Başlıktaki cümleyi, çoğu yerde bir ajitasyon ifadesi olarak kullanmış ve duymuşuzdur.

Yanlış da değil.

İşçi sınıfımız ve emekçi halkımızın; kağıt üzerinde yazılı, mevzuattan kaynaklanan haklarının bile verilmediği, verilemeyeceği gerçeğini kavramasını, bu haklara kavuşmak için kendi gücüne ve örgütlülüğüne güvenip mücadele etmesi gerektiğini ifade eden bir cümledir, bu.

Her zaman bu bilinçle hareket ediliyor mu?

Maalesef hayır...

Zira işçi sınıfımız; doğru devrimci önderliklerle bütünleşemeyince sahip olduğu potansiyel devrimci gücünü sürekli heba etmektedir.

Yaşanan “sendikalar faciası” ortamında, her taraf sarı sendikacıya kesmiş durumdadır.

Bu sarılar, işverenlerin icazetiyle örgütlenip, işçilerin aidatları üzerinden haksız kazançlar elde etmeyi sendikacılık diye yutturmaya çalışıyorlar.

Yıllardır aidatlarını aldıkları işçiler bir gece yarısı hileli iflas vb. yöntemlerle işsiz bırakılınca, “yapacak bir şeyimiz yok” deyip kenara çekiliyorlar. İşçilerin yıllardır birikmiş alınterlerinin karşılığı olan kıdem tazminatlarını bir çırpıda işverene peşkeş çekme utanmazlığını gösterdikleri gibi, işçilere sahip çıkan devrimci sendikacılara da iftira atmaktan geri durmuyorlar.

Şunu anlatmak istiyoruz...

Ülkemizde bir buçuk yıla yakındır iki direniş sürmektedir.

Birisi, hileli iflas yöntemiyle METRO Market bünyesine katılan Real Market işçilerinin direnişi, diğeri de aynı yöntemle MİGROS’a dahil edilen Uyum-Makro Market işçilerinin direnişi...

Yıllardır aidat ödedikleri sendikaları Tez Koop-İş’in sarı sendikacılarının kendilerine sahip çıkmaması üzerine işçiler, işkolları farklı olsa da Nakliyat-İş Sendikası’na geldiler, kendilerine sahip çıkmasını istediler.

Nakliyat-İş, hiç tereddütsüz bu işçileri sahiplendi. Hemen direnişleri örgütledi.

Aylardır, birbirinden değişik eylem biçimleriyle hak mücadelesi yürütüyorlar. Özellikle Migros ve Metro mağazalarındaki “kasa kilitleme” eylemleri etkili oldu.

Bu şirketler, kendilerini yasal olarak sorumlu görmüyorlardı, ama Nakliyat-İş Devrimci önderliğinin yaratıcı eylem biçimleriyle karşılaşınca şaşkına döndüler.

Özel Güvenlik ve Polis terörü ile sonuç alamadılar. İftira ve dedikodu ile işçileri birbirlerine kışkırttılar, yaramadı. Fakat eylemler kesintisiz ve boyutlanarak sürdü.

İşçilerin hukuk kırkambarına çekilmesi, sürecin mahkemelere havale edilmesi bu hakların eriyip yok olmasına neden olacaktı. Bu yöntemler sarı sendikacılar tarafından işçilere sürekli empoze edildi.

Ama Nakliyat-İş’in devrimci sendikacıları “hak verilmez alınır” şiarını kuvveden fiile geçirdiler.

Binbir türlü zorluğu göze alarak, işçilerin örgütlü gücünü yaşama geçirip fiilen önderlik ettikleri eylemlerle sonuç almayı bildiler.

İlk teslim bayrağını MİGROS çekti.

MİGROS bünyesine katılarak hakları yenen Uyum-Makro işçilerinin direnişe katılanlarının kendi kararlarıyla tespit ettikleri listedeki işçilerin alacakları, 08 Kasım 2018 tarihi itibariyle hesaplarına yatırılmış oldu.

muhteşem bir zaferdir.

Sırada METRO var.

Bu zafere ulaşmak elbette kolay olmadı.

Sağlı sollu binbir türlü saldırı, yalan ve iftira göğüslendi.

Hiçbir maddi çıkar gözetmeden, kahramanca yürütülen mücadeleye; “Acaba Nakliyat-İş'in bundan ne çıkarı var" diye çamur atmaya çalıştılar.

Bazıları ise gözlerine sokulan eylemlere, pankartlara ve sloganlara rağmen görmezden geldi, yok saydı. Yani üç maymuna oynadılar.

Ama bizzat işçi sınıfının örgütlü gücüne inanan, kendisini işçi sınıfı davasına vakfeden önderler yılmadı, usanmadı ve ilk olarak MİGROS işverenini dize getirdiler. Uyum-Makro İşçilerinin gasp edilen haklarını söke söke aldılar.

Artık sloganlar bile değişti;

İşçiyiz, Haklıyız, Kazandık...

Zafer Direnen Emekçinin Oldu...

Bundan sonrasını sarı sendikacılar düşünşün.

Ali Rıza Başkan’ın dediği gibi; “yok öyle yağma”...

İşverenlerin icazetiyle örgütlenip, işçilerin aidatları üzerine yatarak gününü gün etmek yok artık.

İşçi sınıfımıza çağrımızdır; atın bu asalakları, hainleri sırtınızdan.

Bakın hiçbir işkolu ayırımı yapmadan sizlere sahip çıkan eviniz; Nakliyat-İş'iniz var.

Sendikacınız; Ali Rıza Başkanınız var...

Haydi, hep birlikte Nakliyat-İş Saflarına...

Son söz, birbuçuk yıla yakındır Nakliyat-İş öncülüğünde kahramanca bir direniş sürdüren Real Market işçilerinin önderlerinden Yaşar Kara’nın olsun.

Bakın işçi sınıfı bilinciyle nasıl da doğru ve güzel öngörülerde bulunuyor:

“Sarı sendikacılar için artık kabus dolu günler başlıyor!

Nedeni çok açık.

Migros'un yasal sorumluluğu olmamasına rağmen Nakliyat-İş Sendikası’nın doğru direktifleri ve izlenen kararlı süreç elbette sınıf dayanışması ile bugün meyvesini verdi.

Sarı sendikacılar için neden mi kabus dolu günler gelecek, o sorunun cevabını da şöyle verelim.

İşaret ettiğimiz başta #tezkoopiş ve #sosyaliş, Migros, Mediamarkt, Carrefour, Kipa gibi birçok perakende şirketlerinde örgütlü. Önümüzdeki aylarda da bu işletmelerde yeni toplu sözleşmeler imzalanacak.

İçeride çalışan işçiler sürekli direnişçileri, eylem modellerini ve gelişmeleri çok yakından takip ediyor.Yıllardır üye olup aidat ödedikleri sendika yöneticileri ile kıyaslıyor. Buradan çıkartılacak en önemli ders işçi ileriyi, sarı sendikal yönetimler sonunu görüyor.

Bizler son kişi kalana kadar bıkmadan usanmadan, anlatmaya devam edeceğiz.

Bugün Uyum/Makro direnişçileri kazandı, yarın Real direnişçileri kazanacak. Sonraki günlerde tüm direnişler ve işçi sınıfı kazanacak.

Bu başarı da elbette birlik, beraberlik, bilgili, örgütlü mücadele ve sınıf dayanışması ile mümkün.

Bizler de bunu başararak, sarı sendikal yönetimlerin kabusu olmaya devam edeceğiz.”

Doğru söze ne denir?

Bundan gayrısını sarılar düşünsün...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.