06.12.2020, 18:25

Halkın silahlanması ve olasılıklar

Gözlem ve duyumlara göre Türk halkı, büyük oranda silah satın almıştır. Barışçı bir toplum anlayışına aykırı olan bu durumun neden kaynaklandığına bakmak gerekir.

Silah edinmek isteği, kişinin güvenlik sorununu olduğunu gösterir.

Tıpkı Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi.

1912-1922 yıllarında aralıksız olarak kendini savaş içinde bulan padişahın kulları (halk), kendi güvenliğini kendi sağlamak durumunda kalmıştır. 1881’den itibaren Duyunu Umumiye İdaresi ile fiilen ekonomik bağımlı hale gelen devlet; asayiş (güvenlik) sağlamakta büyük yetmezlik içine düşmüş. Bir taraftan feodaller kendi silahlı gücünü oluşturmuş. Bir taraftan devlete karşı kendi hakkını arayan ve kendi hukukunu yaratan eşkıya dağları doldurmuştur. Birçok isyan ortaya çıkmıştır.

Adaletin olmadığı yerde suçların artması olağanlaşmıştır!

Sultan II. Abdülhamit’in organize ettiği “Kürt süvari alayları” ile aşiretler arası husumet ve düşmanlıklar yaygınlaşmış; insanlar birbirlerine husumet ve güvensizlik duymuştur.

Vergi ve asker almak dışında devletin hatırına gelmeyen tebaa ve reaya, özellikle kırsalda güvensizlik içine düşmüş. Bu yüzden herkes silah sahibi olmaya çalışmıştır. Kent ve kır çetelerine karşı hemen hemen her ev asgari bir silah edinmiştir.

Kurtuluş sürecinde Kuvayı Milliye ile oluşan güven; savaş sonrasında yeni devlete rücu edilmiştir. Ancak savaş sürecinde İstanbul Sarayı’nın azmettirmesiyle Milli Mücadele’yi sabote ederek isyan edenler; yeni dönemde güvensizlik duymuş. Eski alışkanlıklarını sürdürmüşlerdir.

Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti silah bırakmış, silah ve cephaneliklerini galip devletlerin işgal güçlerine teslim etmişti. Bu nedenle de halkın şuur altına silaha sahip olma isteği yerleşmişti.

Fakat genç TC devleti, silah bulundurma ve taşımayı kesin olarak yasaklar. Uymayanlar takip edilir, yakalanır, hapsedilir.

Savaşın sona ermesinden sonra sivil halk, yeddindeki silahları bulundurmayı sürdürdü. Bu nedenle devlet, silahların teslim edilmesini istedi. Büyük çoğunluk bu isteğe uydu. Ama silahla yaşamayı yaşam tarzı haline getirmiş veya husumet sahibi olan veya karanlık işler peşinde olanlar, silahlarını teslim etmekten kaçındı.

Halk, daha alışkanlıklarından vaz geçmemişken, 2. Dünya Savaşı patlak verdi. İnsanların silaha gereksinimine gerekçe yarattı.

Çok partili dönemde kollamalar başladı.

1922’den itibaren ortaya çıkan isyanlar, insanların silahlı kavgaları ve özellikle düğün şenlikleri; halkın yeterince silah teslim etmediğini gösteriyordu.

1960’lara kadar güvenlik güçleri, sivil halktaki silahları toplamaya çalıştı. Kentlerin aksine köy ve kırsalda birbirini ihbar etme nedenleriyle Jandarma yoğun baskın ve aramalarda bulundu. Silah yakalatanların hapsedilmesi devam etti. Bu uygulamaların etkisiyle büyük ölçüde silahsızlanma sağlandı.

Ama silahtan güç alan, zorbalıkla çıkar sağlayan insanlar silahlarını gizlemeyi sürdürdü.

12 Eylül öncesi günlerde, “Komünizm önleme” gerekçesiyle emperyalistler Türkiye’de kardeşi kardeşe vurdurtma sürecini başlatınca; toplumsal barış büyük ölçüde bozuldu. Partizan kışkırtmalar ve siyasal popülizm; “derin devlet” diye ifade edilen unsurların suça eğilimli insanları kullanması gibi nedenlerle komşunun komşuya olan güveni de, devlete olan güveni de büyük ölçüde sarsıldı.

1979’da ziyaret için Sivas’a gidip gelen TRT müzisyenlerinden rahmetli Ömer Şan’ın söylemiyle; “insanlar renkli televizyonlarını satma pahasına silahlanır” oldu!

Çorum, Maraş ve Sivas’ta oluşan dramatik olaylar, silah gereksinimini yaygınlaştırdı.

12 Eylül ile silahlanmada gerileme olduysa da; terörle mücadele gerekçesiyle “derin devlet” sivil halktan kimilerin silahlarına göz yumdu.

Başbakan Turgut Özal; Amerika’da olduğu gibi silah satışlarını meşrulaştırdı. Özellikle güvenlik elemanlarının birden fazla silah sahibi olmaları ve ruhsatlarıyla satmaları uygulamasını getirdi.

Sanki Türk insanı ava alışıkmış gibi, özellikle “pompalı tüfek” ve tabanca satışını adeta özendirdi. Kama tabir edilen bıçak bulundurmanın zaten sınırı yoktu.

Rahmetli Menderes; petrolü ve oto fabrikaları olmayan Türk insanını otomobile özendirerek “küçük Amerika” yaratmaya çalışmıştı. Rahmetli Özal da, sanki silah sanayisi varmış gibi, silah satışını serbest bırakarak “küçük Amerika” yarattı!

Günümüzde silah alım satımı serbest bırakılmış durumdadır. Uyduruk gerekçelerle harç alınarak ruhsat veriliyor. Güvenlik elemanları, beylik silahlarını ruhsatlarıyla satıp yenilerini alıyordu. Üstelik, resmi görevlilerin açıklamalarına göre, devletin yüzlerce yüksek kalibreli silahları kayıp iken.

İçişleri Bakanlığının verdiği bilgilere dayanan gazeteci Saygı Öztürk; 27 Kasım’da: “106 bin adet silah kayıp” olduğunu yazdı!

Silahlanma durumunun yarattığı dramlar, özellikle kadınların katledilmesiyle toplumu acılara sürüklüyor!

Eski alışkanlıklarını terk etmemiş şehir eşkıyalarının sırtı sıvazlanmamış olsa, Başbakan’dan ana Muhalefet liderine kadar tehdit ve hakaret görmesi, olağan karşılanır mı? Böylesi koşullarda güvenlik olur mu?

Birçok devlet dairesi gibi, adliyelerin bile adeta garnizon şeklinde korunur olma görüntüsü, halkın güvensizlik duymasını haklı göstermez mi?

Güvensizlik içinde olmasa halk; ekonomik açmazlarına rağmen silaha para ayırır mı?

Siyasal çıkar ve oy alma gibi nedenlerle halkın ayrıştırıldığı, partizan bloklaşmaya itildiği, karşılıklı “hain” söylemlerin pervasızca söylendiği bir ortamda, masum insanlar ne hisseder?

12 Eylül öncesinde olduğu gibi, Türkiye silah sanayinin açık pazarı haline gelmiştir.

Demokrasinin tıkandığı, Türk halkının demokratik anlayışına uymayan “bir kişi” sistemi ile ekonomik açmazların büyüdüğü koşullarda toplumsal barış nasıl korunacaktır?

***

Eski İçişleri Bakanlarından Saadettin Tantan bile şunları vurgulama gereği duydu: “Ülkede güven azaldı. Şunu ifade etmek istiyorum: Sadece İstanbul’da PKK’nın en az 30-40 bine yakın silahlı elemanı olduğu ifade ediliyor…”

Sadece PKK mı?

Ya “siyasal İslam” yandaşlarının müsamahasına mazhar olan İŞID?

Uyuşturucu baronları ile mafya çetelerinin militanları?

Kendi yurt bütünlüğümüzü korumaya çalışırken komşu Suriye’yi bölmeye çalışan ÖSO’nun kollanması ve Türkiye’nin Suriyeleştirilmesi?

Siyasal troller?

Bütün bunlar karşısında paniğe kapılan halkın silahta güvence arama psikozuna girmesi yadsınabilinir mi?

“İç ve dış güvenlik” için teşkilatlı meşru kolluk güçlerinin (polis ve jandarma) yazdıkları raporlar ne ifade ediyor?

“Güven azaldığı için insanlar kabuklarına çekiliyor (…) aidiyet duyguları ülkeye, millete, devletine doğru değil, güce doğru gidiyor” saptaması yapıyor S. Tantan. Ve devamla; “Eğer siz güven ortamını yaratmazsanız, uluslararası alanda size de kimse güvenmez (…) önemli olan güveni nasıl sağlamanızdır…”

Emniyet teşkilatı içinde yetişmiş, İçişleri Bakanlığı yapmış, terör örgütleri ve kent çeteleriyle savaşmış biri olan Saadettin Tantan’ın haklılığı; 15 Temmuz hain darbesi ile apaçık görülmüştür.

Yorumlar (0)
11
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 38 81
2. Fenerbahçe 38 79
3. Galatasaray 38 78
4. Trabzonspor 38 67
5. Hatayspor 38 60
6. Sivasspor 38 59
7. Alanyaspor 38 57
8. Gaziantep FK 38 55
9. Karagümrük 38 54
10. Göztepe 38 51
11. Konyaspor 38 48
12. Rizespor 38 45
13. Malatyaspor 38 44
14. Başakşehir 38 44
15. Kasımpaşa 38 43
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 38 40
18. Ankaragücü 38 38
19. Erzurumspor 39 37
20. Gençlerbirliği 38 35
21. Denizlispor 38 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 34 70
3. Chelsea 35 64
4. Leicester City 35 63
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 34 41
14. Burnley 35 39
15. Newcastle 35 39
16. Brighton 35 37
17. Southampton 34 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Real Madrid 35 75
3. Barcelona 35 75
4. Sevilla 35 71
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 35 47
9. Athletic Bilbao 35 46
10. Granada 35 45
11. Cádiz 35 43
12. Osasuna 35 41
13. Valencia 35 39
14. Levante 35 39
15. Getafe 35 34
16. Deportivo Alaves 35 32
17. Real Valladolid 35 31
18. Huesca 35 30
19. Elche 35 30
20. Eibar 35 29