15-16 Haziran işçi direnişinin 49'uncu yıl dönümü

Türkiye işçi sınıfı, 49 yıl önce çıkarılmak istenen emek düşmanı sendika yasasına karşı ilk ve en büyük ayaklanmasını gerçekleştirdi. Tar

15 Haziran 2019 Cumartesi 10:47
15-16 Haziran işçi direnişinin 49'uncu yıl dönümü
Türkiye işçi sınıfı, 49 yıl önce çıkarılmak istenen emek düşmanı sendika yasasına karşı ilk ve en büyük ayaklanmasını gerçekleştirdi. Tarihe 15-16 Haziran direnişi olarak geçen işçi direnişi, Türkiye’deki işçi sınıfı hareketi için bir dönemeç oldu.

1970 yılında, 274 sayılı Sendika Yasası ve 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasasında değişiklik yapılması için bir taslak hazırlandı.Komisyondan gizlice geçirilen tasarı için hiç kimsenin görüşü alınmadı. Meclis’te yapılan görüşmelerde 230 oyla yasa kabul edildi. Değişikliği, “güçlü sendikacılık yaratmak” iddiasıyla yapmak isteseler de asıl amaç, sendikal örgütlenmenin ve grev hakkının kısıtlanmasıydı.

15-16 Haziran direnişinin 49'uncu yılında Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu yayınladığı bildiri ile işçi sınıfının direniş ruhuna sahip çıkacaklarını belirtti.



EMEĞİMİZE VE MEMLEKETİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN 49. YILINDA 15-16 HAZİRAN DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUZ

Türkiye işçi sınıfının ayağa kalktığı gün olan 15-16 Haziran direnişinin 49. yıl dönümünü selamlıyoruz. 49 yıl önce 150 binden fazla işçi sendikal bürokrasiye karşı anayasal haklarına sahip çıkmak için 15-16 Haziran 1970 yılında Türkiye işçi sınıfı tarihinin en görkemli eylemini gerçekleştirmişti.

15-16 Haziran direnişini yaratan Türkiye İşçi Sınıfının öncüleri 49 yıldır Türkiye emek hareketine ve Türkiye emekçilerine rehber olmaya devam ediyor.

15-16 Haziran Direnişi 49 yıl önce devlet eliyle sendikal bürokrasinin güçlendirilmesine karşı Türkiye işçi sınıfının haklı isyanıydı. 15-16 Haziran direnişi Türkiye’de işçilerin bir araya gelerek ortak bir mücadele ile neleri başarabileceğinin en önemli göstergesi olmuştur. Dönemin tek tip sendikacılık anlayışını egemen hale getiren yasal uygulamalar işçi sınıfının birliği ve mücadelesi sonucunda engellenmiş, sendikal hakların karşısına konulan barajları yıkmayı başarabilmişti.

Aradan 49 yıl geride kalmasına rağmen Türkiye’de işçilerin emekçilerin önüne engeller çıkarılmaya ve yasaklar konulmasına devam edildi.
1980 Askeri darbesi ile sendikalar kapatıldı, sendika hakkının önüne barajlar konuldu.
İşçiler, iş yerlerinde her gün bilinçli bir şekilde ölüme gönderildi. O tarihten günümüze koşullar değişmedi.

Bugün bu tarihi direnişi hatırlatmak her zamankinden daha önemli hale geldi.

Ülke ve işçi sınıfının en büyük işçi katliamı Soma’da yaşandı.

İşçiler açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahrum bırakıldı.

3. Havalimanı işçileri insan onuruna yaraşır bir iş istedikleri için tutuklandı.

Özelleştirmeler ile her biri cumhuriyet mirası olan kamu mirasları yok pahasına satıldı işçiler güvencesizliğe terk edildi.

Kamu çalışanların iş güvencesine yönelik tehditler artmaya başladı.

Onlarca grev hukuksuz bir şekilde yasaklandı.

Ve son olarak Türkiye İşçi Sınıfının 83 yıllık hakkı olan kıdem tazminatı hakkına göz dikildi.
Ama her şeyden önemlisi işçi sınıfının tek ortak kimliği olan emek mücadelesi yerini kimlik mücadelesine bırakarak işçilerin bir arada örgütlü mücadele edebilmesinin önüne set çekildi.

49 yıl önce 15-16 Haziranı yaratanların bir arada tutan yegâne güç emek mücadelesiydi. 15-16 Haziranı yaratanlar bizlere emeğin en kutsal değer olduğu mirasını bırakmışlardı. Direnişin öncüsü olan emekçiler, emeğimize sahip çıkmak ile memleketimizi savunmanın eş değer olduğunu bizlere 49 yıl öncesinde göstermişlerdi.

15 -16 Haziran direnişini yaratan öncü emekçileri bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimize, geleceğimize, emeğimize ve memleketimize sahip çıkmak için 15-16 Haziran ruhuna sonuna kadar sahip çıkacağımızı belirtiyoruz.
Son Güncelleme: 15.06.2019 10:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.