Güçlü Kadınlar 3

Gücü elinde tutan kadınlar ile güçlü kadınları birbirinden ayıralı epey zaman oldu, yazmak bugüne kısmetmiş…

Gücü elinde tutan, tutmayı bilen akıllı kadınlar vardır; ille para-pul şart değildir ancak varlığı epey işe yarar!

Hani “erkeğini parmağında oynatır” denilen kadınlardır onlar…

Kendilerine saygım sonsuzdur… Bir türlü beceremediğimi becerdikleri için öncelikle… Sonralıkla da erkek egemen toplumda kendilerine yer açtıklarından dolayı…

Bazı taktikleri hiç bana göre olmasa da helal olsun vallaha!

Güçlü kadınlara gelince… Onlar akıllı değillerdir bir kere, valla bak!

“Zeki kadınlar”dır olsa olsa…

Bildiğiniz üzere zeka ve akıl başka başka şeylerdir; o nedenle güçlü kadınlar fazlasıyla naiftir.

Duyguları, algıları yüksektir, bilinç düzeyleri de keza; yoksa başka türlü nasıl güçlü kadın statüsünde olabilsinler ki?

Ülkemin en yoğun nüfusuna tekabül eden kadın profilinden bir farkı da olmazdı, takdir edersiniz ki!

Eğitimin acayip önemi var, ama “doğru eğitim”in diyerek işaret parmağımla altını bir güzel çizdikten sonra cehaletin de yalnızca okul okumak-okumamakla sınırlı tutulamayacağının bir örneğini vermek isterim.

Sahiden yaşanmış bir olaydır; Ege’nin köylerinden birinde, bundan yirmi sene önce falan: Fareler için atılmış zehiri besledikleri tavukların yediğini fark eden Ayşe yenge kıstırıyor tavukları teker teker, kursaklarını kesiyor! Kursaklarından zehirli yemleri temizleyip, iğne iplik ile dikiyor!

Tavuklar yaşıyor arkadaş!

Bu ne cesarettir Ayşe yenge dendiğinde omuz silkip gülüp geçiyor; yapmasaydım ölüp gideceklerdi, yaptım, kurtuldular, fena mı oldu?

Güçlü kadın cesaretlidir!

Güçlü kadınlara etrafındakiler “Çok güçlüsün” derler, onlar buruk bir gülümseme ile birlikte “Sahiden öyle mi görünüyorum” diye sorarlar…

Güçlerinin farkında olsalar akıllı kadınlar gibi güçleri ellerinde tutarlar.

En ağlamayan, en sızlanmayan kadınlardır güçlü kadınlar; oysa gözyaşlarını mum gibi içlerine akıtırlar!

Yanlış olmasın; güçlerini elinde tutan kadınlar gibi saklamazlar gözyaşlarını ya da fazladan akıtmazlar, yalnızca ya kendi kendilerine yaşarlar ya da en güvendikleriyle…

Öyle iyi bilirler ki keyifli anların kıymetini, sıkıntılarından minik bir bölüm bile paylaşarak gölge düşürmek istemezler eğer ki sahiden sıkıntısına çözüm bulacak biri karşılarında olmadığı sürece…

Kendi kollarında yatarlar; kendi kollarıyla kendilerini sararlar uykularında, farkında bile olmadan… Omuzları, boyunları ağrır hep bu yüzden…

Bir gecelik kaçamağı yüzünden affedemeyen kadınlardır bunlar kocalarını, anlaşamadıklarının ayırdına vardıklarında “Yeter artık!” diyebilen kadınlardır…

Öyle çok paraları yoktur çoğunun, lakin ya bir meslekleri vardır iyi-kötü para kazandıkları ya da aileleri arkalarındadır. Diğer türlüsü hep bildik mesele zaten de… Kız dediğin evinde oturur, kadın dediğin yalnızca doğrurur zihniyetiyle parça-pinçik edilen hayatlar…

Güçlü kadınlar hayatla cebelleşmeyi öğrenmiş kadınlardır; bu arada da hayatla ilgili fikirleri oluşmuş, kendi varlıklarını sorgularken başkalarının da varlıklarına saygı duymayı öğrenmişlerdir.

Zaten pek de hoyrat olmayan mizaçları sevgiye yoğrulurken kin ve nefret duygularının da yıkıcılığını bizzat deneyimlemişlerdir ki deneyimlemeseler güçlü değil de gücü elinde tutan grubunda olurlardı!

Güçlü kadınlar duygularından feragat etmeden mantığını kullanan kadınlardır.

Ağlamanın dibine vurup bir topuk ile sorumluluklarının ayırdında olandır!

Utanmamayı öğrenmiştir bir şekilde; ne gözyaşından ne de ettiği danstan!…

Güçlü kadınlar güçlerinin farkında değillerdir dedim ya, doğal olarak yapılan her şey yapan insana basit ve sıradan gelir, zira bilerek emek harcanmaz.

Bilerek emek harcanmayan şeyler de kendisinde fazlasıyla bulunan kişilere fazlasıyla sıradan ve basit gelir ki bence mütevazılığın açıklaması da budur!

Çok ezilen kızlardan güçlü kadınlar çıkmaz, bence; gücü elinde tutan kadınlar çıkar…

Güçlü kadınların sevgi ve dürüstlük ilkelerine dayanan aile birlikteliğinden kaynaklandığını, sevginin ne kadar çabalasa da ilköğretim, okul, öğretmenler tarafından tam olarak sağlanamayacağını, ancak ciddi yardımlarının olduğunu kabul etmekle birlikte bazen de bir cümle, bir mimik ile hayatlarını alt-üst edebildiğini ve özellikle son zamanlarda dayatılan dini eğitimlerle birlikte “günah”, “sevap” gibi kavramlarla gençlerin yıkımlarının sağlanarak yeni bir prototip oluşturma çabalarının olduğunu gördükçe ne güçlü kadınlar çıkar bu çalışmadan ne de güçlü erkekler diye düşünüyorum.

Velhasıl; genetik geçiş vardır ama siyasal falan değildir! Hastalıklar falan geçer ki mesela epilepsi, sedef gibi hastalıklar genetiktir.

Genetik geçişten daha fazlası aileden geçiştir; dürüstlük, dik durma, haksızlığa karşı durma, hak etmediğine el uzatmama; mazlumun ahını almama gibi..

Dürüst, sevgi dolu; samimi, kıçı-başı ayrı oynamayan bir ailede yetişen kızların da kıçı-başı ayrı oynamaz, arkadaş!

Güçlü kadınların da güçleri buradan gelir zaten; duruşları da nettir, konuştukları da…

Kariyerlerine, doğurdukları çocuklara falan da değinmenin anlamı yok!

Kendi kendine yeten kadınların kendileri hakkında ahkam kesen siyasilere verecek tek bir yanıtı vardır: :)))

Yoga ve beslenme

Sağlıklı bir bedene yapılacak yolculukta yanınıza alacağınız en temel 5 şey ne olmalıdır? -Doğru beslenme -Doğru egzersiz -Doğru nefes -Doğru gevşeme -Doğru düşünce ve meditasyon Bu 5 temel unsur bir...

İbni Haldun ve mukkadime-2

Yazımızın ikinci bölümünde  ibni Haldun’un Mukkadime’de özellikle üzerine vurgulayarak  ifadelendirdiği kavramlar üzerinde durmak istiyorum. Bedv-bedavet: Zahir olmak, ortaya çıkmak, bir nesnenin ilk önce peyda olan...

Öğrenci başkenti Aydın

ÜNİAR... Şimdi diyeceksiniz ki, “Nedir bu ÜNİAR?” Temel amacı, üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri şehirden tatmin olma düzeylerini belirlemek ve bu kapsamda şehirleri sıralamak olan Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı… ÜNİAR,...

Araplaştıramadıklarımızdan mısınız?

Bu yazımızda güncel siyaset dışında bir konudan bahsedeceğiz. Konu siyaset dışı görünmekle beraber aslında günlük hayatımızın içinde olan din ve milliyet ilişkisine ilişkin kısa...

İmamoğlu din istismarı mı yapıyor?

Yerel seçimler bitmiş olsa da İmamoğlu’nun dindarlığı, göreve Kur’an okutarak başlaması üzerinden konuşulmaya devam ediyor. Konu sadece bir CHP’li belediye başkanının görünen dindarlığından öte...