Çığlığımıza ortak ol...

Her geçen gün artan kadın cinayetlerinin önüne geçilemiyor. Geçilemediği gibi artarak devam ediyor. 18 aylıktan 70 yaşına kadar tecavüz, darp, şidd

Gündem 26.08.2019, 12:20 26.08.2019, 12:20
Çığlığımıza ortak ol...

Her geçen gün artan kadın cinayetlerinin önüne geçilemiyor. Geçilemediği gibi artarak devam ediyor. 18 aylıktan 70 yaşına kadar tecavüz, darp, şiddet ve cinayet her gün canımızı yakıyor.

Bu ülkede; Biz kadınlar devlet yöneticilerimizi yanımızda güç olarak görmek isterken duyduğumuz sözler tam bir hayal kırıklığı niteliğindedir.

“Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek”

“Kız mıdır, kadın mıdır? Bilmem”

“Tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar “

“Kadın iffetli olacak herkesin içinde kahkaha atmayacak”

Devlet yöneticilerimizin bu söylemlerinden çoğu kişi güç almaktadır. Televizyon programlarına çıkarak sınırları aşarak kadınlar hedef gösterilmektedir. Bunlardan etkilenen birçok kişide şiddet uygulamayı kendinde hak olarak görmektedir.

Yükselen eğitim seviyesi, artan milli gelir, hayatı kolaylaştıran teknolojik ürünler, basit işlerimizi bile düzenleyen hukuk kurallarına rağmen kadına yönelik şiddet ve algının kültürel kodlardan uzak çözümü kavuşturulması olanaksızdır. Zira kadın ve erkeğin rolleri ile orantılı olan kıymetleri kültür ile şekillenmektedir. Bir kadının evde ve sokakta nasıl davranması gerektiğini belirleyen kültürün hızla değişen sosyal yapının getirdiği sorunlara üreteceği çözüm dikkate alınmalıdır.

Kadın sorunun tam olarak uyum içerisinde çözülebilmesi için dinin ve geleneğin iyi anlaşılması zorunludur. Aksi halde dini temellere dayandırılan, ancak geleneksel yönü baskın inançlar yüzünden sorunun çözülmesi imkânsızdır.

Kur’ân-ı Kerim’de kadının hak ve hukuklarının açıkça belirtilmiş olmasına rağmen Müslümanların din adına kadın hakkındaki düşünceleri geçmişte Yahudi ve Hıristiyanların yaptıkları ile benzerlik taşımaktadır. Bu anlamda kadınların sorununun çözümünde önemli bir yeri olan dinin çok iyi anlaşılması zorunludur. Aksi halde din diye hem erkeğe hem de kadına dayatılan gelenek sadece kadına zarar vermeye devam edecektir. Özellikle biz kadınlar dini konuları araştırmalı ve gerçekleri öğrenmeliyiz.

Bizler gerçeklerin peşinden gitmezsek birileri bize işine geldiği gibi dini yorumlar ve dayatır.

Sizlere Soraya’nın hikayesini anlatan bir filmden bahsetmek istiyorum. “Soraya’yı Taşlamak” Yeğenine söz verdiği için Zehra sayesinde öğreniyoruz bizde bu içler acısı hikâyeyi. Bu olay, köyün sırları arasına gömülmeyecek, bütün dünya duyacak bu barbarlığı, bu günahı. Recimden bir gün sonra Fransız asıllı, İranlı gazeteci Freidoune arabası bozulduğu için köye uğradığında, Zehra da amacına ulaşıyor... Önce Zehra'nın deli olduğuna inandırmaya çalışıyorlar gazeteciyi.

Engelleseler de, buluyor yolunu ve tüm hikâyeyi anlatıyor Zehra. "Burada kadınların sesi önemsenmez, sesimi yanında götürmeni istiyorum" diyor; gazeteci de kaydediyor onun bütün anlatıklarını.. İşte o gazeteci; eski İran Büyükelçisinin oğlu olan Freidoune Sahebjam bu hikayeyi 1994 yılında kitap olarak çıkartıyor; 'The Stoning of Soraya M. Sonrada filmi çekiliyor. Kitap olarak çıktığın en çok okunanlar arasına girmeyi de başarıyor.

Yıl 1986; Ayetullah Humeyni dönemi. Başka bir kadınla evlenmek isteyen kocasının boşanma isteğini, parasız kalacağı ve geçinemeyeceği için kabul etmeyen Soraya'nın başına gelenlerin hikayesi... Kadının mal gibi alınıp satıldığı, dövüldüğü, 'hiç' sayıldığı o ortamda Soraya; kocasına direndiği için yaşıyor her şeyi. Yalanlarla, iftiralarla, yalancı tanıklarla zina yaptığı yayılıyor tüm köye ve taşlanarak öldürülmesine karar veriliyor. "Bunu benden İslamiyet istiyor" diyor köyün kadısı.

Çünkü şeriat hükümlerine göre; koca karısını zinayla itham ederse kadın masumiyetini ispat etmek zorunda. Ancak kadı da dahil, herkes yalancı şahit;

ispatlamak ne mümkün! Taşlama anını beklemekten başka yapacak hiçbir şey yok Soraya için. Filmin o andan sonrası acı dolu ve feci zaten... El arabalarıyla taş topluyor bütün köy halkı, büyük bir iştahla. Buna çocuklar da dahil, Soraya'nın çocukları bile! O kadar insanlıktan çıkılmış ki, günah, yazık, hak, hukuk düşünen tek kişi bile yok.

Soraya'ya son sözü sorulduğunda "Sizin komşunuzum, sizin kızınızım, sizin annenizim, bunu nasıl yaparsınız bana" diye soruyor. Vahşi köpekler gibi sıralanan adamlar için sözlerin hiçbir önemi yok oysa, her biri ilk taşı atmak için sabırsızlanıyor. 'İlk taşı günahsız olanınız atsın' diye bir laf vardır ya hani; hikaye! En önce iftira atanlar taşı alıyor eline. Ardından Soraya'nın öz babası...

Kızının tam suratının ortasına nişan alıyor ki bütün o sözde günahın utancı, alnından akan kanlarla akıp yok olsun, silinip gitsin! Soraya'nın iki çocuğu bile annelerini taşlamaktan alıkoyamıyorlar kendilerini. Köy halkı nasıl dursun? Bu sahnelerde dağıldım zaten... Çünkü çok iyi biliyorsunuz ki gerçek bir hikaye. Bunlar aynen yaşanmış. Din uğruna, şeriat uğruna bu insana böyle acımasızca kıyılmış. Kendinize soruyorsunuz ister istemez: İyi de bu nasıl bir vahşettir, bu nasıl bir insanlıktır?

Soraya orada kanlar içinde ölüyor. Herkes öldüğüne emin olduktan alanı terk ediyor. Gidemeyen sadece iki kişi kalıyor. Onlar da biraz önce halkın galeyanına kapılıp orada olan çocukları. Annelerine bakıp kalıyorlar. Bir evlada nasıl yaşatılır bu duygu? Bir baba nasıl yapar bunu evlatlarına?

Neden bu filmden bahsettim?

Kendi gerçeklerimize bakmamızı sağlar belki de... Bu ülkede töre yüzünden öldürülen kadınların bundan ne farkı var sizce?

Daha geçen gün Emine Bulut kocası tarafından evladı önünde öldürüldü. Yıllar geçse de farklı ülkelerde farklı senaryolarla aynı acılar yaşanmaya devam ediyor.

“Anne lütfen ölme” sesiyle evladının acısını hissederken “Ölmek istemiyorum” sesiyle de tüm kadınların çığlığını duyduk Emine Bulut’tan.

Yaşımızın hiçbir önemi yok, güzel ya da çirkin olmamızın da, çocuk ya da daha bebek olmamızın da, adının Emine yada Soraya olmasının da önemi yok. Kadın olman yeterli şiddet görmen ve öldürülmen için…

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi cezaların arttırılması ve asla iyi halden düşürülmemesi gerekir. Toplum da kişilerin kadına bakış açısının değişmesi gerekmektedir. Bakış açısının değişmesi yine uzun vadede eğitimle gerçekleşir.

Sizler, bu yazıyı okurken belki bir kadın daha hayatını kaybedecek.

Artık susma!

Çığlığımıza ortak ol. Biz kadınlar artık ölmek istemiyoruz…

Yorumlar (0)
22
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31