Sabah yazarları bombardıman yapmıştı: Buğra Kavuncu'nun general amcası ilk kez konuştu

Kaplan’ın “Uludere'nin bombalamasına neden olan raporu yazan” diye bahsettiği Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu, avukatları aracılığıyla Kaplan’ın iddiaları hakkında açıklama yaptı. Açıklamada Salim Cüneyt Kavuncu’nun Uludere olayından 41 gün önce emekliliğe ayrıldığı belirtildi.

24 Ekim 2020 Cumartesi 17:40
Sabah yazarları bombardıman yapmıştı: Buğra Kavuncu'nun general amcası ilk kez konuştu

Yandaş Sabah yazarı Hilal Kaplan, Çarşamba günü kaleme aldığı “İYİ Parti’de FETÖ çıkmazsa…” başlıklı yazısında, parti içindeki tartışmalara ele aldı. Kaplan, yazısında tartışmaların odak noktasında yer alan İyi Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’ya ve aile ilişkilerine değindi. Kaplan şu ifadeleri kullandı:

Buğra Kavuncu'nun dayısı, Orta Asya'daki FETÖ yapılanmasının kurulmasındaki kilit isim Enver Altaylı. Amcası İsmail Kavuncu, Kazakistan FETÖ yapılanmasının kilit isimlerinden ve firari. Diğer amcası Uludere bombalamasının emrine götüren raporu yazan Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu ve olaydan sonra da emekliliğini istemiş. Mahmut Övür detaylarını yazmıştı.

Kaplan’ın “Uludere'nin bombalamasına neden olan raporu yazan” diye bahsettiği Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu, avukatları aracılığıyla Kaplan’ın iddiaları hakkında açıklama yaptı. Açıklamada Salim Cüneyt Kavuncu’nun Uludere olayından 41 gün önce emekliliğe ayrıldığı, olayda herhangi bir sorumluluğunun olmadığı belirtildi. Emekliliğe ayrıldığının dönemin Milli Savunma Bakanı İsmail Yılmaz ve Genelkurmay tarafından da açıklandığını belirten Kavuncu’nun avukatları, konuyla ilgili daha önce yapılan yayınlarda düzeltme yayınlandığı kaydedildi.

'EKİM 2011 TARİHİNDE İSTİFA KARARI ALMIŞTIR'
Emekli Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu’nun avukatları Celal Ülgen ve Fuat Selvi’nin Hilal Kaplan’ın yazısıyla ilgili yaptığı yazılı açıklama şöyle:

Yayında, müvekkilimizle ilgili gerçeğe aykırı bir iddia atılmakta, ayrıca müvekkilimizin kişisel olarak hiçbir ilişkisinin ve ilgisinin olmadığı 3. Kişilerle ilgili birtakım iddialarda bulunulmakta, bu iddiaların arasına müvekkilimiz de katılarak, ‘müvekkilimizin de bu kişilerle aynı fikri tutum ve davranışlar içerisinde olduğu’ ithamı yapılmaktadır.

Yayınlanan yazıdaki müvekkilimizle ilgili bölüm gerçeklere aykırıdır. Şöyle ki;

a.   Müvekkilimiz; Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli olmuş hava pilot tuğgeneraldir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde 33 yıl şerefli ve onurlu bir şekilde görev yapmış, her dönem emsalleri arasında ön sıralarda yer almış, amirleri ve astları tarafından çok sevilen ve takdir edilen çok başarılı bir subaydır. Görevde olduğu sürece FETÖ Terör Örgütü’nün tasfiye etmeye çalıştığı subaylar arasında olmuş, ancak 2011 yılının sonuna kadar FETÖ Terör Örgütü’nün kumpas girişimlerine karşı direnmeyi başarmıştır.

FETÖ Terör Örgütü’nün 2011 yılında müvekkilimize yönelik saldırılarının artması ve kumpas girişimlerinin yoğunlaşması üzerine çok sevdiği üniformasına, mesleğine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine zarar verilmemesi amacıyla Ekim 2011 tarihinde istifa kararı almıştır.

'İSTİFASI 17 KASIM 2011'DE ONAYLANMIŞTIR'

Bu tarihte müvekkilimiz Genelkurmay Başkanlığı Komuta Kontrol Daire Başkanı olarak görev yapmaktaydı. 17 Ekim 2011 tarihinde emeklilik dilekçesini amiri olan dönemin Harekât Başkanına veren müvekkilimiz izne ayrılmış ve emeklilik dilekçesinin onaylanmasını beklemiştir. Harekât Başkanı Korg. Abdullah Recep, çok kıymetli bir personel olan müvekkilimizi, istifa etmemesi için ikna etmeye çalışmış ve istifa dilekçesini bir süre işleme koymamıştır. Bu aşamada dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Mehmet Erten’de ‘kendisine ihtiyaçlarının olduğunu söyleyerek, istifa dilekçesini geri almasını’ müvekkilimizden istemiştir. Bu girişimlere rağmen müvekkilimizin istifa dilekçesini geri almaması üzerine, istifa dilekçesi işleme konulmuş ve müvekkilimizin istifası Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz tarafından 17 Kasım 2011 tarihinde onaylanmıştır. Diğer bir ifadeyle müvekkilimiz 17 Ekim 2011 tarihinden itibaren mesaiye gitmemiş ve görev yapmamıştır.

'ULUDERE OLAYI İSTİFADAN 41 GÜN SONRA YAŞANDI'

 b. Kamuoyuna “Uludere Olayı” olarak yansıyan 35 vatandaşımızın ölümü ile sonuçlanan üzüntü verici olay 28 Aralık 2011 tarihinde meydana gelmiştir. Yani ULUDERE OLAYI MÜVEKKİLİMİZİN 17 KASIM 2011 TARİHİNDE İSTİFASINDAN 41 GÜN SONRA GERÇEKLEŞMİŞTİR.

 c. Dönemin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz 14 Mart 2012 tarihinde yaptığı basın açıklamasında müvekkilimiz ile ilgili olarak sorulan soruya cevaben;

Yılmaz, insansız hava aracı Heron’ların topladığı istihbaratı değerlendirmekle görevli birimin başında olan Tuğgeneral Kavuncu’nun emekliye ayrılmasında Uludere olayının etkili olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, “Irak’taki olaydan önce kasımda komutan emeklilik başvurusu yaptı ve ayrıldı. Bu olayla ilgisi yok” dedi.

Şeklinde açıklama yapmıştır. Açıklama çok sayıda medya organının yanı sıra Milliyet Gazetesinde ve Milliyet.com.tr adlı internet sitesinde Önder Yılmaz imzalı ve “Uludere’den önce emekliliğini istedi” başlığıyla yer almıştır.

 GENELKURMAY’IN AÇIKLAMASI

 ç. Genelkurmay Başkanlığı 15.05.2012 tarihinde “Tuğgeneral Kavuncu, 17 Kasım 2011 tarihinde istifa etmiştir. Uludere Olayı sırasında görevde değildir” şeklinde kısa bir açıklama yapmış, bu açıklaması medyada yer almıştır.

 d. Müvekkilimizle ilgili iddialar ilk olarak Abdülkadir Selvi tarafından 14.05.2012 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde ve Yeni Şafak internet sitesinde “Paşa’nın istifasının nedeni Uludere” başlıklı yazı yayınlanmıştır. Bu yazıda yer alan iddiaların doğru olmadığına dair Abdülkadir Selvi’ye açıklama ve düzeltme metni gönderilmiş, Abdülkadir Selvi’nin haberini 20 Mayıs 2012 tarihli sayısında tekrar eden Habertürk Gazetesi’ne de açıklama yapmıştır. Bu açıklama Habertürk Gazetesi’nin 21 Mayıs 2012 tarihli sayısının 14 ncü sayfasında “Kavuncu: Uludere olayından önce emekli oldum” başlığı altında yayınlanmıştır. Müvekkilimizin açıklaması;

‘…Bana sürekli haksızlık yapılıyor, Ben olaydan sonra emekli olmadım. 17 Ekim tarihinde emeklilik dilekçemi verdim. 17 Kasım tarihinde de Sayın Bakan emeklilik talebimi onayladı. Olumsuz bir şeklide de ayrılmadım. …Benim bu olayla ilişkili olmadığım, vazifeyle alakalı olmadığım daha önce belirtildi, ama görüyorum ki hala iddialar devam ediyor. Onun için konunun hassasiyetini de göz önünde bulundurarak, yeni bir polemik de yaratmak istemeden açıkça söylüyorum. Ben, Uludere olayında görev başında değildim. 17 Kasım itibariyle emekli olmuştum’

şeklinde yayınlanmıştır.

Yazıda yer alan müvekkilimizle ilgili iddiaların doğru olmaması nedeniyle Abdülkadir Selvi’ye bir açıklama ve düzeltme metni gönderilmiştir. Bunun üzerine Abdülkadir Selvi Yeni Şafak Gazetesinin 21 Mayıs 2012 tarihli sayısında “Cirit’li Helikoptere Sipariş” başlığıyla yayınlanan yazısında;

Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu'nun açıklaması:

'17 Ekim tarihinde TSK'dan emeklilik dilekçemi verdim. 17 Kasım tarihinde Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz'ın emekliliğimi onaylaması üzerine son derece iyi anılarla emekli oldum. Bu olayla (Uludere) ilişkilendirilmem beni son derece üzmektedir. Baştan itibaren Sayın Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanlığı benim bu olayla ilgimin olmadığını açıklaması nedeniyle herhangi bir açıklama ihtiyacı duymamıştım. Ancak bu tür haberlerin devam etmesi üzerine bu açıklamayı yapmaya gerek duydum.'

şeklinde yazarak müvekkilimizle ilgili itham ve iddialarının doğru olmadığını belirterek, iddia ve ithamlarını geri almıştır.

HAKKINDAKİ YAZILAR VE AÇIKLAMALAR

Sabah Gazetesi’nin 05 Eylül 2016 tarihli sayısında ve internet sayfasında “Çapkın’a 3 milyon dolarlık hediye ev” başlıklı Ersin Ramoğlu (Güney) imzalı köşe yazısında müvekkilimizle ilgili yalan iddia ve ithamlar tekrarlanmıştır. Haberde müvekkilimizle ilgili olarak;

‘…Eski Genelkurmay Komuta Kontrol Daire Başkanı olan amca oğlu Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu da onun gibidir.

Hükümeti zora sokmak için Uludere'de 35 kaçakçı Kürt'ü bombalatarak öldürten isimdir.

Tuğgeneral Kavuncu, Heron görüntülerinin incelendiği birimin başındaydı.

'Gelenler terörist'tir raporu verdiği için kaçakcı Kürtler bombalanmıştır.

Uludere'de ki o feci olaydan sonra istifa etmiştir.

Kavuncu soyadını duyunca duracaksın arkadaş…’

şeklinde yer almıştır.

Yazıda yer alan müvekkilimizle ilgili itham ve iddiaların doğru olmaması nedeniyle müvekkilimiz Ersin Ramoğlu (Güney)’e bir açıklama ve düzeltme yazısı göndermiş, açıklama ve düzeltme metni 06 Eylül 2016 tarihli Sabah Gazetesi’nde ve bu gazeteye ait internet sayfasında “FETÖ’cü Subaylar Olmasa PKK Bitmişti” başlıklı köşe yazısı şeklinde kısaca yayınlanmıştır. Köşe yazısında;

“…İsmail Kavuncu'nun amcaoğlu Salim Cüneyt Kavuncu bir not gönderdi.

Diyor ki;

"Türk Silahlı Kuvvetleri'nden 16 Kasım 2011 tarihinde emekliye ayrıldım.

Atatürk ilkelerine bağlı olarak görev yaptım. O ilkelere bağlı olarak emekliliğimi sürdürüyorum. Maddi gerçeklikle ve benimle hiç bir şekilde ilgisi olmayan yazınız beni üzdü."

şeklinde yazarak müvekkilimizle ilgili itham ve iddialarının doğru olmadığını belirterek, iddia ve ithamlarını geri almıştır.

01.09.2018 tarihinde ise bu kez Mahmut Övür imzasıyla “İP ve Kavuncuların Sır Dolu İlişkileri” başlığıyla, Müvekkilimiz Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu ile ilgili olarak;

     a. Abdülkadir Selvi tarafından 14.05.2012 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde ve Yeni Şafak internet sitesinde yayınlanan “Paşa’nın istifasının nedeni Uludere” başlıklı yazısı ile,

     b. Ersin Ramoğlu (Güney) tarafından 06.09.2016 tarihinde Sabah Gazetesinde ve Sabah Gazetesi’nin internet sitesinde yayınlanan “Fetö’cü Subaylar Olmasa PKK bitmişti” başlıklı yazısındaki iddialar aynen alınarak tekrarlanmıştır.

 Bu yazıyla ilgili olarak Mahmut Övür Bey’e açıklama metni gönderilmiş ve anılan yazıdan müvekkilimizle ilgili bölümün kaldırılması talep edilmişti.

'VİCDANLARA SIĞMAYACAK KADAR AÇIK BİR HAKSIZLIK'

Gerçekler bu şekilde olmasına rağmen müvekkilimizin kişisel olarak hiçbir ilişkisinin ve ilgisinin olmadığı 3. Kişilerle ilgili birtakım iddialarda bulunulması, bu iddiaların arasına müvekkilimizin de katılarak, “müvekkilimizin de bu kişilerle aynı fikri tutum ve davranışlar içerisinde olduğu” ithamının yapılması vicdanlara sığmayacak ölçekte açık bir haksızlıktır ve müvekkilimizi derinden üzmektedir.

'ULUDERE OLAYI İLE EN KÜÇÜK BİR İLGİSİ MEVCUT DEĞİLDİR'

Tekraren belirtmek isteriz ki, Müvekkilimiz Görevde olduğu sürece FETÖ Terör Örgütü’nün tasfiye etmeye çalıştığı subaylar arasında olmuş, ancak 2011 yılının sonuna kadar FETÖ Terör Örgütü’nün kumpas girişimlerine karşı direnmeyi başarmıştır. FETÖ Terör Örgütü’nün 2011 yılında müvekkilimize yönelik saldırılarının artması ve kumpas girişimlerinin yoğunlaşması üzerine çok sevdiği üniformasına, mesleğine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine zarar verilmemesi amacıyla Ekim 2011 tarihinde istifa kararı almıştır ve üzücü Uludere Olayı yaşandığı tarihten 41 gün önce istifası onaylanarak, görevden ayrılmıştır. Yani müvekkilimizin Uludere Olayı ile en küçük bir ilgisi, bilgisi, sorumluluğu mevcut değildir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.