Saray 'himayesinde' adli yıl açılışı

Yapılan bir etkinliğin bir kişi ya da kurumun desteği, gözetimi, koruması ve katkıları ile yapılmasına “himayeli etkinlik”

Gündem 22.08.2019, 14:30 22.08.2019, 14:30
Saray 'himayesinde' adli yıl açılışı
Yapılan bir etkinliğin bir kişi ya da kurumun desteği, gözetimi, koruması ve katkıları ile yapılmasına “himayeli etkinlik” denilmektedir. Örneğin; Cumhurbaşkanlığı himayelerinde panel, sergi ve toplantılar gibi haberleri okuruz medyadan. “Himaye eden ile edilen” arasında bir denklik, bağımsızlık ilişkisi asla söz konusu olamaz. Bu “himayeler” arasına, 2016’dan itibaren Adli Yıl Açılış Töreni ile, koskoca Türk Yargı Sistemi de resmen eklenmiş oldu. Oysa biz demokrasilerde Yargıyı, birbirinin dengi olan ve birbirinden bağımsız üç erkten birisi diye bilirdik!

Bu Adli Yıl Açılış törenine katılmayacağını bildiren, Türkiye’deki tüm avukatların yüzde 87’sini temsil eden 42 Baro’ya cevaben Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bir açıklama yayınladı. Bu metinde “Gönderilen davetiye vesilesiyle Yargıtay’ın siyasi etki altında olduğuna dair ithamlar ile başlayan bir dizi suçlamalar hiçbir insaf ve adalet ölçüsü ile bağdaşmamakta olup, üzüntüyle karşılanmıştır." değerlendirmesinde bulunuldu. Üzmüşler Yargıtay’ımızı, gel de gülme!

Yargıtay’a göre yargımız siyasi etki altında değilmiş, bunu söylemek “insaf ve adalet ölçüsü ile bağdaşmaz”mış! “Yargının siyasi etki altında olmadığını” ifade eden Yargıtay Başkanlığı, daha neler olsaydı yargının siyasi etki altında olduğunu itiraf ederdi acaba?

Yargının siyasal iktidarın sadece etkisine değil, doğrudan emir ve talimatları altına girdiğinin en net kanıtı bizatihi bu açılış töreninin yeri ve şekli değil midir? Siyasetten ve iktidardan tamamen bağımsız olması gereken yargı erkinin, cübbelerinin olmayan düğmelerini her an iliklemeye hazır vaziyette olduklarını sergilemeleri, tam bağımlı olduklarına yeterli kanıt olmaz mı?

Çağırıldığı halde bu davete icabet etmeme gibi bir tercihi gösterebilecek ve hala o görevine devam edebilecek bir tane yargı mensubu bulunabileceğini söyleyebilirler mi?

YARGIYA SİYASAL TAHAKKÜM NEDEN BU KADAR ALENİ YAPILIYOR?

Ülkemizde Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin tek adam kontrolünde olduğu konusunda kanaat çok yaygın. Kontrolsüz gücün oluşturduğu bu fiili bir durumu iktidarın arzulaması da anlaşılır bir durum.

Ancak bu keyfi ve denetimsiz yönetim imkânını fiili olarak elde etmiş tek adamların, görüntüyü kurtarmak adına da bazı “şekli davranışlarda” bulunması beklenir aslında. Ülkede demokrasi, özgürlükler ve adalet olmadığı halde iç ve dış kamuoyuna karşı bunlar “varmış gibi” göstermeye çalışmaları beklenir mesela.

Örneğin; Cumhurbaşkanı çok kızdığı ve cezalandırılmasını arzu ettiği bir sanatçı, siyasetçi veya aydın ile ilgili kürsülerde yaptığı konuşmalarda yargıya talimat vermek izleniminden kaçınır, ama ilgili adli birimlere uygun kanallardan gerekli mesajlar iletilir ve gereği yaptırılabilir. Ama böyle yapılmıyor, talimatlar tüm toplumun gözü önünde açıktan veriliyor.

Yine örneğin; Yargı kurumu en alttan en üste kadar tam kontrol altına alındığı halde, bunlar olmamış ve Yargı “bağımsızmış” gibi gösterilmek adına, adli yıl açılış töreni asıl olması gereken mekânda, yani 2016’ya kadar olduğu gibi Yargıtay toplantı salonunda yapılabilir ve Cumhurbaşkanı da bu törene iştirak eder. Ama böyle olmuyor, hepsini Saray’ına çağırıyor.

Peki tüm bu dayatmalar, hukuk devleti ve güçler ayrılığı prensiplerinin çiğnenmesi neden bu kadar açıktan ve göstere göstere yapılıyor? Sanırım bir bildikleri var, ondan böyle yapılıyor.

AMAÇ TÜM ADLİ CAMİAYA KORKU VERMEK

Yukarıda yaptığım tespitlere ülke gündemini takip eden her yurttaş tanık oluyor, ancak bu aşırılıklara toplumun büyük kesimi bir anlam veremiyor.

İktidarın hukuksuzlukları ve dayatmaları bu kadar aleni yapmasının çok önemli bir sebebi var; yoğun bir korku ve baskı atmosferi yaratılarak, herkes ve her kesim sindirilerek, iktidara tehdit oluşturmaları ihtimalinin önü baştan kesilmek isteniyor. Bu görüşümün daha iyi anlaşılması için yukarıda verdiğim iki örnek üzerinden devam edeyim tezimi açıklamaya.

“Bunlar hesabını verecekler!” cümlesiyle başlayan, yargıya açıktan talimatların verildiği durumlarda, ortada gerçekte adli bir suç olmasa bile adli birimler derhal harekete geçmek, savcılar soruşturma ve ardından da hemen dava açmak zorunda hissediyorlar. Bu “hesabını verecekler” talimatı bu şekilde aleni değil de el altından gönderilmiş olsa, ilgili birimler yine harekete geçecekler tabi, ama amaç sadece ilgili birimlere değil, tüm topluma ve adli camiaya da o korkuyu vermek.

Yargı mensupları öyle “hukuk devleti, masumiyet karinesi” gibi kitabi safsatalara inanıp, “yargı bağımsızlığı ve yargıç dokunulmazlığı” laflarına güvenip özgür iradeleri ve vicdanları ile kararlar vermeye kalkmasınlar diye talimatlar bu kadar aleni veriliyor.

BU TÖREN YARGITAY’DA NEDEN YAPILMIYOR?

Adli yıl açılış töreninin Saray’da yapılmasının da sebebi tam olarak bu; tören Yargıtay salonunda yapılsa, belki de katılmama inisiyatifi gösterebilecek davetli yargı mensuplarının tümü, eksiksiz bu törene gelmek zorundalar. (Yargıtay gönderdiği emir yazısında bu zorunluluğu açıkça vurguladı zaten)

Bu şekilde onlara; “gel denildiğinde geleceksiniz, ben konuşacağım hepiniz ayakta alkışlayacaksınız, yargı dokunulmazlığı safsatalarına da inanmayacaksınız” mesajı verilmektedir. Tüm yargı mensuplarının kafaları bu konularda netleşsin, kendilerini öyle “bağımsız” filan hissetmesinler diye böyle yapılıyor.

“Hesabını verecekler, önce tazminat sonra ceza” türünden talimatlar hangi sebeple direk toplumun önünde ekranlara veriliyor ise, bu açılış töreni de bu yüzden Saray’da yapılıyor, bu kadar nettir bu durum.

"HÂKİM VE SAVCILAR KORKTUĞUNDA BİR ÜLKE KORKAR "

Yukarıdaki ara başlık cümlesi, Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla önüne gelen davada “korkmayı reddeden” ve sanığa beraat kararı veren hâkim Aydın Başar’a ait. Balıkesir’den Zonguldak’a, ardından Erzurum’a, oradan da Kars’a sürülen bu onurlu hâkime yaşatılan zulüm, diğerlerine ibret olsun diye yapıldı. Bu onurlu hâkimlerin sayısı keşke çok daha fazla olsaydı diye düşünülebilir. İşte bu tür “arızalar” oluşmasın diye yargıya tahakküm bu şekilde açıktan yapılıyor.

Şu sorularla bitirelim yazımızı;

Hepsi yaşını başını almış, çocuk ve/veya torun-torba sahibi, mesleğinin en üst derecelerine gelmiş hukukçular, şu ahir ömürlerinde mesleklerinin saygınlığı ve onurları adına, neden daha dik bir duruş göstermezler? Bir kamu ya da yargı çalışanı hukukun ve vicdanının gereğini uygulayamıyorsa, onuru ile emekliliğini istemesi neden bu kadar zor gelir?

Bugün ve gelecekte, çocuklarımızın ve torunlarımızın soracakları sorulara, gözlerimizi gözlerinden kaçırmadan; dosdoğru ve gururla yanıtlar verebilmekten daha mı önemli bu geçici makam ve mevkiler?
Yorumlar (0)
24
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30