BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı'nın, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “gizliliğin ihlali” suçlamalarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yaklaşık 75 gündür tutuklu bulunan Arı, savunmasının ardından tahliye edildi. Mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasını 9 Ekim 2026 tarihine erteledi.
Hakkında 2 yıl 3 aydan 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep edilen Arı, duruşmada gözaltı ve tutukluluk sürecine ilişkin çeşitli iddialarda bulundu. Gözaltına alındığı sırada polislerin mahkeme kararı olmadan telefonuna el koymaya çalıştığını öne süren Arı, ilgili polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Arı, “Polislere, ‘El koyma kararınız yoksa buna el koymanız hırsızlık ve görevi kötüye kullanmadır’ uyarısında bulundum. Bunun üzerine telefonum emniyetin önündeki yakınlarıma iade edildi. Bu olayla ilgili olarak Turhal İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli dört polis memuru hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum” dedi.
Gazeteci Arı ayrıca Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nde çıplak arama yapılmak istendiğini ve buna karşı çıktığını ileri sürerek, sorumlular hakkında işlem yapılmasını istedi.
SEGBİS Talebi Kabul Edildi
Duruşmanın başında savunmasının eksiksiz şekilde kayda geçirilmesini isteyen Arı, SEGBİS kaydı yapılmasını talep etti. İlk etapta reddedilen talep, yapılan itirazların ardından mahkeme tarafından kabul edildi ve duruşmaya kısa süre ara verildi.
SEGBİS bağlantısının sağlanmasının ardından savunmasını sürdüren Arı, soruşturma dosyasının aceleyle hazırlandığını savundu.
“Soruşturma dosyamın ben nezaretteyken hazırlandığı ortada. Tutuklanmam için alelacele bir dosya oluşturulmuştur. Söz konusu videodan Erdoğan ailesi rahatsız olmamış, iddia makamı rahatsız olmuştur. İddianamede ‘muhtemel’ gibi ifadeler yer alıyor. Ben bu nedenle 75 gündür cezaevindeyim. Haberimin arkasındayım. İddianamede gerçekler alenen perdeleniyor. TCK 217/A kapsamında yöneltilen tüm suçlamaları reddediyorum” ifadelerini kullandı.
Arı, savunmasında haberleri nedeniyle yargılandığını belirterek, daha önce ödül aldığı Yunus Emre Vakfı haberlerine de değindi.
“Size şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Yunus Emre Vakfı davasını siz yürüttünüz Sayın Hakim. Ben, izlediğim ve haberleştirdiğim dava nedeniyle bugün yargılanıyorum. Yunus Emre Vakfı’na ilişkin haberimle üç ayrı ödül aldım” dedi.
Savunmasının sonunda ise şu ifadeleri kullandı:
“Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullandım. Halkın çıkarları için gazetecilik yaptım. Çok fazla tehdit edildim ama halk için gazetecilik yapmaya devam ettim. Tutuklanınca insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Tutukluluğuma itiraz etmek için çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Ben tertemiz gazetecilik yaptım, bu yüzden cezalandırıldım. Bana yapılan eziyeti sağır sultan duydu, yargı organları duymadı. Gazetecilik suç değildir. Derhal beraatimi talep ediyorum.”
Savcılık Tutukluluğun Sürmesini Talep Etti
Savunmaların tamamlanmasının ardından Cumhuriyet Savcısı mütalaasını sundu. Savcı, soruşturma kapsamında tüm delillerin henüz toplanmadığını ve kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu belirterek tutukluluk halinin devamını istedi.
Buna karşı çıkan Arı'nın avukatı ise, “Müvekkilim 75 gündür tutuklu. Bu süre zarfında neden deliller toplanmadı?” diyerek itirazda bulundu.
Mahkeme heyeti, Arı'nın sabit ikametgah sahibi olması ve mevcut aşamada delilleri karartma ihtimalinin bulunmaması gerekçeleriyle tahliyesine hükmetti.
Duruşmaya Yoğun İlgi
Duruşma öncesinde adliye önünde yapılan açıklamalarda gazetecinin serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Çok sayıda siyasi parti temsilcisi, sendika yöneticisi, milletvekili, gazeteci ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi duruşmayı takip etti.
Mahkeme salonunun yetersiz kalması nedeniyle izleyicilerin önemli bir bölümü dışarıda beklemek zorunda kaldı. Avukatların talebi üzerine duruşma daha büyük bir salona alındı.
İsmail Arı'nın salona getirilmesi sırasında izleyiciler alkışlarla destek verdi. Bazı katılımcılar slogan niteliğinde ifadeler kullanırken, mahkeme hakimi duruşmanın başlayabilmesi için alkışların sona ermesini bekledi ve salondakileri düzen konusunda uyardı.
TCK 217/A Tartışması
Duruşmada söz alan Arı'nın avukatlarından Kerem Altıparmak, Anayasa Mahkemesi kararlarına atıfta bulunarak ifade özgürlüğünün baskı altında olduğunu savundu. Altıparmak, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen TCK 217/A maddesinin uygulamada gazetecilere karşı kullanıldığını ileri sürerek dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.
Cumhuriyet Savcısı ise mevcut aşamada somut norm denetimi yapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını belirterek talebin reddedilmesini istedi.
Mahkeme, tahliye kararının ardından davanın görülmesine devam edilmesine hükmederek duruşmayı 9 Ekim 2026 tarihine bıraktı.





