Osmangazi'de milyarları cebe indirdiler, yetmedi: Nurol Holding Madra Dağı'nı talan ediyor

Tarım ve orman alanlarının yer aldığı Madra Dağı'nda ağaç katliamı devam ederken, çeşmelerinden doğal kaynak suyu tüketen halk siyanürlü suyun yeraltına sızmasından endişe ediyor.

28 Mayıs 2020 Perşembe 01:20
Osmangazi'de milyarları cebe indirdiler, yetmedi: Nurol Holding Madra Dağı'nı talan ediyor

Nurol Holdinge bağlı TÜMAD altın madeni, Balıkesir İvrindi ve Burhaniye’de yürüttüğü faaliyetleri nedeniyle bölgeye zarar vermeye devam ediyor. Altın madeni, daha önce Türkiye'nin en zengin 100 ailesi listesine de giren Çarmıklı Ailesi'ne ait Nurol Holding'e bağlı bir işletme. Holding aynı zamanda garanti ödemeleri tartışma konusu olan ve milyarlarca lira kazanmalarıyla gündem olan Osmangazi köprüsü’nü işleten birkaç firmadan biri.

Türkiye’nin en büyük altın madeni işletmelerinden olan alan TÜMAD'ın, İvrindi’de, 6 bin 606 hektarlık ruhsat ve 856 hektarlık işletme alanı ile Madra Dağı üzerinde 10 yıl boyunca işletme hakkı bulunuyor. Madenin ruhsat alanı orman ve tarım alanlarından oluşurken, Balıkesir, Manisa ve İzmir il sınırları içinde de geniş bir yer kaplıyor. 

Şirket Temmuz 2019’dan beri İvrindi’deki tesislerinde siyanürle altın ayrıştırma faaliyetlerini sürdürüyor. Madenin çevresindeki çok sayıda köyün yanı sıra Edremit, İvrindi, Balıkesir, Burhaniye, Ayvalık ve Bergama gibi önemli bölgeleri etkileme riski bulunuyor. İçme suyu olarak doğal kaynak sularını tüketen bölge halkı, kaynaklara siyanürlü suyun sızmasından endişe ediyor.

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Tüm dikkatlerin Kazdağları’na çevrildiği şu günlerde, TÜMAD, gözlerden uzak doğa talanını sürdürmektedir" denildi.

Bölgedeki son durumu anlatan EGEÇEP şunlara değindi:

TÜMAD Madencilik Şirketi, ilk etapta 10 yıllık işletme ruhsatı almış olup (ruhsatın süresinin ve alan büyüklüğünün artabileceği anlaşılmakta) Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda toplamda 75,3 milyon ton altın cevheri çıkarılacağı ve 75,3 ton altın elde edileceği belirtilmektedir.

ÇED raporuna göre maden şirketinin üretim sürecinde işletme alanında çapı 900 metreyi, derinliği 250 metreyi bulan dört adet ocak açacağı görülmektedir. Çevreciler büyüklükleri nedeniyle bu açık ocakları 'cehennem çukuru' olarak adlandırmaktadır. Bu veriler üzerinden açık ocakların, yeraltı su seviyesine ulaşacağı, hatta altına ineceği, böylece yöredeki yeraltı sularının kirleneceği anlaşılmaktadır. Alanda ilk açık ocak açılmış ve atık havuzu yapılmış durumdadır.

ŞİMDİDEN ON BİNLERCE AĞAÇ...

Çok sayıda ağaç kesilerek açılan alanda konuşlanan maden işletmesi başta Madra Dağı ekosistemi olmak üzere, ormanlara, yaylalara, meralara, tarım alanlarına, zeytinliklere, derelere, yeraltı su kaynaklarına ve çevredeki canlıların yaşamına olumsuz etki yapacaktır. Yöreden alınan görüntüler, daha şimdiden on binlerce ağacın kesildiğini gözler önüne sermektedir. Birçok mera da maden sahasının içinde kaldığından şimdiden kullanılamaz hale gelmiştir. 

ÇED raporundan;

  • Cevhere ulaşmak için 76 milyon tondan fazla pasa (cevher bulunmayan toprak) çıkarılacağı,
  • İşletmede yığın liçi yönteminin kullanılacağı,
  • 100 hektarlık alana yayılan jeomembran adı verilen plastik örtü üzerine tonlarca cevherin yığılacağı,
  • Yığılan cevher üzerine yerleştirilen borularla siyanür yağmurlaması yapılacağı anlaşılmaktadır.

Siyanür, yağmurlama sürecinde buharlaşarak havaya karışacak, çevreye yayılarak yaşayan tüm canlılara zarar verecek, insanlarda uzun erimde guatr, doğumsal anomaliler, psikiyatrik hastalıklara neden olacaktır. Pasa dağlarında gerçekleşecek asit-maden drenajıyla ve cevher yığınlarında uygulanan siyanür nedeniyle serbestleşen ağır metaller doğaya yayılacaktır Ağır metallerin ise doğal döngülere karışarak insanlar üzerinde çeşitli kanserlere, farklı organlarda işlev bozukluklarına, sistemik zararlara (solunum, dolaşım, sinir, bağışıklık, üreme sistemleri) yol açabileceği bilinmektedir.

SULARIN ZEHİRLENMESİ TEHDİDİ
"Tarımsal üretimde kullanması gereken yeraltı sularının önemli bir bölümünün madende kullanılması çiftçilerimizin karşılaşacağı bir başka sorun olacaktır" diyen Ege Çevre ve Kültür Platformu, maden sahası üzerinde yer alan yöredeki en meşhur su kaynaklarından Düdüklü Pınarı’nı da hatırlattı. Pınarın kuruması veya kirlenmesine tehlikesine değinen EGEÇEP, pınarın çevredeki köy ve şehirlerin içme suyu ihtiyacı için de kullanıldığını, Burhaniye’deki pek çok sokakta da kaynağı Düdüklü Pınarı olan su çeşmeleri bulunduğunu belirtti. EGEÇEP ayrıca konuyla ilgili hukuki alanda mücadele başlatacaklarını da duyurdu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.