Osmanlıda devlet temelde yönetenler (Askeriye) ve yönetilenler (reaya) olarak ikiye ayrılırdı. Bu iki grubu ayıran en önemli özellik yönetenlerin vergi vermemesiydi. Reaya çeşitli din, mezhep, ırk ve dilden topluluklardan oluşurdu. Kanuni'nin ;

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya cihanda devlet bir nefes sıhhat gibi"

bu beyitinde işaret ettiği "halk" işte bu yönetilenlerdir.

Halkın ;

"Şalvarı şaltak Osmanlı

Eyeri Kaltak osmanlı

Ekende yok biçende yok

Yiyende ortak Osmanlı"

manisinde eleştirdiği de Osmanlının "yönetenler" sınıfıdır.

Osmanlı'ya göre söz gelimi Türkler, "etrak-ı biidrak" (anlayışsız kaba Türkler" olarak nitelenir. Saray sanatçılarına göre Türkçe; kaba bir dildir.

Halk sözcüğü, özellikle 19. yy’lın ikinci yarısından sonra aydınları etkileyen bir kavrama dönüşür. Kitlelerin ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda onlara hizmet vermeye yönlendiren değişik akımlar için kullanılmıştır.

Rusya’daki “Narodniki” halka doğru gidiş Balkanlarda çok etkili olmuştu. “ İnsanlar için, insanlar tarafından kurulan hükümet”

Halkçılık kavramının bizdeki ilk ve önemli savunucusu Ali Suavi’dir. Ülkenin ekonomik ve politik geri kalmışlığını derinlemesine irdeleyen Ali Suavi, Rus aydınlarının görüşlerine yakın görüşleri savunuyordu.

Cumhuriyet öncesi özellikle 1900’lü yılların hemen başında Türk Yurdu gibi dergilerde “Halka Doğru” akımı önemli bir akımdı. Bu alanda Atatürk’e ilham veren ideologlar Tekin Alp ve Ziya Gökalp’tir.

Eğer bir toplum, birkaç katman veya sınıftan oluşuyorsa, o zaman eşitlikçi bir toplum değildir. Halkçılığın amacı, katman veya sınıf farklılıklarını bastırmak ve bunların yerine, birbirleriyle dayanışma içinde olan meslek gruplarından bir sosyal yapı oluşturmaktır.

“Sosyal sınıflar yoktur, meslekler vardır.” 1923’te iktisat kongresinde resmi söylem olarak benimsenir.

M. Esat Bozkurt’un; “ Diğer partiler, çeşitli sosyal sınıfların ve katmanların ilgilendikleri şeyleri savunurlar. Bizim açımızdan ise, biz bu sınıfların ve katmanların varlığını kabul etmiyoruz. Bize göre bunların hepsi birlik içindedir. Burada centilmenler, sahipler, köleler yoktur. Yalnızca bir bütün takım vardır ve bu takım millettir.”

Sözleriyle açıklamaya çalıştığı Atatürk devriminin bu konudaki anlayışıdır.

Onuncu Yıl Marşı'nın;

“Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;

İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz.

Uyduk görüşte bilgi, gidişte ülküye biz;

Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.”

dizeleri bu düşünceleri açıkça ortaya koyar.

Atatürk'ün süreç içinde söylediği şu sözler bize bu konuda bugün fazlasıyla ışık tutmaktadır.

“ Yeni Türkiye devleti bir halk devletidir, halkın devletidir. Mazideki müesseseleri ise bir şahıs devleti idi.”

“ Sosyoloji bakımından bizim hükümetimizi ifade etmek lazım gelirse “ Halk Hükümeti” deriz.”

“ Halkçılık, sosyal düzenin çalışmasına, hukukuna istinat ettirmek isteyen bir sosyal meslektir.”

“ Teşkilat baştan başa halk teşkilatı olacaktır. Umumi idareyi halkın eline vereceğiz. Bu toplulukta hak sahibi olmak, herkesin bir iş görmesi esasına dayanacaktır. Millet hak sahibi olmak için çalışacaktır.”

“ Çağdaş demokrasi anlayışı, halkçılık demektir. Bu ilkeye göre irade ve egemenlik, milletin tamamına aittir. Demokrasi milli egemenliktir. Halkçılık ilkesi ise temsili hükümet ilkesiyle bağlantılıdır. Bu ilkenin uygulanması, milli egemenliğin uygulanması demektir. Halkçılık ilkesine göre yönetilen devletlerin kuruluşunu belirleyen anayasaları, öteki kanunlardan üstün sayılır. Halkçılık, egemenliği kullanan kurum ve araçlar ne olursa olsun, temel, milletin egemenliğine sahip olmasını gerektirir. Halkçılık siyasal bir kavramdır. Bir sosyal yardım veya ekonomik kuruluş sistemi değildir. Bu ilkenin amacı, milletin yönetenler üzerindeki denetim yetkisi ile siyasal özgürlüğü sağlamaktır.”

Sanırız ki bu sözlerde vazgeçilmemesi gereken bir çıkarım da halkçılıkla demokratlığın birlikte ele alınışıdır.

Cumhuriyeti kuranlar halkçılık ilkesini, Halkevleri vasıtasıyla hayata geçirmeye çalışmışlardır. Öyleyse ışık oradadır.

Halkçıyım diyenlerin, adına "Halk" sözcüğünü yerleştirenlerin ellerinde harika bir deneyim vardır. "HALKEVLERİ"

Çocuklarımıza tarikat yurtlarında yapılanları telin ederek tatmin olanların yapabileceklerinin aracı bellidir. Yeter ki davaya inanalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.