Dindar olmanın ölçütü öncelikle “inanmaksa” akabinde “ahlak” olmalıdır diye düşünüyorum. Zira insan kendini bir dinin paydaşı sayıyorsa, o dinin manevi ağırlığı altında yaşamalı ve ona göre davranmalıdır. Bu anlamda “ahlak” önemli bir ölçüttür. Sözlüklerde “Bir toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları, töre, moral, etik.” biçiminde tanımlanan ahlak dindarın dünyasında yer bulamamışsa bu başlı başına bir sorun değil midir ve tabi böylesi bir dindarlığı nasıl yorumlamak gerek?

Bu sorunun yanıtına geçmeden önce bir veriyi paylaşmak istiyorum. 118 ülkede faaliyet gösteren Uluslararası Şeffaflık Örgütü 1995’ten bu yana her yıl Yolsuzluk Algı Endeksi raporları yayımlamakta. Buna göre ülkelerin yolsuzluk katsayısı 0 ile 100 arasında değişmekte. Sayı değerinin yükselmesi ülkenin vardığı olumlu noktaya işaret ederken, tersi durumda ülkedeki yolsuzluğun arttığını göstermekte. Türkiye, yolsuzluk algı endeksi verilerine göre gün geçtikçe kötüye gitmekte. Öyle ki, 2013’te 50, 2014’te 45, 2015’te 42, 2016’da 41 ve nihai olarak 2017 yılında Türkiye’nin yolsuzluk endeksi 40 olarak kayıtlara geçmiş. Bunun durumun anlamı gayet açık sanırım: Türkiye gün geçtikçe yolsuzluk bataklığına daha çok batmakta. Rapora göre yolsuzluğun en az olduğu ülkeler mi: “Danimarka, Yeni Zelanda, Finlandiya, İsveç, İsviçre ve Norveç.”Bu ülkelerin ortak özelliği ise “dindarlık” değil aksine bu ülkeler “seküler” kimliği ile öne çıkıyor.Peki, neden böyle oluyor. Ya da başta sorduğumuz soruyu hatırlayalım, “ahlakın” yerinde saydığı bir “dindarlığı” nasıl açıklayacağız?

Bu soruya uzun uzadıya cevap verilebilir. Fakat bunun yerine AaminMaalouf ‘un şu özlü sözünü hatırlamamız bile yeter diye düşünüyorum: "İnsanlar bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar.." Hal böyle olunca, yani insanlar kendilerini “tümden” kurtulmuş ve “iyi insanlar” kategorisine sokunca, işlenen “günahları” o kadar önemsemiyorlar sanırım; en azından akçeli işler konusunda bu böyle! Fakat şu var ki, tamda bu durum dini inançla maruf kimsenin samimiyetini sorgulatır hale geliyor. Zira toplumun karşısına bir ödevle, sorumlulukla çıkan kimse, diğer bireylere göre davranışlarında daha hassas olmalı, taşıdığı “misyonun” önemini de yaşatabilmelidir. Fakat veriler hiçte öyle söylemiyor. Veriler, Mirza Ali Ekber’in şu sözünü hatırlatıyor:“Hak için kurban, küp için kavurma”Böylelikle hem ahiret hem de dünyalık kurtarılmış oluyor. Ahlakı geride bırakan ya da taşımayan “dindarlıkta” aşağı yukarı böyle bir şey işte.

Ali Erbaş’a Birkaç Sorumuz Olacak

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş geçtiğimiz günlerde şöyle bir açıklama yaptı: “Din istismarı bugün sosyal boyutları aşarak bir güvenlik meselesi haline gelmiştir. Dinin temel kaynaklarına ve akla aykırı, gerçeklere dayanmayan söylemler, hikâyeler, rüyalar üzerinden din anlatılarak vatandaşlarımızın samimi duyguları istismar edilmekte ve sömürülmektedir.”

Madem konu din istismarından açıldı o halde kendisine soralım:

-Kur’an’ı Kerim’i seçim meydanlarında kullanmak din istismarı değil midir hoca? Misal sizden şöyle bir demeç duyacak mıyız: Siyasetçiler yüce dinimizi günlük politikalarına alet etmemeli, bundan zinhar uzak durmalıdırlar.

-“Onların doları varsa bizim Allah’ımız var ne demek”? Din istismarı ve sömürüsü konusunda nereye oturur bu söz? Niye siyasilerin böyle demeçleri sizin eleştirilerinize mazhar olmaz; yoksa onlar dini istismar edebilirler mi!

-Ve nihai olarak ülkede bunca yokluk, acı varken, yardıma muhtaç nice aile geçinme telaşında vergi ödemeye çalışırken bu paralarla “dini faaliyet” yürütmeniz “kul hakkına” ve pek tabi olarak “din istismarına” girmiyor mu ey hoca? Bildiğiniz üzere “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” denir; bu minvalde “din istismarına” karşı çıkacaksak buna Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan başlayamaz mıyız acaba? Arz ederim.

Cılgaya düşen söz:

Bir kişinin fikrini anlamak için anlattıklarını dinleyin, niyetini anlamak için yaptıklarını izleyin.                                                                                              -Lisa Prosen

* "Bayram Olacak" şiirinde geçen bir dize. Mirza Ali Ekber Sabir, Yavuz Top'a selam olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.