CHP'yi Amerikancılıkla suçlayanlar bu ziyareti hatırlıyor mu?

CHP'yi İsmet İnönü'nün ABD ziyareti üzerinden eleştirneler, Celal Bayar'ın 1954'te 2 ay süren ABD ziyaretini hatırlamıyor mu?

CHP'yi Amerikancılıkla suçlayanlar bu ziyareti hatırlıyor mu?

CHP'yi İsmet İnönü'nün ABD ziyareti üzerinden eleştirneler, Celal Bayar'ın 1954'te 2 ay süren ABD ziyaretini hatırlamıyor mu?

10 Ekim 2018 Çarşamba 11:12
CHP'yi Amerikancılıkla suçlayanlar bu ziyareti hatırlıyor mu?

Ekonomi batarken, iyimser çığlıklar atarak çöküşü kabullenmek istemeyenlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanlarına bir takım görsellerle yüklenmeye çalıştığı şu günlerde, her fırsatta arkasına sığınılan duvarları tekrara gözden geçirmeleri gerekiyor. Şayet tarihten dersler çıkartılacaksa, 1947’de CHP hükümeti iktidardayken alınmaya başlanan Marshall yardımının, 1950 sonrası seyrine ve Amerikan yakınlaşmasının boyutlarına dikkat çekmek gerekiyor. Bu vesile ile bir başka eski Cumhurbaşkanı’na Bayar’ın 1954 Amerika ziyaretine göz atmakta fayda var.

1954 ABD’ye giden Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Ocak ve Mart aylarını kapsayan ve toplamda iki aya yayılan ziyareti sırasında, dönemin ABD başkanı Dwight D. Eisenhower ve ileri gelen Amerikan bürokratları ile temaslarda bulunuyordu. Bir Türk Cumhurbaşkanı’nın ilk kez gerçekleştirdiği ziyaret, resmi temastan daha çok bir dostluk ve ittifak gösterisi gibidir. Bayar’ın ziyaret ettiği fabrikalar, üretim tesisleri, TV Stüdyoları, üniversiteler ve çeşitli dernekler dışında Amerikan Başkanı Eisenhower’le yakın ilişkisi gözden kaçmamıştır. Zira 1947-1951 yılları arasında alınmaya başlayan Marshall yardımı benzeri bir ekonomik desteğe dayanarak, güçlü mesajlarla iktidara gelen Demokrat Parti’nin, gücüne güç katması ve mevcut yapıyı sürdürmesi yeni desteklere bağlıdır. Cumhurbaşkanı Bayar ve Adnan Menderes’in Meclis’e danışmadan ani bir oldu bitti ile girdikleri Kore Savaşı’ndan Türkiye başarıyla çıkmış, böylece hem Sovyet bloğuna sırt çevrilmiş hem de Amerikan yakınlaşmasının meyvelerini toplama vakti gelmiştir. Seyahati, New York Times başta olmak üzere sayısız gazete manşetlerine taşıdı. Gazeteler “Siperdeki Adam” (New York Times), “Sağlam Dost ve Müttefik” (New York Daily Mirror), “Kardeş Hoş Geldin” (Pittsburg Press) gibi başlıklar atılar.

DİYANET FETVASIYLA KOMÜNİZME KARŞI ABD İLE AYNI TAKIMDA

Bayar’ın Washington’u ziyaret günü “Cumhurbaşkanı ve Bayan Bayar Günü” ilan edildi. Aynı gün gazeteler Türkiye’ye sağlanacak yeni Amerikan yardımının 75 milyon dolara çıkacağını da bildirdi. Amerikan Başkanı Eisenhower tarafından Beyaz Saray’da yakasına Liyakat Nişanı takılan Bayar’ın sonraki durağı, George Washington’un kabri oldu. Amerikan Kongresi’nde özel bir konuşma yapan Bayar’ın en çok alkış alan cümlesi ise “Memleketimin yardımlarınızı, hiç değilse, en iyi kullanmış olan devletlerden biri olduğunu tereddütsüz söyleyebilirim.” olmuştur. Bu mesaj gizliden gizliye bir sadakat içermektedir. Ama bu sadakat ekonomik ilişkiler çerçevesinde gerekeni yaparız, demektir. Türk heyetini ağırlayan resmi makamların konuşmalarında ve Bayar’ın Eyalet ve Federal Meclis’te yaptığı konuşmalarda sık sık, ABD müttefikliği ve ortak kazanımların altı çizildi. Hatta Cleveland şehri Amerikan futbolu yıldızlarından Otto Graham, tüm takım oyuncularının imzaladığı bir topu Bayar’a hediye ederken, “Komünizm karşısındaki kuvvetli mücadelenize devam ederseniz, ne zaman isterseniz takımımızda oynayabilirsiniz” demeyi ihmal etmemiştir. ABD destekli kredileri hızla ülkesine kazandırmak isteyen Türkiye Cumhurbaşkanı’nın gülümseyerek cevapladığı bu tip sohbetler, iki ay boyunca artarak devam etti. Oysa Kore Savaşı’ndan ilk şehit haberleri geldiğinde, kendi topraklarını savunmak yerine, bir başka ülkenin çıkarlarını korumak adına yurt dışında ölen askerlerin, Allah yolunda şehit sayılacağına dair Diyanet İşleri Başkanlığı açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Açıklamada İslam’da komünizme yer olmadığına, savaşın inananlar ve inanmayanlar arasında geçtiği söylenmişti. Komünistler inançsızdı ve yok edilmeleri gerekliydi. Belli ki Bayar uzak harp meydanlarına asker göndererek hem milli hem dini bir duruş sergiliyordu. Öyle ki Amerikan futbol takımında yeri de hazırdı… Bu arada iktidara gelmeden önce henüz Demokrat Parti lideriyken Bayar’ın işçilere söz verdiği grev hakkı, bir türlü yasalaşmamış, kapatılan sendikalardan yükselen seslerin sahipleri, komünistlikle itham edilmiştir.

Bayar’ın bu ziyaret sırasında sonradan programına eklediği iki durak ise 31 Ocak’ta ziyaret ettiği ABD Yahudi Komitesi ve 14 Şubat Ermeni Amerikan Ulusal Konseyi’dir. Her iki davette de olumlu ve birleştirici mesajlar veren Bayar, 31 Ocak’ta, Amerika Ortodoks Kilisesi Baş Metropoliti Mihail’le yan yana gelerek Türk Yunan dostluğuna dair olumlu mesajlar verdi. Oysa 25 Ocak’ta Bayar’la yedikleri içtikleri ayrı düşmeyen Başbakan Menderes, Sözde dostluk prensibine uyarak Kıbrıs meselesi konusunda Yunanistan’a taviz verilmeyeceğini söylemekteydi. Demokrat Parti lideri Başbakan Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın idama mahkum edildiği Yassıada Duruşmalarının çok sayıda suçlamalarından birinin Yahudi ve Ermeni Türk vatandaşlarının büyük zarar gördükleri 6-7 Eylül 1955 olayları olması, bu ziyarette gösterilen yakınlaşmaların samimiyetini sorgulamamamıza neden oluyor.

Cumhurbaşkanı Celal Bayar yoğun gündemi ve temaslarına rağmen programına New York’ta bulunan NBC stüdyolarını ekliyor, haber merkezindeki kameralar ve stüdyo malzemeleri arasında poz veriyordu. Bayar’ın birkaç gün sonraki durağı Hollywood Universal film stüdyolarıydı. Cumhurbaşkanı, kaçakçı rolündeki oyunculara iyi nişancı olduğunu söyleyip birkaç silah denedi. Ziyaret sırasında New York Birleşmiş Milletler Merkezi başta olmak üzere gidilen bölgelerde devlet yetkilileri hep bir ağızdan Kore Savaşı’nda destan yazan kahraman ordumuzu överek, komünizme karşı birlik ve beraberlik mesajları verdiler. Amerikan Kongresi’nde bir konuşma yapan Bayar’ın “Türkiye evlatlarını uzak harp meydanlarına göndermek azmini gösteren memleketlerle beraber hareket etmekte bir an olsun tereddüt etmedi.” sözleri büyük alkış almıştır. Bayar ziyareti sırasında Kore Savaşı üzerinden komünizme meydan okuyan sözleri sürekli dillendirmesi, Amerikan basının da daha fazla yer bulmasına da neden oluyordu.

YERLİ UÇAK SANAYİ ABD İÇİN YOK EDİLDİ

Amerika ziyareti sırasında Celal Bayar, Texas Eyalet Salonunda yanına gelen 40 Türk pilotuyla kısa bir görüşme gerçekleştirdi. Bu pilotlar Birleşik Amerika Karşılıklı Güvenlik Yardımlaşması programı kapsamında Türkiye’den staja gönderilen havacılardı. Bu gezi kapsamında Bayar, F-84 jet uçaklarını yerinde inceledi ve özel pilot başlığını denedi. Bu dönemde alınan, F-84’ler Türkiye’nin ilk jet uçakları arasındadır. Bu uçakların üretimine 1946’da başlanmış, imalatı 1953’te durdurulmuştur. Havacılık sanayimizin bitirildiği 1950’li yıllarda ABD tarafından kısmen hibe edilen bu eski uçaklar, daha sonra 1964’te Kıbrıs’a çıkartma yapmak istediğimizde, “Benim malımla Kıbrıs’ı koruyamazsın” diyen ABD tarafından engellenmemize neden olmuştur. Bu noktada meşhur ABD Başkanı Johnson’ın mektubunu hatırlamakta fayda var. Türkiye Kıbrıs’ta yitirilen vatandaşlarını izlemek ve dünya kamuoyunda destek aramak dışında eli kolu bağlı bir şey yapamazken, yerli uçak sanayiini bitirmenin ağır bedelini ödüyordu. Oysa Kıbrıs açıklarında, İncirlik üssünden kalkan Amerikan uçakları Akdeniz’de bir boydan bir boya salınarak uçmaktaydı.

İSTANBUL'DA BİR KÜÇÜK AMERİKA

Cumhurbaşkanı Bayar 1954, Amerika ziyareti sırasında dünyanın en büyük oteli Conrad Hilton’da kalmış ve otelin 3.000 yatak kapasitesi karşısında hayrete düşmüştür. Mr. Hilton ile görüşen Bayar, Hilton ile hükümetin İstanbul’da Boğaz’a nazır 300 odalık bir otel için 20 senelik bir anlaşma yapmasını da sağlamıştır. Gerçi otelin yapımına tanınmış Amerikalı mimarlar tarafından 1952’de başlanmıştır. Dolayısıyla bu ziyaret otele gerekli ruhsatın alınması noktasında da hızlandırılmış bir sonuç doğurmuştur. 1955 Haziran ayında İstanbul’da büyük bir açılış gerçekleştiren Hilton’un, açılışına getirilen Hollywood yıldızları Sonja Henie, Ann Miller, Diana Lynn, Mona Freeman, Elaine Shepard, Türk sinema takipçileri açısından, ulaşılamaz görülen bir hayalin temsilcileridir. Amerikan starlarının öpücüklerinin açık artırmayla satıldığı bu açılışa Fahrettin Kerim Gökay ev sahipliği yapıyordu. ABD Başkonsolosu diğer ev sahibiydi ve Hilton, “Küçük Amerika olma” idealinin simgesel doruk noktasıydı. 1950’lerde Hilton’a girmek, Küçük Amerika Kulübüne girmek demekti. “İstanbul’un sekizinci tepesi” olarak anılmaya başlanan otel, sahibi Conrad Hilton’a fahri hemşerilik ünvanı da kazandırırken, Amerikan yaşam tarzı ve ideallerini de biz kazanmış oluyorduk.

TREN YOLLARI DURDURULDU ABD'Lİ PETROL ŞİRKETLERİ TÜRKİYE'YE ÜŞÜŞTÜ

Ziyaret sonrası sağlanan ekonomik yardım ve hibeler amaca ulaşıldığını göstermektedir. Zira birkaç ay sonra yapılan genel seçimleri Demokrat Parti %57 oy olarak kazanmıştır. 23 Haziran 1954’te ABD mallarının, gümrük denetiminden geçmeden, vergisiz şekilde girmesini ön gören anlaşma sonrası yine bu ülkeyle 12 Kasım 1956’da imzalanan tarım anlaşması takip etti. Aralık 1954’te Amerikan’ın kullanımına açılan İncirlik Üssü kadar tartışmalı bir diğer güvenlik meselesi de 18 Ocak 1954’te Demokrat Parti ve Cumhurbaşkanı Bayar tarafından kabul edilen Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu’dur. Madencilik ve Petrol sahalarımızın yabancılara açıldığı bu dönemde, kapıdan ilk giren yatırımcılar Amerikalı şirketler oldu. Yasa, Amerikalı Petrol Uzmanı Max Ball danışmanlığı ve yönlendirmeleriyle hazırlandı. Zira bu kanunun çıkarılmasından hemen sonra, Bayar ABD’ye yaptığı ziyaret kapsamında 10-13 Şubat tarihlerinde Los Angeles, Texas ve Las Vegas’ta bulunan maden ve petrol tesislerini ziyaret etmiş, incelikli teknikleri yerinde inceleyerek, bu teknolojiyi Türkiye’de görmek istediğini belirtmiştir. Başbakan Adnan Menderes’in yeni şehir meydanları oluşturup, raylı taşımayı kaldırarak, geniş yollarla İstanbul’u ihya ettiği bu günlerde, Amerikan arabalarının sokaklarımızda gezmeye başladı. Osmanlı’nın son, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde ağırlık verilen raylı ulaşım ve tren yolları 1950’lerde, ihmal edilmiş, adeta yok edilmiştir. Tarım ülkesi olma yolunda, henüz büyümekte olan sanayisini de kendi eliyle yok eden Türkiye’de dönemin en çok kazananları ise Amerikan merkezli benzin istasyonları olmuştur. Günümüzde hala Türkiye’de varlığını sürdüren büyük petrol firmaları bu dönemde memleketin her köşesinde petrol arama çalışmaları için ruhsat aldılar.

1 GECEDE 3 KAT ARTAN DOLAR

1950 ve 1954 zaferlerine rağmen, yabancı desteklerle elde edilen yapay ekonomik yükselmenin, reel gerilemesi ve ABD’nin yüz çevirmesi DP oylarının hızla düştüğü 1957 seçimleri sonrasında oldu. 1958’e gelindiğinde tam olarak bir IMF kıskacında kendini bulan Türkiye, bir gece içerisinde doların 2,8 liradan 9 liraya fırladığını gördü. 27 Mayıs 1960 darbesine doğru ipler hızla gerilirken Cumhurbaşkanı Bayar’ın sessiz kaldığı, iktidar sahibi Başbakan Adnan Menderes’le muhalefet lideri İsmet İnönü arasındaki sözlü çatışma, sokaklara yansıyan fiili çatışmalara dönüyor, Türkiye adeta yangın yeri halini alıyordu. Bir gecede çıkartılan kararlarla, artık meydanlara çıkması dahi yasaklanan ve muhalifler tarafından tartaklanmalara maruz kalan İkinci Cumhurbaşkanı ve muhalefet lideri İsmet İnönü, meclis kürsüsünden haykırıyordu “Böyle giderseniz sizi ben bile kurtaramam”…

Son Güncelleme: 10.10.2018 13:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.