Açık cevap

Devlet Bahçeli’ye yazdığım açık mektup bu köşede 22.08.2019 tarihinde yayınlandı. Üç sayfalık mektuba hakkımdaki Jandarmadan ih

14 Eylül 2019 Cumartesi 12:40
Açık cevap

Devlet Bahçeli’ye yazdığım açık mektup bu köşede 22.08.2019 tarihinde yayınlandı. Üç sayfalık mektuba hakkımdaki Jandarmadan ihraç kararını, karara karşı beyanlarımı, yine hakkımdaki teröristlik suçlamasına ilişkin iddianame ve gerekçeli beraat kararını ekleyerek bir sayfalık üst yazıyla iadeli taahhütlü olarak 03.09.2019 tarihinde Bahçeli’ye gönderdim.

Ertesi gün bu gönderi hakkında kişisel twitter sayfamdan bilgi paylaşımında bulundum. Bu paylaşımda gönderi zarfıyla beraber üst yazının, mektubun değil, son paragrafının resmine yer verdim. Bunun üzerine içlerinde milletvekillerinin de olduğu bir kısım MHP üyelerinin yoğun hakaretlerine maruz kaldım. Mektubun muhatabından ise hala cevap bekliyorum.

Baştan belirmek isterim ki Bahçeli’den randevu talebim 01.09.2016 tarihinde hakkımda yapılan hakka, hukuka, ahlaka aykırı alçakça ihraç işleminden sonraki bir aylık süre içindedir, yani yakın zamanda değildir.

Bahçeli’ye yazdığım ve iadeli taahhütlü olarak şahsına gönderdiğim halde cevap alamadığım 9 sayfalık ilk mektup 16.04.2017 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumundan bir ay önce gönderilmiş ancak bugüne kadar cevap alınamamıştır. Mektubun konusu şahsıma yapılan yaptırımlar, KHK’lılara yapılan hukuksuz işlemler ve Bahçeli’nin cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin görüş değişikliğinin sebebinin sorulmasıdır.

Haksızlığı görmüş ve yaşamış bir vatandaş olarak ilgili gördüğüm kişilere yazmak ve cevap eklemek en doğal hakkım olsa gerek. Nitekim bu süreçte Bahçeli dışında bu sayfada Zühtü Arslan’a da açık mektup yazdım. Bunun dışında HSK Başkanına, İçişleri Bakanına, Jandarma Genel Komutanına ve yardımcısına, milletvekilleri Hayati Yazıcı, Leyla Şahin Usta ve Nurettin Canikli’ye de mektup yazdım. Elbette, herhalde verecek cevapları olmadığından, dönüş yapmadılar.

Elli yıllık bir geleneğin temsilcisi olan bir siyasi partinin başındaki kişinin ani ve keskin dönüşü elbette sorgulanmaya değerdir. Siyasetçiler takipçilerine hesap verdiği ve görüşlerini kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde değiştirmediği zaman siyaset daha güzel olacaktır. Bahçeli’ye yazmamın nedeni de gayet açık; muhalefette olmasına karşın iktidardan çok iktidarcı olması ve keskin dönüşü.

Ümmi olan peygambere ilk emri “oku” olan kutsal kitabın bundan kastı herhalde “düşünmek” olsa gerek. Ben de düşünen akleden bir insan olarak, olanları haklı çıkarmak için uydurmak yerine, sorgulamayı sormayı tercih ediyorum. Mektup ve yazılarımda suç veya hakaret içeren bir ifade olmamasına karşın karşı tarafın hamaset ve hakaret içeren söylemleri verecek bir cevapları olmadığını göstermektedir.

***

Kim ki ilgili ilgisiz; beka, vatan, millet, bayrak, ezandan söz ediyorsa bilin ki asıl meselede eli zayıftır ve diyecek bir şeyi yoktur. Gerçekten de fikri, zikri, muhakemesi olmayanlar işi ya hakarete ya hamasete ya da şiddete dökerler. Bu olayda da iş hakarete dökülmüş olup, elbette ilgili kişiler hakkında adli yollara başvuracağım.

Yazılanların muhatabı olmadıkları gibi tek satırını okumadıklarını düşündüğüm mektup üzerinden bana hakaret edenlerin kullandığı bazı kelimeler; şerefsiz, salyalı, haysiyetsiz, ahlak yoksunu, chpkk üyesi, edepsiz, pislik, provokatör, hain, pezevenk ve ruh hastasıdır. Bu kişiler hakaretlerinde ve yorumlarında: Sen liderimizi nasıl eleştirirsin, nasıl hakaret edersin, sen Chp’lisin bize söz söyleyemezsin gibi ifadelere de yer vermiştir.

***

Aşağıdaki soruları cevaplanmak üzere üzerine alınanlara yöneltiyorum: 

Yazdığım mektubu ve üst yazıyı okudunuz mu? Bu belgelerdeki hangi ifadeler hakaret teşkil etmektedir? Bir kişinin ölmesini dilemek hakaret değildir, Bahçeli’nin AKP’nin kuyruğu olduğu somut bir gerçek olduğu gibi bir muhalefet partisi genel başkanına bu şekilde yakıştırmada bulunmak da hakaret değildir. Siyasilerin sıradan insanlardan daha fazla tahammül ve hoşgörü göstermesi gerektiği doktrin ve yargı kararlarında sabittir. Buna karşın muhatap, şakşakçıları değil, ortada bir suç olduğunu düşünüyorsa adli makamlara başvurmak en doğal hakkıdır.

***

Bahçeli, hatadan günahtan muaf mıdır? Peygamber midir, peygambere dahi itiraz mümkünken dava adı altında insanları düşünmekten/akletmekten uzaklaştıran, her şeye evet diyen bir sallabaş olarak gören zihniyet makul müdür?

Bahçeli’nin yıllarca kara dediğine bugün ak demesinin sebebi nedir? Elbette insan gelişir ve değişir ama görüş değiştirse dahi bunun makul ve mantıklı sebebini açıklamak zorunda değil midir?

Bahçeli’nin siyaset yapmasının nihai maksadı nedir?

Parti tüzüğünüz parlamenter rejimi öngörürken krallık rejimini savunmak nedir?

AKP’nin; Atatürk Cumhuriyetini, demokrasiyi, çoğulculuğu, laikliği, cumhuriyet kazanımlarını hedef aldığını anlamak çok mu zordur?

***

Paylaşıma yorum yapanlardan, Bahçeli’nin halefi derken onun tarafından kasten meclis dışı bırakılan, Ruhi Ersoy’a bir cevap vermemek eksiklik olacaktır. Cenaze töreninde yakınımda bulunmasından ve Samanyolu TV’de program yapmasından hareket eden bazı sivri zekâlı art niyetli düz mantıkçılar (birçok versiyonu olan Temel’in düz mantık fıkrasını bilmeyenler google’den öğrenebilir) “bak Ruhi STV’de, törende de Yarbay’ın yanında demek ki ikisi aynı cemaatten” şeklinde çıkarımlarda bulunmuşlardı. Sonrası malum, STV programcısı Ruhi bey hakkında hiçbir adli işlem yapılmazken hayatında cemaatle toplu iğne ucu kadar teması olmayan ben yargılandım. Yanlış anlaşılmasın, Osmaniye Ulu Camindeki o güne kadar ne gördüğüm ne de adını bildiğim, Ruhi bey suçludur veya yargılansın demiyorum. Ben, evrensel hukuk ilkeleri gereği olarak, insanların bir cemaat mensubu olduğu için değil kanunlarda önceden suç olarak tanımlanan eylem ve işlemlerinden dolayı yargılanması gerektiğini düşünüyorum. Ama mevcut durumdaki çelişkiyi ortaya koymak bakımından bu örneğin yerinde olduğunu da kabul etmek gerekir.

***

AKP ve MHP birbirinin ikizidirler, farkları birinin istismar alanı dini duygularken diğerinin istismar alanının milli duygular olmasıdır. Ortak noktaları ise rant, menfaat, koltuk ve çıkardır. Tekraren belirtiyorum; Bahçeli zalimlerle beraberdir, cumhuriyet düşmanlarıyla beraberdir, Atatürk düşmanlarıyla beraberdir. Şahsıma ve yüz binlerce insana yapılan haksızlıklara ses çıkarmamıştır. İki dünyada iki elim yakasındadır ve hesap günü onun için gerçekten çetin olacaktır.

***

Şimdi hem Bahçeli’ye hem de onun yerine cevap vereceklere soruyorum: 

Şehit Yüzbaşı Ali Alkan’ın abisi Yarbay Mehmet Alkan ordudan ihraç edildiğinde ve sonrasında terörist olarak yargılandığında,

Yüz binlerce insanın pasaportu gasp edildiğinde,

İnsanlar medeni/sivil ölüme mahkum edildiğinde,

Yargı iktidarın hizmetkarı ve aracı olduğunda, AKP yöneticileri hakim/savcı olduğunda,

Siz beka meka derken askerlik neredeyse kaldırıldığında ve bedelli kalıcı hale getirildiğinde,

On binlerce insan yasal ve rutin faaliyetlerinden dolayı terörist ilan edildiğinde, Mahkemeler sıradan insanlardan terörist imal etme yeri haline geldiğinde,

Binlerce “başörtülü bacım” ve yanlarında yüzlerce bebek terörist olarak cezaevine atıldığında,

Askeri okullar ve devlet badem bıyıklıların emrine verildiğinde,

Darbe teşebbüsünün bir kısım sorumluları koltuklarında otururken hatta terfi ederken, bir kısmı deniz kenarında emeklilik keyfi sürerken 37 aydır zindanda olan Harbiyeliler müebbet hapse mahkum edildiğinde,

Astsubay öğrencileri, kursiyerler, erler hapse atıldığında, darbeci ilan edildiğinde,

Terfi ve atamalar tamamen iktidara bağlanarak ordunun başına türban geçirildiğinde, teamüller alt üst edildiğinde,

İstiklal Mahkemeleri için söylenen koca bir yalan olan “sanığın idamına tanıkların bilahare dinlenmesine” uygulaması KHK’larla gerçek olduğunda,

Parti tüzüğünüz hukukun üstünlüğünden  söz ederken; suçun şahsiliği, suçların kanuniliği ve geriye yürümezliği, idari işlemle suç yaratılamayacağı, masumiyet/suçsuzluk karinesi gibi evrensel hukuk ilkeleri yerle bir edildiğinde,

Sesiniz çıkmadıysa, zulme itiraz etmediyseniz SİZ NE İŞE YARARSINIZ, NE İÇİN VARSINIZ, SİZ KİMSİNİZ, NESİNİZ, siz karar verin ama vereceğiniz karar tarihin sizin hakkınızda vereceği kararın üstünde olmayacaktır. Tüm zalimlerin ve şeriklerinin tez zamanda vicdana gelmesi veya ölmesi dileğiyle… 

Not: İlgili mektuba bu köşeden ulaşılabilir, son satırı üzerinden değerlendirme yapılan üst yazı ise aşağıdadır. Üst yazının eklerini merak edenlere talepleri halinde belgeler gönderilecektir.

Sayın Devlet BAHÇELİ

Ben Yarbay Mehmet Alkan, Şehit Yüzbaşı Ali Alkan’ın abisi, sizin için çok uzak olan gerçekleri haykırdığı için başına gelmeyen kalmayan bir mağdurum.

Aşağıdaki metni size hitaben internette yayımladım ( https://www.toplumsal.com.tr/devlet-bahceliye-acik-mektup/  belki haberiniz olmamıştır ve cevap vermek istersiniz diye bu mektubu yazıyorum. Aslında bu mektuba ekleyecek çok şey var ama şimdilik sadece şunu eklemek istiyorum: Mektubumda belirttiğim gibi AKP’nin amacı 100.yılında Atatürk Cumhuriyetini tarihe gömerek kendi cumhuriyetini kurmaktır. Bu süreçte meydana gelen ve 30 Ağustos Zafer Bayramını Atatürksüz kutlayan bir Diyanet’in varlığı dahi sizi kiminle işbirliği yaptığınız konusunda düşünmeye sevk etmiyor mu merak ediyorum.

Ayrıca size bir şehit abisi ve subay olarak “teröristlik” belgelerimi gönderiyorum. Jandarmadan ihraç kararını dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum. Darbecilerin kardeşlerine üst görevler veren ortağınızın benim kardeşimin facebook sayfasındaki kişileri ihracıma gerekçe gösterdiğini göreceksiniz. Yarısı sahte olan bu belgeye karşı beyanlarımı da sunuyorum.

OYAK’taki birikimin verilmemesi üzerine başlattığım icra takibini durdurmak maksadıyla başlatılan kumpas davasına ilişkin iddianame denilen belgeyi ve gerekçeli kararı da ekte sunuyorum.

Velhasıl zalimlerle berabersiniz ve vebaliniz çok büyük, nefesim ve gücüm yettikçe (bu dünyada zor ama) inanıyorsanız öbür tarafta binlerce mağdurla beraber elim yakanızda olacaktır ve o gün sizin açınızdan gerçekten çetin olacaktır. Tez zamanda gerçeği görmeniz veya ölmeniz dileğiyle…02.09.2019

EKLERİ           :

Ek-1 (Açık mektup/3 Sayfa)

Ek-2 (İhraç Kararı, Beyanlar ve ekleri/9 sayfa)

Ek-3 (İddianame, Gerekçeli Karar/62 Sayfa)

Son Güncelleme: 14.09.2019 12:40
Anahtar Kelimeler:
Açık Cevap
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.