Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz'a uyarı gibi mektup

“AB ile Gümrük Birliği Anlaşması derhal güncellenmeli, bize tehdit, AB'ye kayıp”

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz'a uyarı gibi mektup

“AB ile Gümrük Birliği Anlaşması derhal güncellenmeli, bize tehdit, AB'ye kayıp”

14 Temmuz 2018 Cumartesi 08:38
Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz'a uyarı gibi mektup

VİYANA - Toplumsal

Türkiye'nin AB ile imzaladığı Gümrük Birliği Anlaşması'nın gözden geçirilip günün koşullarına uygun biçimde güncellenmemesi halinde “bir beka sorunuyla yüz yüze kalacağı”, buradan Avusturya gibi bir ülkenin de pek sağlam çıkamayacağı ileri sürüldü. Kısa adı “TKG” olan Viyana merkezli “Avusturya Türk Kültür Cemiyeti” adlı sivil toplum düşünce kuruluşu adına yayıncı ve danışman Birol Kılıç, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz’u AB Konseyi Dönem Başkanı olması nedeniyle kuruluşları adına bir dizi talep içeren bir mektup gönderdi. Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması'nın modernize edilmesi ile ilgili talepleri Kurz'un dışında Avusturya Avrupa Birliği Sorumlu Bakanı ve Başbakan Başmüsteşarı Gernot Blümel'e, Avusturya Ekonomi Bakani Margarete Schramböck'e, Avusturya Ticaret Odalari Birliği (WKO) Genel Sekreteri Karl-Heinz Kopf ve bizdeki TÜSİAD benzeri bir kurum olan Avusturya Endüstri Birliği Başkanı Georg Kapsch'a ilettiklerini, ayrıca Federal Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron'a da göndermeyi planladıklarını belirten Kılıç, güz aylarında bu konuda bir dizi etkinlik düzenleyeceklerini kaydetti. 

“Türkiye'nin aslında Gümrük Birliği ile Serbest Ticaret Anlaşması arası bir çözüm bulması gerekiyor. Bu, kesinlikle Türk gümrüklerini AB merkezi Brüksel'in elinden alan bir çözüm olmalı. AB bunu kabul etmez, o zaman orta bir yol bulunacak” diyen Birol Kılıç, sömürgeci zihniyetin dışına çıkılması çağrısında bulundu. Kılıç, gazetemizin bu girişimle ilgili sorularını yanıtladı.

- AB ile Türkiye arasında imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması'nın Türkiye için çok büyük bir tehdide dönüştüğünü savunuyorsunuz. 1 Temmuz itibariyle AB Konseyi Dönem Başkanlığını da üstlenen Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz'a ayrıntılı bir uyarı mektubu vererek, bu anlaşmanın en kısa sürede güncellenmesini istediniz. “Türkiye, 1996 yılından itibaren AB ile Gümrük Birliği konusunda uzun vadede kaybetti” diyebilir miyiz?

BİROL KILIÇ - Kesinlikle. AB ile Gümrük Birliği sadece tam üye olacak ülkeler için özel bir anlaşmadır ve tam üye olduktan sonra en sonunda tüm AB tam üyelik hak ve hukuku ile geçerli olur. Kısaca AB tam üye yaptığı ülkelere köle veya sömürge gözü ile bakmaz. Ama Türkiye tam üye olmadan normal bir Serbest Ticaret Anlaşması yerine 22 yıl önce böyle bir anlaşma yaparak, AB'nin Türkiye’nin tam üyeliğinin önüne en büyük engeli çıkarmasına neden olmuştur. Türkiye, özünde ikinci sınıf AB üyesi olarak AB’nin bir sömürgesi haline gelmiştir.

Düşünebiliyor musunuz? 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde AB ile Türkiye bir Gümrük Birliği anlaşması yapmış ve Türkiye bu anlaşma ile tüm gümrüklerinden geçecek ürünlerin vergi ve geçiş izinlerini hiçbir söz hakkı kendisine verilmeden Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’e bırakmış. “Bunlar nasıl siyasiler ve bürokratlar?” diye sormamız gerekiyor. İnsan bu Gümrük Birliği anlaşmasında Brüksel’e en azından “Bir gözlemcimiz olsun” paragrafını niye koymaz? Veya “AB bundan sonra Serbest Ticaret Anlaşması yapacak ülkeler ile Türkiye’nin çıkarlarını da gözetmek zorundadır” paragrafı nerede?  Yok.

Brüksel'de Türkiye gümrüklerinden geçecek ürünler hakkında bırakın bir Türk bakan veya müdür olmasını, Türkiye’nin bir gözlemcisi veya çaycısı bile yok. Bu ne demek oluyor? Avrupa Birliği tüm üyelerinin çıkarlarını hesaba katarak başka ülkeler ile Serbest Ticaret Anlaşması yapıyor ama Türkiye’ye kendisini doğrudan ilgilendiren gümrükler konusunda dert ve isteklerini sormuyorlar. Türkiye sömürge köle gibi AB’nin bu ülke ile yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmasına uymak zorunda. Türkiye, AB’nin üçüncü bir ülke ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması, diyelim Meksika, Tunus veya Vietnam ile yalvar yakar ayrı bir anlaşma yapmak zorunda. Bunların çoğu Türkiye’ye, “Hayır, ben seninle Serbest Ticaret Anlaşması niye yapayım? Zaten AB üzerinden Gümrük Birliği yapmış Türkiye’ye ben malımı ve ürünümü gümrüksüz geçiyorum, ama Türkiye benim ülkeme mallarını gümrük ödeyerek geçirmek zorunda” diyor.

AB’nin şu anda 40 ülke ile “AB Serbest Ticaret Anlaşması” bulunuyor ve bu anlaşma 40 ülkenin, AB’ye üye ülkelerin ve de ileride üye olacak ülkelerin çıkarları garanti altına alınacak şekilde yapılmıştır. Bir anlaşmazlık çıktığında, AB Serbest Ticaret Anlaşmasını kolayca revize edilebilmektedir. Burada AB’nin bu 40 Serbest Ticaret Anlaşması imzaladığı ülkelerle köle-efendi ya da bir sömürge (koloni) ilişkisi yoktur. 

- Yeni bir tür serbest ticaret anlaşması mı, aranması gereken?

BİROL KILIÇ - “AB Serbest Ticaret Anlaşması” ve Türkiye ile yapılan “Gümrük Birliği Anlaşması” bir değildir. Gümrük Birliği Anlaşması, sadece AB’ye tam üye olacak ülkeler ile yapılır ve tam üyelik başladığında diğer tüm hak ve hukuklar ile geçerli olmaya başlar. Üye ülkelerin Brüksel’de AB komiserleri, müdürleri ve kendi çıkarlarını koruyan temsilcileri vardır. Türkiye’nin ise AB merkezi Brüksel’de bir gözlemcisi dahi yoktur. Türkiye, AB’ye tam üye adayıdır ve 1.1.1996’dan bu yana “garabet” bir şekle dönüşen AB-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşması’nı yapmıştır. Gümrük Birliği’nin dolaysız yabancı sermaye çekmede önemli olabileceğine yönelik beklentiler de karşılanmamıştır. AB’nin tam üye olacak ülkeler arasında tek bir ülke ile imzalamış olduğu bu Gümrük Birliği Anlaşması, Türkiye’nin gümrüklerinden geçen mallara ilişkin Türkiye’ye sorulmadan tek başına Brüksel’den karar verilmesini sağlayan ve milli ekonomiye zarar veren bir “hilkat garibesine” dönüşmüştür. Bu “AB Gümrük Birliği” garabetinin Avrupa Birliği’ni arsızca kolonyal bir pozisyona sokmasından sonra önlem alınmadığı gibi “modernleştirilmesine izin vermiyoruz” denilmektedir. “Türkiye’yi baskı altında tutacağız ve belki bir şeyler koparırız” mantığına artık son verilmesi talebimiz barış içindir. AB, Türkiye ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşmasından, “Serbest Ticaret Anlaşması” yapmadığı ülkeler üzerinden menşei (Ursprungszeugnis) belli olmayan ürünler nedeniyle zarar görmeye başlamıştır.

AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye dahil edilmemesi nedeni ile Türk taşımacılara karayolu taşıma kotaları uygulaması sürdü ve hâlâ sürüyor. Kota geçiş ve belgesi sınırlamaları malların serbest dolaşımı ilkesi karşısında engel olarak Türkiye’nin karşısına çıkarıldı. Geçen hafta İtalya-Avusturya sınırı Trieste’de yine Türk tırlarına kota ve belgeler nedeni ile adeta Avusturya Gümrüğü tarafından el  konuldu ve 350 bin euro ceza kesildi. Avusturya Türk Cemiyeti Ekonomi Danışmanı işi gereği olaya derhal el koyarak Viyana’dan o bölgeye gitti ve daha sonra Avusturya Maliyesi ve Türk tarafı ile uzun zahmetli çalışmalardan sonra çözdü, ama buna gerek var? Malları sipariş vermiş fabrikalar ayrıca ceza kestiler ve daha başka masraflar çıktı.  




- İyi de, AB ile imzalanan bu Gümrük Birliği Anlaşması, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için giriş bileti değil miydi?

BİROL KILIÇ - Burada en başta eleştirilmesi gereken dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile ekibi ve ondan sonra gelen tüm hükümetlerdir. Dönemin Başbakanı Çiller, “1.1.1996 tarihinde yürürlüğe girecek AB-Türkiye Gümrük Birliği anlaşması ile Türkiye 2000 yılında Avrupa Birliğine tam üye olacaktır” diye söz vermiş ve Hürriyet bunu o tarihlerde birçok gazete gibi manşete çekmiştir. Türkiye bırakın 2000 yılında AB’ye tam üye olmayı, bize göre, bu anlaşmayı imzalamakla tam üyelik hakkını yitirmiştir ve AB’ye ikinci sınıf ülke sıfatıyla üye olmuştur. Zaten Türkiye, AB’nin 1960 yılından itibaren asosiye üyesidir. 1.1.1996 yılından itibaren resmi olmayan ikinci sınıf üyeliğe düşürülmüştür. Bu konuda 1.1.1996 yılından itibaren bu işin içinde olan ve bu konularda analizler yapan kişiler olarak uyardık. Bugüne kadar AB’ye tam üye olmuş hiçbir ülke AB ile önceden Gümrük Birliği anlaşması yapmamıştır. Hatta Yunanistan ve İspanya, AB’ye tam üye olduktan sonra kademeli olarak AB ile Gümrük Birliğine girmiştir. AB şimdi kendi ortak ekonomik politikasında söz hakkı vermediği hatta bir merkezinde bir gözlemci tutma olanağı sağlamadığı Türkiye’yi Gümrük Birliği ile tüm ekonomisini ve ihracatını ve gümrüklerini kontrol etme olanağı varken niye tam üye yapıp AB Parlamentosuna 50 ile 100 Türk milletvekilini atanmasına ve AB’de Türk komiserlerin ve müdürlerin oturmasına izin versin?

AB Türkiye’den alacağı en değerli anlaşmayı Türk siyasilerin basiretsizliği sonucu almıştır ve Avrupa Parlamentosu anlaşmayı onaylarken şampanyalar patlatmış ve kutlamıştır. Türkiye ise bu anlaşmayı yanılmıyorsam TBMM’de onaylamamıştır bile. İşte bu yüzden ortada bir “sahip köle artı kolonyalist bir hilkat garibesi” ilişkisi vardır. AB kendi çıkarlarını düşünmek zorundadır, Avusturya da. AB, niye Türkiye’yi şimdi 80 milyon nüfusu ile tam üye yapıp Brüksel’de söz hakkı versin? Ayrıca AB için önemli olan insan hakları ihlalleri, fikir özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı başta olmak üzer hukuk devleti alanında Türkiye’den şikayet edilirken.

Kendimizi AB’nin merkezinde oturan tam üye 28 ülkenin temsilcisi yerine koyalım. Türkiye-AB tam üyelik görüşmeleri zaten buzdolabında duruyor. Bırakalım dursun, ama AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin AB tam üyeliği ile alakası yoktur. Her iki tarafın hak ve hukukları korunarak modernleşmesi sağlansın, diyoruz.

- Nasıl bir modernizasyon bu?

BİROL KILIÇ - Türkiye tarafının modernizasyon ile istedikleri şunlar olmalıdır: Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret anlaşmalarından eş zamanlı yararlanmasını sağlayacak yasal bağlayıcılığı olan bir hüküm oluşturulması... Tarım tavizlerinin karşılıklı olarak geliştirilmesi ile hizmetler ve kamu ihaleleri alanlarında karşılıklı açılım... İşleyen bir anlaşmazlıkların halli mekanizmasının tesis edilmesi... Karayolu kotalarının kaldırılması... Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin işleyişine ilişkin komitelere katılımının sağlanması... Tarafların birbirlerine karşı uyguladıkları ticaret politikası önlemlerinin gözden geçirilmesi...

AB ile Gümrük Birliği anlaşması, modernleşmenin yanında eşit taraflar arası bir anlaşmaya dönüştürülmezse, Gümrük Birliği, Türkiye’nin bekası için bir tehdittir. Bunun yanında AB için da belirli zamandan sonra hesap edilemez ticari kayıptır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.