28.01.2021, 20:20

Halkın demokrasisi ne zaman?

Rémi Lefebvre’in «Sarı Yelekler ve Siyasi Temsilin Gereksinimleri» başlıklı Eylül 2019’da yayımlanan denemesini okuduğumda çok etkilendim. Çünkü Sarı Yeleklerin talebi sınırlı olan Temsili Demokrasi’nin ötesinde bir başka modelin; «Halkın Demokrasisi»[1]nin yani «Katılımcı Demokrasi»’[2]nin gerekliliği.

İBB’nin arzettiği İstanbul Meydanları örneğinde bu model bir ucundan bize gösterildiği için Sarı Yeleklerden şanslıyız. Ama şu da var ki elitler yerine toplumun alt gruplarından çıkıp gelen Sarı Yelekler Halkın Demokrasisi modelini talep etmiş şanslılar.

Ne de olsa 18. yüzyıldan bu yana gelenekselleşmiş başkaldırı kültürü var onlarda. Hakkını arama gereği hücrelerine dek işlemiş. Kırılgan, yoksul, yaralı, bir köşede unutulmuş diplomalı, diplomasız bu kitleler 2018’de başladıkları «meşruluğun ölçütü halk egemenliği»[3] olacak demokrasi biçimini talep etmeyi sürdürüyorlar. Yoksul emekçiler, düşük maaşlı emekliler, üniversite mezunu liyakat görmemiş geçici işçilerde çalışan gençler, tek başına çocuk okutan anneler onlar. Her biri farklı özellikte, farklı tartışabilme kapasitesinde ama müzakere edebilen, insanca yaşamak için günlük yaşamlarında neyin eksik kaldığını, neyin verilmediğini bilen, bunu isteme hakkını kendinde görebilenler. Arkalarındaki güç Fransız Anayasasının kurucu metni: Fransız Cumhuriyetinin baş tacı ettiği 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi; ona güven kültürü.

Sağdan ve soldan siyasi partilerin hiçbiri onları dikkate almadı. Ne sosyalist J. L. Mélenchon ne aşırı sağcı Marine Le Pen yanaştı. Ne Boyun Eğmeyen Fransa’nın (La France Insoumise) ne Ulusal Cephe’nin (Le Front National) bu alt grupların yaşadığı küçük şehirlerde, kenar banliyölerde yerleşimleri olmadığı görüldü. Fransa’da da yukarıda olanlar çok farklı değil. Saman alevi sandılar; önemsemediler. Gene de hareket iki yıl boyunca birbirini tanımayan binlerce insanı her Cumartesi aynı anda bir araya toplayabildi.

Toplumsal adaletten demokrasi sorunsalına yürüyen Sarı Yelekler Hareketi’nin bir yenisi Eylül 2020’de gerçekleşti. 8500 öfkeli Sarı Yelekli "bizi rafa koydunuz" diyerek seferber oldu. 2500’ü Paris’teydi. 275’i tutuklandı. Bu kez Covid-19 pandemisi dolayısıyla kapatılan diskoteklerin restoranların sahipleri de turistik gezi şoförleri, hasta bakıcılar, çöpçüler ve kasa çalışanları da aralarındaydı. Yükseklere alışkın elitler 14. Louis kadar aşağıdan uzaklaştıkları için belki de Sarı Yekelerin gücünü hiçe saymaktalar. Ama "Küresel Güvenlik" adı altında Fransız Anayasasının 24. maddesini mecliste hızlıca düzenlemeleri sanki endişeleri gösteriyor. Senatoya sunulan metin tartışmalara yol açtı. Çünkü «anayasal sorunlar doğurabilir», «kanıtlanması zor kötü niyet suçu olarak görülebilir» metin temelde halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlamakta. Şimdilik Katılımcı Demokrasi modeli yerine insan ve yurttaş haklarını ihlal edecek Küresel Güvenlik tedbiri koymayı tercih ediyorlar.

Aslında Sarı Yelekler Hareketi ile Macron’un kurucusu olduğu Yürüyen Cumhuriyet (La République en Marche) sosyo-politik oluşumlar olarak birbirinin zıddı. Fakat birer geleneksel örgütlenme, siyasi kültür ya da zihniyet zincirlenmesi ürünü değiller. Ortak noktaları siyasi aracılardan geçmeden başarmaları. Belli bir toplumsal durumda hiçten yola çıkıp var olmuşlar. Yürüyen Cumhuriyet Nisan 2016’da doğmuş; Macron Mayıs 2017’de cumhurbaşkanlığı görevini almış. Sarı Yelekler aşağıdan; Makronizm yukarıdan gelerek Fransız siyaset sistemini alt üst etmiş, dengeyi bozmuş.

İkisi de arabulucu birliklerden ve geleneksel elitlerden uzak «halkın demokrasisi» olma iddiasında. Yerleşik «eski siyaset»’in «eski dünya» tarzı örgütlenmenin kodlarını kırmış. Şöyle ki siyasi geçmişleri yok; siyaset meslekleri değil. Eylemleri sosyal medya aracılığıyla örgütlemiş iki hareket. Ancak Yürüyen Cumhuriyet’in başarısı klasik demokrasideki gibi kendine bir lider seçmiş olmasında.

Oysa Sarı Yelekler tam yenilikçi: Baştan beri liderlik sistemini reddettikleri gibi Temsili Demokrasi anlayışını, biçimini tartışmaya açtılar. Fransa’da Gücenikler (Les Indignés), İngiltere’de Momentum, İtalya’da Beş Yıldız (Cinq Étoiles), Amerika’da Obama’nın başkanlığı sırasında iktisadi krizde kurulan Çay Partisi (Tea Party) gibi benzer oluşumlara fark atıyorlar. Yakıtta karbon vergisine karşı çıkmakla başladıkları eylem zincirini ulusal çapta yaymayı başardılar. Bireysel acıların paylaşılması, kamu önünde dile getirilmesi, bireysel sefaletlerin toplumsal davaya dönüşebilmesi onların eseri.

Toplumsal adalet konusunu davalarının merkezine koyarak saygıdeğerlik ve kabul edilme ilkelerinin sayılmasını talep ettiler. Siyasi partilerin unuttuğu toplumculuk, dayanışma, toplumsallaştırma işlevleriyle kamuoyunu biçimlendirdiler. Bir dizi eşitsizliğe karşı eylem yaptılar. Listeleri 42 maddelik; ağır basanlar asgari ücretin artırılması, servet vergisinin yeniden konması, emekli maaşlarının artırılması.

Oto-organizasyonda yakaladıkları başarıyı protesto gösterilerini sürdürmede sağlayamamalarının nedeni temsili demokrasinin kuralları çerçevesine girmekte direnmeleri ve sokak mı oy sandığı mı ikilemi. 2016’da Gece Ayakta (Nuit Debout) Hareketinin de protestoları böyle sonlanmıştı. Ama Sarı Yelekler organize ve kalıcı olmaktan yana. Aralarından çıkacak sözcüler dışında temsilcileri olsun istemiyorlar. İşin içine oy meselesi girdiğinde fikirler adına savaşmanın sona erdiği iddiasındalar. Seçimle ilgili kurallar onlara ayak bağı. Öte yandan bu işin nasıl olabileceği de büyük sorunsal.

Yüze yakın delege tüm Sarı Yelekler adına konuşmak üzere toplandığında tartıştıkları şey meşruiyetleri olmuş. Çünkü şimdiye dek güvenip oy verdiklerinin ihanetini biliyor ve yukarıdan aşağıya rezilce işleyen sistemi reddediyorlar. Sosyal boyuttan siyasi boyuta geçiş senaryoları bu nedenle sürdürülebilir olamıyor. Bireyler, tüketiciler, yurttaşlar adına bir araya gelerek hareket eden, biçimlendiren, örgütleyen, seferber eden grupların, sendikaların, partilerin aracılığını istemiyorlar.

Soruları şu: Olabilecek en demokratik biçimde bir çalışma planı nasıl yapılabilir?

Yanıtları da şöyle: Demokrasi süper zor.

Sarı Yelekler siyasette kriz yaratarak birçok farkındalık geliştirdi. Temsili Demokraside radikal yenilenmeyi gösterdi. Kolektif çıkarların kalıcı olmalarına, siyasi sistem içinde onları taşıyacak yapıların gerekliliğine, program ve önerilerle savunulmasına işaret etti.

Mehmet Ali Zengin «Katılımcı Demokrasi artık sadece politik teorinin değil kozmopolit ve elektronik demokrasinin de etkisi altında» olduğunu bildirmiş.

O güzel günleri görmek dileğiyle esen kalın!


[1]Rémi Lefebvre, «Les Gilets jaunes et les exigences de la représentation politique»: https://laviedesidees.fr/Les-Gilets-jaunes-et-les-exigences-de-la-representation-politique.html

[2] Mehmet Ali ZENGİN (Doç. Dr.), Katılımcı Demokrasinin Vasıtaları ve Bu Vasıtalardan Referandumun Çevre Hakkına Olan Etkileri: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/774914

Yorumlar (0)
banner162
8
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 25 54
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 26 45
6. Alanyaspor 26 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 26 40
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Kayserispor 25 25
17. Başakşehir 26 25
18. Erzurumspor 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Ankara Keçiörengücü 24 39
8. Tuzlaspor 23 38
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 23 26
13. Menemenspor 23 26
14. Balıkesirspor 23 24
15. Boluspor 23 23
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 23 14
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 26 62
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 24 40
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 26 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 25 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 24 52
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20
Günün Karikatürü Tümü