Analar ağlasın mı ağlamasın mı?

Konu malum, çocukları pkk terör örgütüne katılan anneler Diyarbakır HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi yapmaya başladı. Eylem Hacir

20 Eylül 2019 Cuma 11:20
Analar ağlasın mı ağlamasın mı?

Konu malum, çocukları pkk terör örgütüne katılan anneler Diyarbakır HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemi yapmaya başladı. Eylem Hacire Akar’ın 21 yaşındaki oğlunun HDP İl Başkanlığı binasına girdikten sonra oradan çıkmadığını ve dağa kaçırıldığını söyleyerek bina önünde oturmasıyla 22.08.2019 tarihinde başladı. Bundan birkaç gün sonra Akar’ın oğlu eve gelince anne eyleme son verdi. Bazı haberlere göre kaçırıldı denilen oğul evdekilerin evlilik baskısından dolayı evi terk etmişti. Zaten bu şahsın nerede kim tarafından nereye kaçırıldığı ve nasıl geri döndüğüyle ilgili olarak bugüne kadar bir açıklama da yapılmadı. Akar’ın eyleme başladığı sırada yaptığı çağrı üzerine 4 aileyle başlayan eylem bugün 43’e ulaşmış durumda ve devam ediyor.

Başta ülkenin emniyet ve asayişinden sorumlu olan İçişleri Bakanı Zalim Süleyman Soylu olmak üzere birçok Bakan, sanatçı, siyasetçi anneleri ziyaret ederek destek verdi. Eylem bizzat AKP yani devlet tarafından üst seviyeden desteklendi, kişiler kurumlar destek vermeye zorlandı hatta kişiler “işte gördünüz mü falan filan bu eyleme destek vermedi” denilerek yapmadıkları bir eylem üzerinden kötülendi ve ötekileştirildi. Zaten AKP’nin stratejisi ötekileştirme ve düşman yaratmaya dayanıyor. Çünkü AKP düşmansız yaşayamıyor.

Bu konuda şahsi kanaatimi ve naçizane birkaç tespitimi paylaşmak istiyorum.

Birincisi vatandaşların hak arama yeri bir partinin il başkanlığı değil devlet kurumlarıdır. Ülkede olan biten her şeyden sorumlu olan hükumettir, devlet organlarıdır. Eğer HDP terör örgütüne elaman devşiriyorsa hatta iddiaya göre “adam kaçırıyorsa” bunlar suçtur ve ilgili kurumlar gereğini yapmalıdır. Yapmıyorlarsa kendileri de suç işlemektedir.

İkincisi hükumet yetkililerinin özellikle de Zalim Süleyman’ın eylemi teşvik etmesi ve oraya gitmesi kendilerini inkârdır, biz bu adam kaçırmalara engel olamıyoruz siz engel olun demektir, kaçırılan çocuklarınızı biz bulamıyoruz siz bulun demektir, biz yönetici değil seyirciyiz demektir. Vatandaşların can ve mal güvenliğinden birinci derecede sorumlu olmasına karşın OHAL süreci ve sonrasında özellikle başkent Ankara’nın göbeğinde bir düzine insan “kaçırılırken” sesi soluğu çıkmayan Zalim Süleyman’ın bu eyleme destek vermesi en büyük garabettir.

Üçüncüsü bu ülkede çocuklarını arayan anneler yeni değildir. 1995 yılından bu yana yani neredeyse çeyrek asırdır her cumartesi günü Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemleri düzenleyerek gözaltında kaybolan yakınlarını ve faili meçhul siyasi cinayetlere kurban giden yakınlarının faillerini arayan “Cumartesi Anneleri” var.

Daha yeni bir grup olarak komutanları terfi ederken veya emekliliğin tadını çıkarırken, 13 yaşında Devlete teslim ettikleri, 18-20 yaşlarındaki çocukları darbecilikten müebbet hapis cezası alıp 38 aydır yani 1.150 gündür cezaevinde olan “Harbiyeli Anneleri” var.

Dördüncüsü ortada kocaman bir çelişki hatta suç var. Şöyle ki; yandaş medyaya göre eylemin adı “Evlat Nöbeti” ve terör örgütüne katılanlar “kandırılmış çocuklar” zalim Süleyman’a göre “ülkemizin çocukları.”

Buradaki çelişki o “kandırılmış çocuklar” günlük standart haberlerde uçakların veya iha’ların hedefinde “etkisiz hale getirilen teröristler” olarak birer istatistik verisinden ibaret. Hdp kapısındaki annelere gidip “sizin çocuklarınız bunlar tarafından kandırıldı, kaçırıldı” diyenler diğer tarafa dönüp “teröristleri geberttik, leş aldık” diyorlar. AKP bu çelişkili tutumuyla aslında diyor ki “onlar konuşur, ananızı da ancak biz ağlatırız.” Burada sadece ortadaki çelişkiye daha doğrusu iktidarın ikiyüzlülüğüne, olayları nasıl işine geldiği gibi kullandığına dikkat çekmek istiyorum.

Buradaki suç ise terör örgütü mensuplarını “kaçırılmış, kandırılmış masumlar” olarak göstermektir.

Beşincisi ise iktidar ikiyüzlüdür. HDP’nin kapısındaki annelere sonsuz destek veren iktidar Cumartesi Annelerini ve Harbiyeli Annelerini ise kapısına yaklaştırmıyor. Anne başına beş polisle korumaya alınan AKP il başkanlıklarına yaklaşmak dahi mümkün değil. Bu konuda son olarak bir anneye “bundan sonra yaklaşanı tutuklayacağız” şeklinde tehdit yapıldığı dahi iddia edildi.

Şahsım, 17.09.2019 tarihinde Ankara Valiliğine verdiğim dilekçeyle hakkımdaki kamu görevinden çıkarma işlemini Ankara AKP İl Başkanlığı önünde protesto etmek istediğimi bildirdim. Ertesi gün beni arayan Ankara Emniyet Müdürlüğünden bir polis memuru “dilekçeniz Valilikçe olumsuz olarak değerlendirildi, ben telefonla size tebliğ yapıyorum” dedi. Telefonla tebliğ mi olur, ben yazılı cevap istiyorum ayrıca gerekçe nedir diye sorduğumda polis memuru “hık mık” deyince “anladım ben emir kuluyum o işleri bilmem diyorsun” diyerek telefonu kapattım. Verdiğim yeni dilekçeyle Valiliğin kararını ve gerekçesini talep ettim. İşte AKP’nin riyakârlığı, ikiyüzlülüğü ve çirkinliği ve devleti getirdiği nokta.

Netice olarak; Bir ülkede olan olmayan yapılan yapılmayan her şeyden sorumlu olan iktidardır ve hesap vermesi gereken de odur. Bu bakımdan eylemin yeri ve muhatabı yanlıştır, yapılan eylem ve verilen destek devletin kendini inkârı ve yok saymasıdır.

Son Güncelleme: 20.09.2019 11:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.