AKP iktidarı yasaları taraftarlarını ve yandaşlarını kayırma/koruma, muhaliflerini ise sindirme/yok etme aracı olarak kullanmaktadır. Yüce Meclis ise bunlara aracılık etmektedir. Zaten Erdoğan’a göre her şey kullanışlı bir araç olduğu sürece iyidir, kullanım maksadı kalmadığında veya iktidarı açısından tehlikeli hale geldiğinde araç yok edilecek ve başka bir araçla yola devam edilecektir.

***

Siyasi ayak tartışmaları sırasında eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ Paşanın “Askerlerin askeri mahkemeler yerine özel yetkili mahkemelerde yargılanmasına ilişkin 26 Haziran 2009'daki kanun değişikliği teklifini getiren siyasiler araştırılsın" sözü AKP’lileri suçüstünde yakalanmış gibi telaşlandırarak, her zaman yaptıkları gibi, en iyi savunma saldırıdır diyerek zeytinyağı gibi üste çıkmak için utanmadan sıkılmadan Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundular.

Başbuğ Paşa'nın tespiti elbette yerinde ve doğru bir tespittir. Ama Başbuğ Paşa'nın bunu ancak 10 yıl sonra görmüş ve dile getirmiş olmasına itirazım var. Bu ve benzeri hususları ben sıradan biri olarak yıllardır söylüyorum ama paşamın bu kadar gecikmesi kabul edilebilir değildir.

Bu kapsamda yıllardır aşağıdaki soruları soruyorum;

Özel yetkili mahkemeler ne zaman kurulmuş ne zaman kaldırılmıştır? Kaldırılma sebebi nedir?

Zekeriya Öz’e zırhlı araç tahsisi ne zaman ve neden yapılmıştır? Tahsis sebebi nedir?

Zekeriya Öz’ün özel yetkileri alınarak ne zaman pasifize edilmiştir? Özel yetkilerinin alınma sebebi nedir?

Adli Kolluk Yönetmeliğinde, 17 Aralık’tan sadece 4 gün sonra soruşturmalarda savcıların başsavcıları, adli kolluğun ise mülki idare amirini bilgilendirmesi uygulamasının getirilme maksadı nedir?

Genelkurmay Başkanı Başbuğ Paşa'nın “silahlı terör örgütü kurucu ve yöneticisi” olarak 6 Ocak 2012 tarihinde tutuklanması üzerine “tutuklu yargılanmasa iyi olur, iyi arkadaştır” diyen kimdir? Tutuksuz yargılanması için sonrasında bir şey yapmış mıdır?

    - Bu olaydan sadece bir ay sonra yani 7 Şubat 2012 tarihinde MİT Başkanı Fidan’ın ifadeye çağrılması üzerine onu ifadeye göndermeyip tüm MİT mensuplarının “tanık” olarak dahi ifadeye çağrılmasını izne bağlayan Kanun değişikliğini 21 Şubat 2012 tarihinde yani sadece 14 gün sonra resmi gazete yayınlatan kimdir? Bu değişiklik neden yapılmıştır? İstense aynı şey Başbuğ ve diğer askerler içinde yapılabilir miydi? Neden yapılmamıştır?

    - Balyoz ve Ergenekon davalarında “Milli orduya kumpas kuruldu” açıklaması kim tarafından, ne zaman ve neden dile getirilmiştir? 17/25 olayları olmasa Balyoz ve Ergenekon davalarının sonucu bugünkü gibi olur muydu?

    - Ben bu soruları sorarken maalesef ki askeri yetkililer “hukuka güveniyoruz” açıklamaları yapıyordu. Oysa maksadın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu ve yargının/hukukun burada sadece bir araç olarak kullanıldığı apaçık ortadaydı ama bunu göremediler.

Bu soruların cevabı kısa bir arşiv araştırmasıyla herkes tarafından çok kolay şekilde bulunabilir. Ama benim merak ettiğim bu sorulara iktidarın, inkar ve yalandan başka, vereceği bir cevap var mıdır?

***

Aynı kapsamda AKP’nin maskesini düşürecek ve yalanlarını bir kez daha ortaya koyacak bir hususa değinmek istiyorum. Değinmek istediğim 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 93/A maddesindeki değişikliklerdir. Kanunun mevcut hali şu şekildedir:

“Tazminat davaları: Madde 93/A –(Ek : 9/2/2011 - 6110/12 md.; Mülga: 21/2/2014-6526/19 md.)”

Bunun anlamı şudur; Bu madde 6110 sayılı Kanunla 9 Şubat 2011 tarihinde Kanuna eklenmiş ancak 6526 sayılı Kanunla 21 Şubat 2014 tarihinde kaldırılmıştır.

Maddenin gerekçesinde; 6100 sayılı Kanunun hâkimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin sisteminin 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe girecek olması nedeniyle sisteminin hemen uygulamaya geçirilmesi ile o Kanuna göre kapsam dışı olan yüksek mahkemelerin başkan ve üyeleri ile savcıların ve müfettişlerin kapsama alınması yanında düzenlemenin İtalya, Fransa, Belçika, Almanya ve İsviçre’deki gelişmeler ile hâkimlerin hukukî sorumluluğuna dair uluslararası belgelerde yer alan tavsiyelere uygun olması gösterilmiştir.

Kapsam dışı olanları kapsama almanın amacı nedir, bu ihtiyaç neden doğmuştur? Kanunun yürürlüğe girmesini erkene almanın amacı nedir, bu ihtiyaç neden doğmuştur?

Bu sorular burada duradursun, gelelim Kanunun kaldırılışına; Kaldırma gerekçesinde “Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının kararları nedeniyle açılacak tazminat davalarına ilişkin usul ve esasları belirleyen 2802 sayılı Kanunun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır” denilmiştir. Yani AKP döneminde çoğu düzenlemede olduğu gibi gerekçe ile kanun metni genelde aynı olduğu üzere burada da böyle olmuştur. Çünkü onların kimseyi ikna etmesine gerek yoktur. Onlar yaratıcılıkta Tanrı ile yarışmaktadır nasıl ki Tanrı “ol der olur” ise AKP de uygulamalarıyla “yaptım oldu” demektedir.

***

Bu noktada sormak gerekir:

Kanun değişikliğinin gerekçelerine ne oldu, onlar ortadan kalktı mı? 2011’de örnek aldığınız Avrupa’da 2014’de mevzuat mı değişti? Bu değişikliğin amacı nedir?

Şimdi cevapları verelim;

Bu düzenlemenin tek nedeni Ergenekon davası sanıklarından Prof.Dr.Mehmet Haberal’ı tahliye etmeyen ve hukuka aykırı kararlar veren 9 hakime açtığı tazminat davalarını kazanmış olmasıdır. Nitekim 6110 sayılı Kanunun Geçici 2. Maddesiyle bu hükmün kesinleşmiş ve devam eden davalara da uygulanacağı düzenlenmiştir. Yani maksat bugün terörist ilan ettikleri o günkü hakimleri korumak kollamaktır, açık ve net.

Düzenlemenin kaldırılmasının nedeni ise 17/25 Aralık olaylarından sonra soruşturmaları yürüten savcılara dava açabilmektir. Çünkü savcılar, adalet müfettişleri ve idari görevli hakimler 6100 sayılı Kanunun 46. maddesi kapsamı dışındadır.

Görüldüğü gibi AKP iktidarı yasaları taraftarlarını, yandaşlarını kayırma/koruma muhaliflerini ise sindirme/yok etme aracı olarak kullanmaktadır. Yüce Meclis ise bunlara aracılık etmektedir. Zaten Erdoğan’a göre her şey kullanışlı bir araç olduğu sürece iyidir, kullanım maksadı kalmadığında veya iktidarı açısından tehlikeli hale geldiğinde araç yok edilecek ve başka bir araçla yola devam edilecektir.

Fidan için 14 günde kanun değiştirenler Başbuğ için sadece timsah gözyaşı dökmüş, kılını dahi kıpırdatmamıştır. Özel maksatlar için yasalar çıkarılmış amaca ulaşıldığında derhal kaldırılmıştır. Bunun adı iktidarın parlamentodaki çoğunluğuna dayanarak istediği kanunları çıkarttığı, kanunları kurguladığı hedefe gitme yolunda kullandığı, sözde kanunlara dayanarak menfaatlerini meşrulaştırdığı “kanun devleti” olup, bu kavram “hukuk devleti”nin karşıtı ve düşmanıdır.

***

Netice olarak, AKP’nin 2023’te Atatürk Cumhuriyetini kaldırarak kendi Ortadoğu Krallığını kurma hayallerinin önünde en büyük engel olarak gördüğü TSK’yı tasfiye etme ve hizaya getirmek için yapılan işlerde cemaat ve diğerleri sadece kullanışlı birer araçtan başka bir şey değildir. Ergenekon, Balyoz ve diğer davaların planlayıcısı, azmettiricisi, tetiği çektireni, yardım yatakçısı AKP’dir. Bugün iktidara sınırsız yandaşlık yapan basın yayın organları, gazeteciler, işadamları ile iktidara yön verdiklerini zanneden mikro ve küçük ortaklar zamanı geldiğinde tramvaydan atılacaklar hatta iktidarın yerine hesap verdiklerini, bedel ödediklerini göreceklerdir. AKP bugüne kadar hiçbir kirli işi tek başına yapmamış hep bir tetikçiye yaptırmış ve bedeli de ona ödetmiştir. Derler ki “aptallar kendi başına gelenlerden ders alır akıllılar ise başkasının başına gelenlerden.” Bu nedenle bilumum iktidar şakşakçıları, bastonları, yandaşları geçmişten ders almanız faydanıza olacaktır. Aksi takdirde bugün iktidarla birlikte taşladığınız kişilere yapılanlar yakın zamanda size yapılacaktır. Hiç akletmez misiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.