Forum: Yılmaz BOZKURT yazdı | 100. Yılında ,Sarı Saçlım Mavi Gözlüm Bir Daha Gel Samsun ‘dan…

Yılmaz BOZKURT

19 Mayıs 1919 derelerin nehirlere katılıp,işgalcileri boğduğu ve sonunda denize ulaştığı tarihtir.19 Mayıs 1919 Anadolu’daki “Çoban Ateşleri”nin yangına dönüşüp işgalcileri yaktığı tarihtir.19 Mayıs 1071’den bu yana Türk Yurdu olan Anadolu’nun uğradığı ikinci işgalin (İlki 1243 Kösedağ savaşı’ndan sonra başlayan Moğal İşgali dönemidir)”Ya istiklâl ,Ya ölüm” parolasıyla yola çıkanların çabalarıyla sonlandırıldığı sürecin başlangıcıdır.

19 Mayıs 1919 bir liderin kendine inanmış ve güvenmiş bir halkla birlikte neler yapılabileceğinin tüm dünyaya gösterildiği bir tarihtir.19 Mayıs 1919 “Ulusal bağımsızlık ve “ Ulusal Egemenlik “ kavramlarının temellerinin atıldığı tarihtir. 19 Mayıs 1919 sömürge altındaki halkalara örnek olmuş bir hareketin başlangıcıdır.

Bu yazımda 100.yılında ,Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basıp Milli Mücadeleyi başlattığı 19 Mayıs 1919’a giden süreci kısaca  dile getirmeye çalıştım.

19 MAYIS 1919’A GİDEN SÜREÇ

Mustafa Kemal Nutuk kitabının ilk cümlesine 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktım diye başlar. 19 Mayıs Türk Kurtuluş Savaşı’nın meşalesinin ateşlendiği gündür.Ama bu meşaleyi yakma çabaları altıbuçuk ay öncesinde Adana’da başlar. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığını, Sadrazam ve Genelkurmay Başkanı Ahmet İzzet Paşa’nın 31 Ekim 1918 tarihli telgrafıyla öğrenen Mustafa Kemal, antlaşmanın metnini ise 3 Kasım 1918’de görmüştür.

Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra Osmanlı Hükümeti 25 maddelik antlaşma hakkındaki düşüncelerini komutanlara sormuş ve antlaşmanın reddedilmesini isteyen tek komutan Mustafa Kemal olmuştur.

31 Ekim 1918 tarihinde Alman Generali Liman Von Sanders Paşa’dan Yıldırım Orduları Grup komutanlığını devralan Mustafa Kemal’e Alman General devir teslim töreni sırasında “Bizim için her şey bitti!” deyince Atatürk, “Savaş müttefikler için bitmiş olabilir, fakat bizi ilgilendiren savaş, istiklal savaşımız şimdi başlıyor!” diyerek karşılık vermesi,bu savaşı kafasında altıbuçuk ay önce kurguladığının göstergesidir.

Mustafa Kemal, daha 4 Kasım 1918’de “Milletin kendi haklarını kendisinin araması ve müdafaa etmesinden” söz etmektedir ki, bunun iki anlamı vardır: Birincisi, işgallere karşı halkı harekete geçirmek, yani Kuvayı Milliye’yi başlatmak, İkincisi de saltanatı yıkarak yerine ulusal egemenliğe dayalı bir düzen kurmaktır.Kurtuluş Savaşı’mızın  “Ulusal bağımsızlık “ ve  “Ulusal Egemenlik “ temellerine dayanması da O’nun bu görüşünü doğrulamaktadır.

İşgallere karşı direniş başlatmak bir takım önlemler alır. Bunlardan ilki ,Adana’da 5 Kasım 1918 tarihinde Muradiye Oteli’nin büyük salonunda Adanalılar tarafından verilen bir akşam yemeğinde yaptığı konuşmada: “Bu memleketin kurtulacağını, henüz ümitlerin sönmediğini, bunun için mücadele edeceğini, Türk milletinin ve ordusunun kendi vatanını ve istiklalini koruyabileceğini dile getirmek olur.

İkincisi de  6 Kasım 1918 tarihinde Ali Fuat Cebesoy ile “Adana Mülakatı”nı düzenlemek olur.Burada Ali Fuat Paşa’nın başında yer aldığı 20.Kolordu’nun dağıtılmaması,Mondros Ateşkes Antlaşması’na göre terhis edilecek Osmanlı ordusundaki erlerin ve silahların jandarmaya kaydırılması,halka silah dağıtılıp direniş birlikleri oluşturulması kararları alınmıştır.Böylece İskenderun’dan başlayıp Maraş ve Antep’e kadar ulaşacak direniş örgütlenmeye çalışılır ve silahlar dağıtılır.Bu silahlar Maraş ve Antep direnişinde çok işe yaramıştır.

Bunun dışında Mustafa Kemal, Adana’da bir hafta boyunca yaptığı görüşmeler sonrasında “direniş” düşüncesini benimseyen kişileri 8 Kasım 1918’de Şakir Paşa’daki Aliye Hanım’ın (Yerdelen) evinde toplantıya çağırmıştır. Atatürk’ün yöre eşrafıyla yaptığı bu toplantı Kurtuluş Savaşı’nın ilk somut adımlarından biridir.

Ayrıca Kurtuluş Savaşı’nın ilk silahlı direnişinin 19 Aralık 1918’de Dörtyol’un Karakese Köyü’nde işgalci Fransızlara karşı başlaması bu çalışmaların sonuç verdiğinin göstergesidir.

7 Kasım 1918 tarihinde Yıldırım Orduları grup Komutanlığı lağvedilir ve Mustafa Kemal İstanbul’a çağrılır.Mustafa Kemal 13 Kasım 1918 tarihinde  İstanbul’a gelir.

”MUSTAFA KEMAL’İ SAMSUN’A İNGİLİZLER YOLLADI” YALANI

Mustafa Kemal karşıtlarının uydurdukları  yalanlardan bazıları,” Mustafa Kemal, İngiliz ajanıymış, Mustafa Kemal’i vize vererek Samsun’a İngilizler yollamışmış” yalanıdır. El insaf bu kadar da desteksiz atılmaz. Mustafa Kemal’i Samsun’a 9. ordu müfettişi olarak gönderen kim? Padişah Vahdettin. O zaman, Padişah Vahdettin’de mi İngiliz ajanı?

30 Ekim 1918 tarihinde, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasıyla, Osmanlı Devleti için işgal süreci başlamış, ülke toprakları itilaf devletlerinin işgaline uğramıştı. Yetmiş iki parçalık İtilaf Devletleri donanması, savaş zamanı aşamadıkları Çanakkale Boğazı’nı aşıp, 13 Kasım 1918’de İstanbul Limanı’na demirlemişlerdi. Tarihin garip bir cilvesi, Mustafa Kemal’de aynı gün İstanbul’a gelmiş ve yaverine: ‘’ Geldikleri gibi giderler ‘’ sözünü söyler.Nitekim bu söz beş yıl sonra verilen onca mücadele sonunda gerçeğe dönüşür.

KURTULUŞ SAVAŞI’NIN GİZLERİ

Kurtuluş Savaşı’nın gizleri Mustafa Kemal’in İstanbul’da kaldığı 13 Kasım 1918 – 16 Mayıs 1919 tarihleri arasında saklıdır. Bu süreçte, Mustafa Kemal İstanbul’da sürekli arayışlar içinde olmuştur.

Hükümetten ve Padişah’tan ümidini kesen Mustafa Kemal, işleri toparlamak için Harbiye Nezareti görevini istemiş, bu isteği kabul edilmemiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal, ihtilal de dahil olmak üzere çözüm yolları aramış ve bu doğrultuda toplantılar yapmıştır. Son çare olarak Gebze Kocaeli üzerinden Anadolu’ya geçip Milli Mücadeleyi başlatmayı düşünmüş ve bu konuda Yenibahçeli Şükrü’den yolun güvenliğini sağlamasını istemiştir.

Mustafa Kemal’in bu çalışmaları doğal olarak  İngiliz istihbaratının da dikkatinden kaçmamıştır. Şişli’de annesi ve kız kardeşiyle kaldığı ev iki kez itilaf devletleri askerleri tarafından didik didik aranmıştır.

OSMANLI DERİN DEVLETİ

Kurtuluş Savaşı’nın arkasında çoğunluğunu, birbirlerini harp okulundan beri tanıyan üst düzey subayların oluşturduğu ‘’ Osmanlı Derin Devleti ‘’ yapılanması yatmaktadır. Bu yapılanma Kurtuluş mücadelesi için Anadolu’ya geçme ve mücadeleyi başlatma kararı almıştır. Bu kararlar doğrultusunda, önce Kazım Karabekir(Erzurum), daha sonra da Ali Fuat Paşa (Ankara) Anadolu’ya geçmişlerdir.

PONTUSÇU RUMLARIN KURTULUŞ MÜCADELESİNE KATKILARI!

Doğu Karadeniz’in Ruslar tarafından işgal edilmesiyle, bölgede, Pontus Rum Devleti kurmak isteyen Rumlar, Türkleri bölgeden, kaçırmak için şiddet hareketlerine başvurmuşlardı. Ama kaçmanın aksine, bölgedeki Türkler bunlara karşılık verince kargaşa yaşanmış ve bu kargaşa’dan rahatsız olan İngilizler, 21Nisan 1919 tarihinde Amiral Calthorpe aracılığıyla, Osmanlı Hükümeti’ne bir nota verirler. Samsun yöresinde yaşanan kargaşanın derhal giderilmesi, aksi takdirde Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesini devreye sokarak bölgeyi işgal edeceklerini söyleyince, Osmanlı Hükümeti telaşa düşer.

NEDEN MUSTAFA KEMAL?

Bu kadar önemli bir görevin üstesinden gelebilecek yeterlilikte olan subayı belirlemek için yapılan çalışmada, Mustafa Kemal adı öne çıkar. İyi de onca işsiz Osmanlı subayı içinden Samsun’a gönderilmek için neden Mustafa Kemal tercih edilmiştir? Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

1-Geçmişinin başarılarla dolu olmasından dolayı, böyle zorlu bir görevin üstesinden gelebilecek yeterlilikte olması,

2-İttihatçı ve Alman yanlısı olmaması ki bu ingilizler tarafından tercih edilmesinin ve sorun çıkarılmamasının en büyük nedenidir,

3-İstanbul’da bir takım işler çevirdiğinden, sakıncalı olması ve suyun gözü olarak adlandırdıkları istanbul’dan uzaklaştırmak istemeleri.

4- Padişahın yaveri olması.

Padişah Vahdettin’in veliahtlığı döneminde Vahdettin’in yaveri olarak birlikte Almanya gezisine çıktıklarında Vahdettin Mustafa Kemal’den çok etkilenmiş ve o’na sürekli ‘’ Benim namağlup kumandanım, Benim arslan yeleli paşam ‘’ diye hitap etmiştir. Bu konuda Samsun’a gitmeden padişah Vahdettin ile yaptığı görüşmede Padişah’ın masada duran tarih kitabını göstererek ’’Paşa , paşa şimdiye kadar yaptıkların bu kitaba girdi.ama asıl önemlisi bundan sonra yapacaklarındır.Vatanı kurtarabilirsin.‘’ deyince Mustafa Kemal çok şaşırmıştır.

SAMSUN YOLCULUĞU VE YOLCULUK SÜRECİ

İzmir’in 15 Mayıs’ta Yunanlılar tarafından işgali ve ardından başlayan katliam Mustafa Kemal’in Samsun yolculuğunu hızlandırmış ve daha önceden kararlaştırılan mürettebat sayısının neredeyse yarısıyla, 16 Mayıs 1919’da apar topar yola çıkılmıştır.

BANDIRMA VAPURU’NUN DURDURULUP ARANMASI

İsmail Hakkı Bey’in, kaptanlığında yola çıkan Bandırma Vapuru kız kulesi açıklarında, bir İngiliz Hücumbotu tarafından durdurulur ve didik didik aranır. Dönemin İngiliz istihbarat subayı olan ve ‘’işkenceci Bennet’’ olarak bilinen yüzbaşı John Bennet ile daha sonra 1970’lerin başlarında yapılan bir röportajda, o gün kesin bir şeylerin olduğunu sezdiğini karargah ile de görüştüğünü belirtir, ama ‘’bütün izinler tam olarak alındığı için izin vermek zorunda kaldım ‘’der.

Bu durum Mustafa Kemal karşıtları tarafından, Mustafa Kemal’e Samsun’a çıkış vizesini İngilizler verdi suçlamasının yapılmasına dayanak oluşturur. İşgal döneminde Muğla’dan İzmir’e bile, İtalyan vizesiyle gidildiğini unutmayalım.

İNGİLİZ İSTİHBARATI MUSTAFA KEMAL’DEN ŞÜPHELENMİŞ

İngiliz istihbaratının gözünden Mustafa Kemal’in yaptığı çalışmalar kaçmamıştır. Bu doğrultuda Londra’ya gönderilen rapor, geç gönderildiği için hemen cevap gelmemiş ve Padişahın yaveri olmasından ve padişahın ve hükümetin bilgisi ve emri üzerine gitmesinden dolayı, Bandırma Vapuru’nun yoluna devam etmesine izin verilmiştir.

Nitekim 16 Mayıs’ta başlayan Samsun yolculuğu 19 Mayıs’ta Bandırma vapuru’nun Samsun’a ulaşmasıyla Kurtuluş Savaşı’nın önce örgütlenme ,daha sonra da silahlı direniş dönemi (önce Kuvay-ı Milliye ,sonra düzenli orduyla) başlamıştır.

Ateş çemberiyle çevrili olduğumuz bu coğrafyada sana çok ihtiyacımız var .Onun için 100.Yılında sarı saçlım mavi gözlüm  bir daha gel, gel Samsun’dan …