Can Dündar'dan Kaftancıoğlu'na: 'Yüksek yüksek tepelere saray kuranların açtığı davada yargılanıyor'

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 6 yıl önce yaptığı bazı sosyal medya paylaşımları yüzünden açılan dava dün çağlayan adliyesind

29 Haziran 2019 Cumartesi 12:05
Can Dündar'dan Kaftancıoğlu'na: 'Yüksek yüksek tepelere saray kuranların açtığı davada yargılanıyor'
CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 6 yıl önce yaptığı bazı sosyal medya paylaşımları yüzünden açılan dava dün çağlayan adliyesinde görüldü.

İddianamede Kaftancıoğlu’nun attığı iddia edilen ve avukatları tarafından sahte-montaj oldukları kanıtlanan tweetler de bulunuyor. "İktidar yenilginin faturasını Kaftancıoğlu’na kesmek istiyor" diyen Kaftancıoğlu cephesine göre dosyada sahte içerikler de delil olarak yer alıyor.

Can Dündar, Canan Kaftancıoğlu'na açılan dava ile ilgili, ''yüksek yüksek tepelere saray kuranlar”ın açtığı davada yargılanıyor'' dedi.

Özgürüz'de kaleme aldığı yazıda Dündar, ''aleyhine yürütülen bütün kampanyalara inat dimdik durdu, gözyaşı dökmedi; aylarca Ekrem İmamoğlu ile caddeleri dolaştı ve İstanbul zaferine imzasını attığını'' belirtti.

İşte Can Dündar'ın yazısının tamamı;

Toplumsal bellekten bir damla

Sevgili dostlar,

“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküsünü bilirsiniz değil mi?

Garip Tatar’ın derlemesidir.

Garip Tatar, Ardahanlı bir köy çocuğuydu.

Onu Cılavuz Köy Enstitüsü’ne yazdırdılar. Köyünden okula 40 kilometre yalınayak yürüyerek gitti; oradan bir edebiyatçı olarak çıktı. Mardin Derik’te öğretmenlik yaptı; Ahmet Türk’ün ilkokul öğretmeni oldu. Solcuydu, atıldı öğretmenlikten… Cumhuriyet’te yazmaya başladı. 1974’te İstanbul radyosuna girdi; prodüktör oldu; programlar yaptı, kitaplar yazdı, ödüller aldı peşpeşe…

Türkiye onu, “Ümit Kaftancıoğlu” adıyla tanıdı.

1980’nin 11 Nisan günü, kızını okula bırakmak üzere evden çıktığında üç faşistin saldırısına uğradı. Sırtında ve göğsünde 5 kurşunla, 8 yaşındaki kızının kollarında can verdi. Bekliyordu bunu; sesini kaydetmişti önceden: Demişti ki: “Öldüğümde yakınlarım, tek damla gözyaşı dökmesin; benim için caddeleri dolaşsınlar, kitap okusunlar, bir konferansa, bir konsere gitsinler…”

Oğlu Ali Naki, İstanbul Tıp’ı bitirdi; çocuk doktoru oldu. 2001’de meslektaşı Canan’la evlendi.

Ben Canan Kaftancıoğlu ile tanıştığımda, kayınbabasının ve onunla birlikte katledilen aydınların anısını yaşatan bir aktivistti. 2007’de Ümit Kaftancıoğlu’nun anma etkinliğindeydik AKM’de… 2009’un babalar gününde, “Benim babam bir kahramandı” etkinliğini düzenledi Esenyurt’ta… Türkiye’nin karanlığında yakınlarını kaybedenler, Toplumsal Bellek Platformu’nda toplanmış, toplumun körelen hafızasını cilalıyorlardı.

Bu çabalar, Canan Kaftancıoğlu’nu siyasete kazandırdı.

CHP’nin il başkanı oldu. Aleyhine yürütülen bütün kampanyalara inat dimdik durdu, gözyaşı dökmedi; aylarca Ekrem İmamoğlu ile caddeleri dolaştı ve İstanbul zaferine imzasını attı.
Bugün “yüksek yüksek tepelere saray kuranlar”ın açtığı davada yargılanacak.

Duruşmadan önce sormak istedim:

Sizce böyle bir tarihçenin içinden çıkıp gelen biri, bu tür baskılara boyun eğer mi?
Son Güncelleme: 29.06.2019 12:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.