Gökyüzünü Unutan Şehirli

Abone Ol

Merhaba sevgili okuyucular pek kıymetli takipçilerim

Gökyüzünü Unutan Şehirli

Sahi, Biz Neyiz?
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan o meşhur "yetişme" telaşı... Alarmı ertelemekle başlayan gün, trafik ışıklarında saniyeleri sayan bir modern zaman kaosu. Hepimiz bu büyük çarkın birer dişlisiyiz sanki. Ama hiç kendinize sordunuz mu; en son ne zaman sadece gökyüzüne bakmak için durdunuz?
Aslında asıl soru sadece "ne zaman durduğumuz" değil. Asıl mesele; biz neyiz, neredeyiz ve neden yaşıyoruz?
Milyarlarca galaksinin içinde, toz zerresi kadar bile yer kaplamayan bir gezegende, bir nefeslik ömür sürüyoruz. Kendimizi çok büyük, dertlerimizi devasa sanıyoruz. Oysa biz, yıldız tozundan kopup gelmiş, evrenin kendi kendini tanıma çabasıyız. Neredeyiz? Belki de sadece bir yol ayrımındayız. Zamanın ve mekanın sonsuzluğu içinde, kısa bir mola vermiş yolcularız.
Peki, niye yaşıyoruz? Sadece fatura ödemek, kariyer basamaklarını tırmanmak ya da daha iyi bir araba almak için mi bu muazzam biyolojik mucize? Hayır. Biz; hissetmek, anlamlandırmak ve bir başkasının kalbine dokunmak için buradayız. Bir ağacın gölgesinde huzur bulmak, bir insanın acısını dindirmek veya sadece "var olmanın" o saf sevincini tatmak için...
Bugün bir değişiklik yapın. Sadece beş dakika... Telefonunuzu cebinize koyun ve omuzlarınızdaki yükü hayali bir askıya bırakın. Gökyüzüne bakın. O sonsuz boşlukta neden var olduğunuzu düşünmeyin, sadece orada olduğunuzun tadını çıkarın.
Unutmayın; dünya siz dursanız da dönmeye devam edecek. Ama sizin bu evrendeki eşsiz imzanız, sadece o "an"ı nasıl yaşadığınızla atılacak. Kendinize biraz zaman tanıyın. Çünkü siz, sadece ürettiğiniz kadar değil; bu koca evrende bir bilinç, bir can ve bir anlam olduğunuz için değerlisiniz.

...Aslında her birimiz, cevabını bilmediğimiz bir sorunun içinde nefes alıp veriyoruz. Belki de bu hayatın gayesi; bir cevap bulmak değil, o sorunun kendisi olabilmektedir. Neredeyiz sorusunun cevabı, bastığın topraktan çok, durduğun yerin kalbinde gizli. Neden yaşıyoruz sorusunun yanıtı ise; bir çiçeğin açışındaki sessiz sabırda, bir çocuğun sebepsiz gülüşünde ya da bir fırtınanın ardından gelen o dinginlikte saklı.
Bizler, evrenin minicik bir kopyasıyız. İçimizde galaksiler kadar derin duygular, atomlar kadar hareketli düşünceler taşıyoruz. Yaşamak; sadece nefes alıp vermek değil, bu muazzam senfoninin içinde kendi notasını bulabilmektir. Kendini bulduğun an, aslında neden burada olduğunu da anlamış olacaksın. Çünkü hayat, biz ona bir anlam yüklediğimiz sürece yaşamaya değer

Sevgili okuyucular pek kıymetli takipçilerim bir sonraki yazıda görüşünceye dek sağlıcakla kalın

{ "vars": { "account": "G-9KFVFXJPJ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }