Yıldız Tilbe geçtiğimiz haftalarda evrim teorisi ile ilgili merakla beklenen görüşlerini(!) açıkladı ve şöyle dedi: “Darwin yaşasaydı evrimi red ederdi, onun zamanında bilim bu kadar ilerde değildi ne bilsin zavallı.. Allah’ın yarattığı tek bir şeyi evirin de görelim. Sebzeyi meyveyi evirdiniz samana çevirdiniz, hiç bir şeyin eski tadı kalmadı nerdeyse.” Başta antropoloji olmak üzere, biyoloji, zooloji, tarih ve arkeoloji gibi nice çalışma alanının ortaklaşa hareket ederek bilgi üretmeye çalıştığı bir alanı Yıldız Tilbe işte böyle iki çift sözle yerle yeksan etmesini bildi; muazzam iş doğrusu! Nereden geliyor peki bu cesaret? Elbette dönemin ruhundan. İktidar ve bağlıları evrim teorisi çalışmalarına en küçük destek vermeyip, evrim düşüncesini şeytanlaştırır ve hatta müfredattan çıkarırsa olacağı bu.

İnsanı, canlılığı ve hatta kainatı anlamak, bilgi edinmek ve buradan geleceğe dönük çıkarımlar gerçekleştirmek için kıymeti sorgulanamayacak bir gerçekliği, evrimi böylesine cahilce sözlerle eleştirmek şüphesiz siyasal iktidarın politikalarından ve onun yarattığı düşünsel iklimden bağımsız gerçekleşemez. Çünkü bu iklimde evrim, din ve inanç karşıtlarına saldırarak oradan kendine taraftar toplama, rant devşirme alanın adı olmuştur. Burada mesele evrim teorisinin bilimsel anlamda eleştirisi değildir. Mesele evrimi eleştirerek bir biçimde bağnaz mahalleye şirin gözükme, hiç olmazsa onlara bir selam göndermedir.

Oysa siz mevcut durumunuzu koruyarak, örneğin dindar iseniz dindarlığınıza da sahip çıkarak herhangi bir görüş ya da teoriyi eleştirebilir konu ile ilgili görüşlerinizi dile getirebilirsiniz. Nitekim Prof.Dr. Sinan Canan’ın evrim teorisi ile ilgili görüşleri bu duruma en iyi örnektir: “Evrim teori değil açık bir gerçektir. Tabiata bakınca gördüğünüz tek açıklamadır; teoriler onu açıklama çalışmalarıdır. Evrim gerçek, teoriler tartışmalıdır. Evrimin alternatifi ikinci bir fenomen yoktur! Evrim teorilerinin ateistik argümanlarına karşı gelmekle evrim gerçeğini reddetmeyi ayırt etmeyi öğrenmeliyiz. Ben bir Müslümanım ve Allah'ın evrim ile yarattığını kesin olarak biliyorum. Bu işin dinle ilgisi, elektromanyetizmanınki kadardır. Müslüman bilmediği konuda konuşmaz; tabiatın kendisinin bizzat en büyük ayetler dizgesi olduğunu bilir ve oraya bakmadan yahut bakanlara sormadan ahkâm kesmez. Bilim doğaya bakmanın en iyi aracıdır. Bilimden ayrılmayınız.” Ne değerli bir söz değil mi; “bilimden ayrılmayınız.” Dileriz Yıldız Tilbe’de nasiplenir bu sözden.

AKİT ve DİN söylemi.

İletişim, muhataplar arasındaki en önemli köprüdür. Bu köprü baştan yıkıldığı anda söylenecek hiçbir söz, verilecek hiçbir mesaj doğru düzgün amacına ulaşamayacaktır. Pek tabi olarak taraflar karşılıklı olarak anlaşamayabilir, iddiaları ve savları farklı dünyalara farklı ideallere çağrı yapabilir. Buna karşın o farklılıklar birbirlerine saygıyla seslendiği oranda, kendi saygınlığını da muhafaza edebilecek, bir arada yaşayabilmenin erdemini taşıyabilecektir.

Din ve inançlar kadim tarihinin en eski olgularından biridir. Bugün de gerek kitle sayısı, gerekse de etkisi ile dinin toplum yerindeki yeri yadsınmayacak kadar ortadadır. Bununla birlikte din ancak “imani” ve “kalbi” olarak insana seslenebilir, dünya ile ilişkisini böyle kurabilir. Nitekim “kutsal kitaplar”ı incelediğimizde orada ne fizik, ne kimya ne bilimsel bilgilerle karşılaşabiliriz. Onun için din/inanç dediğimizde, yanımızda bulduğumuz ağırlıkla insanın kalbi alanı, onun sonsuzlukla kurduğu gönül bağıdır.

AKİT gazetesi, memleketimizin en hırçın, manşetleri ve haber dili itibariyle dini yüzü en soğuk, insana en uzak gazetedir dersek mübalağa etmiş olmayız sanırım. Savunduğu görüşleri en ağır tonda insanın üzerine boca eden, alternatif dini söylemleri yok sayıp, hakikati tekelleştiren bu gazete tabiri caizse ortalığı kasıp kavurmakta, aklına ne eserse dilini hiç esirgemeden konuşmaktadır. Oysa din tarihi, zorbalığın, totaliter söylemlerin, dikta ruhunun acımasız sayfaları ile doludur ve insanlık bundan çok çekmiştir. Dahası bu yolun rotası kana, gözyaşına baskı ve zulme çıkmaktadır; buradan insana ulaşmak mümkün değildir.

Çok doğal olarak dini yorumlar ayrışabilir; edinilen kaynağa göre başka bir din tasavvuru sahiplenilebilir. Lakin bu yorum ve tasavvur, sizin de dışınıza taşarak diğer insanlara hükmetmeye, onları da sizin gibi düşünüp, sizin gibi inanmaya zorluyorsa burada “inanma” hali manasını kaybeder. AKİT de bu “manasızlık” içinde “asi” bir gruba yaslanarak din öğretmeye çalışan bir yayın organı ve yazık ki yalnız da değil!

Cılgaya Düşen Söz

“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."

Bertrand Russell

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.