Reform dedikleri: Kerizleri kandırmaca

İktidarın her icraatında olduğu gibi büyük gürültü ve şamatayla Mayıs sonunda açıkladığı “Yargı Reformu Strateji Belgesi”n

26 Eylül 2019 Perşembe 11:13
Reform dedikleri: Kerizleri kandırmaca

İktidarın her icraatında olduğu gibi büyük gürültü ve şamatayla Mayıs sonunda açıkladığı “Yargı Reformu Strateji Belgesi”nin ilk uygulaması olan birinci yargı paketinin taslağı ortaya çıktı. Şimdi diğer partilerden adet yerini bulsun diye sözde görüş alıyorlar. Çünkü onların kimsenin aklına ihtiyacı yok hatta kendilerinin bile çünkü hemen hepsi aklını tek bir yere ipotek etmiş durumda. Ben demiyorum kendi adamları diyor.

Bana göre bu paket işi sıkıntılı, geçmiştekileri hatırlayınca ülkeyi paket paket bu hale getirdiler diye düşünmemek elde değil. Bu yazımızda biraz ciddi biraz ironik olarak pakette yer alan iki konuya değineceğiz.

Pasaport gasbına devam: Malum olduğu üzere meslekteyken veya emekliyken kamu görevinden çıkarılanların, eşlerinin ve çocuklarının pasaport alması idari şerh adı altında gasp edilmiştir. Hatta geçmiş dönemde eşlerin şerhlerinin kaldırılacağı bizzat Bakan tarafından açıklanmış olsa da özellikle asker ve polislerin eş şerhleri halen devam etmektedir.

Pakete göre, bu kişiler haklarındaki davalardan aklanırsa kolluk birimlerince yapılacak araştırma sonucuna göre pasaport verilebilecektir.

Bu düzenlemenin neresinden tutsanız elinizde kalır. Birincisi kanunlarda serbest olan eylemler değil yasak olan eylemler yazılır. Serbest olan eylemleri kanunlara yazarsanız kâğıt kalem yetmeyeceği gibi saçmalamış olursunuz. İkincisi T.C. Anayasasının 23.maddesine göre “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.” Yani bu düzenleme Anayasaya apaçık aykırıdır, başka söze hacet var mı? Üçüncüsü bu düzenlemeyle yargının akladığı kişiye hala şüpheli muamelesi yapılmakta ve kolluk yani polis jandarma bağımsız ve tarafsız olduğu söylenen ve kararları herkes ve her kurum içim bağlayıcı olan yargı makamlarının üzerine çıkarılmaktadır.

Bu düzenleme yerleşme ve seyahat özgürlüğü bakımından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasaya açıkça aykırı olup, hazırlayanlar açısından görev ve yetkinin kötüye kullanılmasıdır. Bu düzenleme yasayla suç işlenmesidir ve ilgililer zamanı geldiğinde hesabını hukuk önünde mutlaka vermelidir.

Hâkimlere gabi muamelesi: Pakete göre Terörle Mücadele Kanununa “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” cümlesi eklenecektir.

Tam güler misin ağlar mısın durumu. Sen 4 yıl hukuk fakültesinde oku, aylarca belki yıllarca hâkimlik sınavlarına hazırlan, 2 yıl hâkimlik eğitimi al ama kürsüye çıktığında eleştiri ve haber vermenin terör örgütü propagandası olmadığını yani suç olmadığını bilmekten aciz ol! Birincisi bu düzenleme hâkimlere düpedüz hakarettir, onlara gabi muamelesi yapmaktır. İkincisi yukarıda da değindiğimiz gibi kanunlarda suç olmayan eylemler değil suç olan eylemler yazılır. Üçüncüsü eleştiri ve haber verme hakkı Türk Ceza Kanunu’nun 26.maddesinde yer alan “hakkın kullanılması” hukuka uygunluk nedeni içinde olup, böyle bir düzenlemeye asla ihtiyaç yoktur.

Ülkedeki sorun düzenleme eksikliği değil iktidarın tutum ve davranışıdır. Söze gelince “cumhurbaşkanı” sıfatını kullanan ancak icraata gelince “parti başkanı”ndan öteye gidemeyen zatın her gün 10 vatandaşa dava açtığı, muhalif hemen herkesi hain ilan ettiği, gerginlikten beslendiği bir ortamda onunla çay toplamaya giden ve sarayına çıkıp alkışlayan yargının vatandaşa dava açmakta ondan geri kalması düşünülemez. Buradaki çözüm en başta iktidarın farklı seslere tahammül etmesi ve bunu söylem değil eylemleriyle göstermesidir.

Netice olarak; bu konuda daha önce bu köşede yazdığımız yazılarda da belirttiğimiz gibi mesele kanun değil uygulama meselesidir. Kötü kanun yoktur kötü uygulayıcı vardır. Ülkemizdeki yargı mensupları kendini devletin sahibi ve koruyucusu, karşısındakileri suç işleyen vatandaş değil düşman ve hain gördüğü, iktidarın aracısı olduğu sürece kanunların değişmesinin önemi yoktur.

Bakınız mevcut Kanunda hâkim ve savcı adaylarının alımı Adalet Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Bakan Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri, Hukuk İşleri ve Personel Genel Müdürlerinden oluşan Mülakat Komisyonuna bu düzenlemeyle HSK Genel Sekreteri ile Türkiye Adalet Akademisinden bir kişi daha ekleniyor. Yani tamamı iktidarın adamlarından oluşan bir komisyon, sonra da diyorlar ki neden “yargı iktidarın hizmetkarıdır”?

İktidar yargı reformunda, yargının tarafsızlık ve bağımsızlığının sağlanmasında gerçekten samimiyse yapması gereken Bakan ve Yardımcısını HSK üyesi olmaktan çıkardıktan sonra hâkim savcı alımlarını bu kuruma devretmektir. Bunu yapar mı dersiniz? Asla yapmaz, o zaman Akp kurucusu, yöneticisi, üyesi avukatları nasıl hâkim yapacak? Yazılı sınavdan 90 alanı eleyip 70 alan yandaşı nasıl savcı yapacak? Hâkimlere savcılara nasıl talimat verecek?

Vel hasıl kelam bunun reform olduğuna biz inanmayız ancak kerizler inanır.

Son Güncelleme: 26.09.2019 11:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.