasan’ı ilginç yapan çağımızın gözde romanları tarzında yazılmış olması.

Okura bildiklerini hissettiriyor, yaşatıyor. Sempati uyandırıyor, empati kuruyor, okurun metnin içinde kendini bulmasını, görmesini, tanımasını sağlıyor. Diyorum ki; siyasi sistemlerden zihni bedeni yorgun düşmüş, hayattan bıkmış, umudu kalmamış bugünün okurunun, bugünün yazarından beklediği anda kurulan iletişim.

İnsan kendini doğrudan konunun içinde buluyor. Duyduklarını, gördüklerini, yaşadıklarını, tanık olduklarını gazeteci yazarın kaleminden okuyor ve etkileniyor. Duymuştum, görmüştüm, bunu yaşadım diyor. Karşısında kendini anlayan, dinleyen, yaşamını paylaşan benzerini buluyor. Hasan alışıldığı gibi arada bir nefes aldıracak bölümler halinde değil ama baştan sona ara vermeksizin okunabiliyor.

BEN 278 SAYFAYI 3 GECEDE 6-7 SAATTE BİTİRDİM
Çünkü Hasan; mesela Marmaray’da, mesela Üsküdar Eminönü, Karaköy ya da Beşiktaş vapurunda karşılaştığım vatandaş. Atatürk Havalimanına giderken metroda görürüm. Otogar istasyonunda iner, Sivas’a otobüs bileti alır. Alibey Köy’de yaşar. Pazar günleri biricik aşkı, sevgili eşi Fatma, 3 yaşındaki kızı Güldane, 6 yaşındaki oğlu Ahmet’le elinde sıcak simit torbasıyla metroya biner, ailesini Taksim’e gezmeye hava almaya götürür. İstanbul sokaklarında rastlarsınız; yorgun ama onurludur. Aldığı maaşla ailesini zar zor geçindirir. Bomonti Çorap Fabrikası’nda patronun espiyonu Kadir Usta’nın emirleri hakaretleri altındadır. Mesaileri ödenmeyen çaresiz vatandaştır.

HASAN DEĞERLİ GERÇEK İNSANDIR
O nedenle üzüldüm, öfkelendim, acı çektim okurken. İnsanlığın görünmeyen bilinmeyen vahşi yüzünü tanıdım. Utandım ve Hasan’a sonuna dek hak verdim. Hayata yeniden bağlanmasını, ailesine kavuşmasını umdum.

Üstelik Irak-İran 1981-86 savaşını Bağdat’ta 5 yıl yaşamış görmüş biriyken. Televizyonda savaş sahnelerine, esirlere tanık olmuş, mahalle sokaklarında şehit çadırları arasında dolaşmış, roketlerin korkunç patlamalarıyla uykudan uyanmış, yanan kentin dumanlarını izlemiş, her gün bir başka roketin atılmasını beklemiş, ölüm endişesi yaşamış biriyken etkilendim Hasan’dan.

İftirayla hizaya getirme politikası izleyen fabrika patronlarının, espiyon ustaların parmak ucunda oynattığı; polisin, jandarmanın; hükmetmekten zevk alan gardiyanların çaresiz bıraktığı aldatılmış, ağır çalışma koşulları altında ezilmiş ama sevgiyi, dostluğu yüreğinde saklayabilmiş temiz halk çocuğudur Hasan.

Hasan’lar suçsuz yere atıldıkları cezaevlerinden çıktıklarında ölüden farksızdır. Gerçek suçları olmadığı, hırsızlık yapmadıkları, adam öldürmedikleri halde hapse girdikleri için ölüdürler.

Suçsuz olduklarını haykırdıkları, itiraf edecekleri bir şey olmadığı, "kurulu anayasal düzeni değiştirmek" suçundan hapsedildikleri için ölüp çıkarlar. Zihinlerinde artık ne evin ne yurdun anlamı kalır.

Büyük sözcüklerin: Yaşamanın, özgür olmanın anlamı onlar için artık "cezaevinin kapısı önünde, yerle gök arasında, hiçbir şeyin kalmadığı yer" değildir de nedir peki?

Yorumlar (0)
banner196
9
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 29 57
3. Adana Demirspor 29 55
4. Altay 29 53
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Ümraniye 29 41
9. Tuzlaspor 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Balıkesirspor 29 32
14. Adanaspor 29 31
15. Menemenspor 29 30
16. Akhisar Bld.Spor 29 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23
Günün Karikatürü Tümü