CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’ında Özgür Özel’in genel başkan seçilmesinin ardından görevinden ayrılan Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü’den Saygı Öztürk ile bir araya geldi. Öztürk, bugünkü yazısında Kılıçdaroğlu ile konuştuklarını kaleme aldı.

Atatürk Mahallesi’nde açtığı ofisine giden Kılıçdaroğlu, “Sıcak siyasetin içinde sorgulamalar ve konulara derinlemesine inilmesi pek mümkün olmuyordu. Oysa bu tür görüşmeler son derece önemli. Hele vakit yönünden bir sıkıntınız yoksa” diyerek günlerini nasıl değerlendirdiğini anlattı.

Öztürk, yazısında şu ifadelere yer verdi:

Kemal Bey, takım elbisesini giyiyor, kravatını takıyor ve Atatürk Mahallesi’nde bulunan ofisine gidiyor. Kahvaltıyı dışarıda yapacağı zaman takım elbisesini giyinmiş olsa bile kravat takmıyor. Ofisine gittiğinde onu bekleyenler var. Her kesimden ziyaretçileri oluyor. Kılıçdaroğlu’na o günkü programını sorduğumda, not kağıdını çıkardı, uzun bir liste okudu. Gelecekler arasında muhtarlar da vardı. Ardından saatine baktı, “Ooo randevu saatimiz yaklaşmış” dedi.

Kılıçdaroğlu, bir gün önce felsefeci, tarihçi ve sosyologlarla bir araya gelmişti. Sohbetleri tam 4 saat sürdü. Ama görüşme henüz bitmiş değil, devamı var. Kılıçdaroğlu, “Sıcak siyasetin içinde sorgulamalar ve konulara derinlemesine inilmesi pek mümkün olmuyordu. Oysa bu tür görüşmeler son derece önemli. Hele vakit yönünden bir sıkıntınız yoksa” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Aslında günlerim yoğun geçiyor. Sosyolog ve felsefecilerin bir araya gelmesi, üzerinde durdukları konular çok ilgi çekici. Bunların arasına tarihçi de olunca sohbet çok anlamlı ve derin oluyor. Konuşulan konulardan birisi ‘orta sınıf’ idi. Bu, siyasette konuştuğumuz konuları daha da derinleştiriyor. 6 Aralık’ta yine ofiste bir araya gelip sohbetimizi sürdüreceğiz.

Daha sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden bir grup öğretim üyesiyle bir araya geleceğiz. Onlarla diğer ülkelerde ve Türkiye’deki durumu, gelişmeleri konuşacağız. Kuşkusuz bunlar son derece yararlı görüşmeler. Eski ve halen kamuda çalışan bürokratlardan, eski ve halen siyasette olan isimlerden gelenler oluyor. Bunlar yalnız CHP’li değil, farklı siyasi partilerden de var. Konumuz hep ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılardan nasıl kurtarılabileceğine ilişkin oluyor.”

'TOPLUMDA ÇÜRÜME DERİNLEŞİYOR'

Kılıçdaroğlu, Genel Merkez’de konuklarına keçiboynuzu çayı ikram ediyordu. Çok da beğeniliyordu. Bu alışkanlığını kaybetmemiş, gelenlere keçiboynuzu çayı ikramı yine sürüyor. Yani çay getiren değişse de çay değişmedi.

Sade vatandaşlar da Kılıçdaroğlu’nun ziyaretçileri arasında. Onları dinledikçe üzüntüsü daha da artıyor, bu ülkenin insanı için endişeleniyor. CHP’nin önceki Genel Başkanı üzüntüsünü şöyle aktarıyor:

“Türkiye’de çok ciddi bir yoksullaşma var. Orta gelir grubu toplumda ahlak ve adalet anlayışı konusunda en duyarlı kesimdir. Ama orta gelir grubu azalıyor, toplumda çürüme derinleşiyor. Toplumda çürüme ve ahlak çöküntüsü, adında Adalet ve Kalkınma olan bir siyasi parti döneminde daha da artmış durumda. Gidiş iyi bir gidiş değil.

Üstelik bunlar her şeyi ‘din adına’ yaptıklarını söylüyorlar. İnsanlar artık yoksul olmalarını kader olarak görüyor. O yüzden hakkını aramıyor, sorgulamıyor. Bir tarafta ahlak çöküntüsü, adalet duygusunun yok edilmesi, yoksullaşma yaşanıyor. Ama bir tarafta buna neden olanlardan kendisini niçin yoksullaştırdığını, adalet duygusunun neden ortadan kalktığını, neden bu durumlara düştüğünü sormuyor, sorgulamıyor. Yoksullaşmasını, ahlaki çöküntüyü bile Allah’ın takdiri olarak görüyor.”

Yıllarca CHP’nin Genel Başkanlığını yapacaksınız da size siyaset sorulmayacak öyle mi? Siyasetle ilgili pek konuşmuyor. Adaylık gibi seçim döneminin yaklaştığı şu günlerde yapabileceği bir açıklamanın farklı yönlere çekilebileceğini biliyor. O yüzden konuşmamayı tercih ediyor.

Geçen dönem CHP, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ahmet Akın’ı göstermişti. İYİ Parti ile yürütülen görüşmeler sonucu Akın adaylıktan çekilmiş, yerine İYİ Parti’nin adayı desteklenmişti. Kılıçdaroğlu, Balıkesir ve Bursa Büyükşehir Belediyelerinin de kazanılmasının zor olmadığı görüşünde.

Editör: Serdar Nazım Yüce