Çarpıcı iddia: Erdoğan ilk kez 'kaybediyoruz' dedi

Gazeteci Sedat Bozkurt, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “TBMM’de çoğunluğu kıl payı kaybediyoruz” dediğini yazdı.

Gündem 15.05.2022, 10:26 15.05.2022, 12:02
Çarpıcı iddia: Erdoğan ilk kez 'kaybediyoruz' dedi

Sedat Bozkurt'un, kısadalga.net sistesinde yayınlanan yazısında Erdoğan’ın bazı eski ve samimi arkadaşları ile sohbet ettiğini ve bu sohbetlerde kaybetmekten söz ettiğini yazdı. Bozkurt, Erdğan’ın ilk kez geleceğe dönük olumsuz bir tablo çizdiğinden bahsetti.

Bozkurt yazısında, “Yazının başlığıyla ilgisi olmayan kısmı bitirdik. Şimdi başlığa gelelim. Erdoğan Ramazan ayı boyunca bazı eski ve samimi arkadaşları ile beraber iftar yaptı sohbet etti. Bu sohbetler samimi ortamda geçti. Çünkü pek çoğunun siyasetle ya da ticaretle doğrudan ilgisi yoktu. Burada doğal olarak konu dönüp dolaşıp önümüzdeki seçimlere geldi. Ve Erdoğan ilk kez bu dostlarıyla paylaştı; “TBMM’de çoğunluğu kıl payı kaybediyoruz ama Cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimalimiz sürüyor.”Bu konuda detaylara girilmedi çünkü sohbetler politik bir hat üzerinden yürümüyordu. Ama bu açıklamalar çok önemliydi. İlk kez Erdoğan geleceğe dönük olumsuz bir tablo çiziyordu, kaybetmekten söz ediyordu.” ifadelerine yer verdi.
Sedat Bozkurt’un “Parlamentosuz sisteme doğru” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

“Bir yazımda kullanmıştım, Türkiye gündem canavarı bir ülke diye. Bunun en kalınlarından birini bu hafta yaşadık. Hani çok önemli bir mesele olur ve bir hafta hatta birkaç gün konuşursunuz; bu, o değildi, art arda seri olarak gündemi değiştirecek olaylara tanık olduk.

Önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisi gündeme geldi. Bu her yönüyle tartışıldı.

Niye gidip oralarda mitingler yapıyor, niye otobüsüne o “gazetecileri” aldı, sonrasında kendisi ve sözcüsünün üstenci açıklamaları, özürdeki cimrilik ve yapılanları kendi cephesinden mutlak doğru görerek savunması İmamoğlu tartışmasını uzattı.

Olaydan birkaç gün sonra pazartesi sabahı Kemal Kılıçdaroğlu ile telefonda uzun bir görüşme yaptı ve sonrasında göreviyle ilgili yani belediye işleri dışında bir etkinliğe katılmadı ve tartışma kısmen durdu.

Bu arada eleştirilerin yaygınlığına bakıldığında, İmamoğlu’nun attığı her adımı denetleyen bir büyük seçmen kitlesinin varlığı da ortaya çıktı. Burada da bir potansiyelin birikmiş olduğunu, ayrıca nedenini de merak ederek görmek gerekir. Artık atacağı her adımı muhtemelen birkaç kez düşünecektir.

Bu süreç bir kez daha gösterdi ki siyasette attığınız bir yanlış adım ve yanlışta ısrar sizi potansiyel cumhurbaşkanlığı adaylığından bir anda elinizdeki belediye başkanlığını bile muhafaza etmekte sıkıntılı bir noktaya getirebiliyor.

Bunun örnekleri özellikle CHP içinde hayli fazladır. Bunu da ayrıca yazmak gerekir, Bülent Ecevit ile başlayıp, Deniz Baykal ile devam ederek Muharrem İnce ile bitmeli o yazı.
Bu tartışma biterken CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun 5 ayrı suç iddiasından aldığı cezalarla ilgili Yargıtay kararı yeni gündemin kapısını açtı.
Birkaç hafta önce yazdığım “Memleketin en sıkıntılı alanı yargı” başlıklı yazımda anlattıklarımın bir başka somut örneği olarak Kaftancıoğlu kararını gördük.
5 ayrı dosya 3’e düşürülmüş, yani 2’si bozulup 3’ü onannmış ama ceza yasası yerine hesap makinesi kullanılarak, yatarı olmayan bir sınır içine çekilmiş onaylanan cezalar. Bu yöntemi pek çok davadan biliyoruz.

ERDOĞAN’IN İSTANBUL TRAVMASI SÜRÜYOR

Erdoğan’ın İstanbul travması sürüyor. Halen bu seçimi kaybetmeyi sindirebilmiş değil. Bunun semptomlarını sürekli görüyoruz.
Her 2 konuşmasından birisinde İstanbul belediyesinden söz ediyor. Bazen de kafa karıştırırcasına. Örneğin 2023 yılında genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Ama bir konuşmasında 2023 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesini de kazanacaklarını, geri alacaklarını söyledi Erdoğan. Oysa yerel seçimler 2024 yılında yapılacak.
Ama yerel seçimlere 1 yıldan az zaman var ise seçimler birleştirilebiliyor, hatta birleştirilmesi de gerekebiliyor.

Stratejik olarak yaptıkları planlamanın gündem maddelerinden birisi bu olabilir mi? İstanbul belediyesinin kaybedilmesi halen kabullenilmiyor, o nedenle hep akıllarında. İlk seçim sonrasında da kurmaylarına “hemen kayyum atayın” çıkışı yaptığını o dönem yanında bulunanlar halen anlatıyorlar. Erdoğan, ilginç bir biçimde bu seçimin yenilgisinin en büyük sorumlusu olarak Kaftancıoğlu’nu görüyor, İmamoğlu’nu değil.

Bunun en önemli göstergesi, iktidar partisi genel başkanı, Cumhurbaşkanı olarak partisinin TBMM grup toplantısında birkaç kez dakikalarca Kaftancıoğlu’nu ağır eleştirmesi, hedef alması, tweet’lerini ve fotoğraflarını dakikalarca göstermesiydi.

Böyle hoşlanmadığı hedefine koyduğu isimlerle uğraşmayı seviyor Erdoğan… Selahattin Demirtaş, Osman Kavala bunların başında geliyor. Bir dönem Nazlı Ilıcak ile Ahmet Altan da listedeydi. Ve hepsiyle yargı aracılığıyla uğraştı.

Birbirinden bağımsız oluşan ve gelişen bu olaylarda İmamoğlu’nun ayrıştırdığı muhalefet blogu çok seri bir biçimde Kaftancıoğlu tarafından tekrar ve sıkı bir biçimde birleştirildi. Kılıçdaroğlu hemen İstanbul’a geçti, muhalefetin bütün liderleri, sivil toplum örgütleri destek açıklaması yaptı.

AKP içinden de beklenmeyen bir biçimde bu yargı kararına sert tepkiler ve itirazlar geldi. Kaftancıoğlu kararı muhalefeti toparlamakla yetinmemiş iktidar bloğunda da rahatsızlık yaratmıştı.
Erdoğan’ın bunu görememesi, hesaplayamaması mümkün değil. Ama bu gibi durumlarda politik getirisi ya da götürecekleri çoğu zaman ikinci planda kalıyor.
Kaftancıoğlu kararında sert tepki veren Kılıçdaroğlu, kurmaylarına bile detay vermeden, 80 öncesinin bir pratiği olan korsan miting düzenledi. Saray’ın yörüngesinde olduğu bilinen karanlık ve tehlikeli bir yapı olarak her tartışmalı meselede kendisi olmasa bile adı gündeme gelen SADAT’ın kapısına dayandı. Gündem bir anda tamamen değişti. Kılıçdaroğlu iktidarın Kaftancıoğlu hamlesine başka bir hamle ile karşılık vermişti. Merkezine koyduğu kurum ve ona yönelik suçlamaları gerçekten hayli ciddiydi.

Teknik olarak faaliyet alanları yazılı olarak belirtilmesine karşın ne yaptığı tartışmalı olan SADAT’ın binasına Kılıçdaroğlu’nu almadılar doğal olarak.

Seçim, sandık güvenliğinden, ülkede yaratılma olasılığı bulunduğu belirtilen kaos ortamlarına kadar pek çok senaryoda aktör olarak tarif etti Kılıçdaroğlu SADAT’ı. Kılıçdaroğlu çok sakin bir siyasetçidir ve adı bu nedenle “sakin güç”tür. Arkadaşlarına bile haber vermeden aniden SADAT’ın kapısına, bir şova dönüşmemesi için medyaya bile haber verilmeden dayanması, sadece bu nedenle bile ciddiye alınması gereken bir olaydı.

İktidarın bu konuda uzun süre sessiz kalması, SADAT’a sahip çıkmaması da dikkat çeken bir husustur. Bunun nedenleri üzerinde de ayrıca durmak lazım.

MECLİS’TE ÇOĞUNLUĞU KAYBEDİYORUZ

Yazının başlığıyla ilgisi olmayan kısmı bitirdik. Şimdi başlığa gelelim. Erdoğan Ramazan ayı boyunca bazı eski ve samimi arkadaşları ile beraber iftar yaptı sohbet etti. Bu sohbetler samimi ortamda geçti. Çünkü pek çoğunun siyasetle ya da ticaretle doğrudan ilgisi yoktu. Burada doğal olarak konu dönüp dolaşıp önümüzdeki seçimlere geldi. Ve Erdoğan ilk kez bu dostlarıyla paylaştı;
“TBMM’de çoğunluğu kıl payı kaybediyoruz ama Cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimalimiz sürüyor.”

Bu konuda detaylara girilmedi çünkü sohbetler politik bir hat üzerinden yürümüyordu. Ama bu açıklamalar çok önemliydi. İlk kez Erdoğan geleceğe dönük olumsuz bir tablo çiziyordu, kaybetmekten söz ediyordu.

Aslında Erdoğan elindeki verilerle geleceğe dönük planlar yapmaya çoktan başlamıştı. Bugünün meselelerinden kopukluğunun bir nedeni de belki buydu. Masasında anketler üzerinden yapılan çalışmalarda karşısına aday olarak çıkacak isimler için neler yapılacağına ilişkin çalışmalar da bulunuyor. Örneğin “Kılıçdaroğlu aday olursa, Saadet, Deva ve Gelecek ile İyi Parti’nin tabanı ona oy verir mi ya da ne yaparsak vermez?” bir tartışma başlığı. Aynısı Mansur Yavaş ve İmamoğlu üzerinden de yapılıyor. Yani Erdoğan “nasıl bir kez daha kazanır?” kısmı geçilmiş galiba, oradan çok umutlu değiller, karşısındaki aday “nasıl kazanamaz”ı çalışıyorlar.

Burada Erdoğan ve siyasetini biraz anladıysak kafasındaki yeni sistem kurgusunu çözmek de kolaylaşıyor. Cumhurbaşkanı seçilirse ve TBMM’de çoğunluğu kaybederse neler yapacağı muhtemelen kafasında şekilleniyor. Bunun ipuçlarını görüyoruz.

TBMM’yi uzun zamandır devre dışı bırakarak işlevsiz hale getirdi. Tarihinde ilk kez gündemsizlik nedeniyle tatile girdi TBMM. 23 Nisan’da da kuruluş yıl dönümü bile kutlanmıyor. AKP’nin TBMM’de yaptığı grup toplantıları da 45 günde bire düştü. Bu yıl 3 kez toplandı ve dördüncüsü önümüzdeki hafta gerçekleşecek. TBMM’de çoğunluğu kaybederse grup toplantılarını sarayda yapma ihtimali de yok değil.

Erdoğan aslında kurulları pek sevmiyor. Tek kişi modelinden yana hep. Örneğin TBMM eski başkanlarından oluşan Yüksek İstişare Kurulu son toplantısını 02.12.2021 tarihinde yani 6 ay önce yaptı. Bu kurula üye olanlara da aylık ciddi bir para ödeniyor. Sarayda ayrıca politika kurulları adı altında 9 ayrı kurul bulunuyor. Bunların toplanıp toplanmadıkları ya da hangi aralıkla toplandıklarına ilişkin bir bilgi de yok.

Millet ittifakı masasında da ellerde cetvel ve hesap makinesi ile durmadan seçimlere ve seçimler sonrasına yönelik hesaplar, ölçümler yapılıyor. Temel Karamollaoğlu’nun lider ziyaretleri de bu hesaplamaların bir başka versiyonunu içeriyor. Karamollaoğlu, millet çatısı altında 3’üncü bir ittifakın oluşup oluşamayacağını ve bunun yararlı olup olmayacağını tartışıyor liderlerle. Karamollaoğlu’nun amacı, Erdoğan’ın masasındaki millet ittifakına karşı işleyebilecek kullanışlı gerekçelerden bazılarını ortadan kaldırmak. Kolay olmayan işler yani.

Türkiye’yi çok ama çok acayip bir dönemin beklediğinin farkındayız değil mi?

Yorumlar (0)
banner280
24
az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 36 70
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 36 48
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 36 45
14. Aston Villa 36 44
15. Southampton 37 40
16. Everton 36 36
17. Leeds United 37 35
18. Burnley 36 34
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Getafe 37 39
15. Elche 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31