Tüm dünya salgın altında. Okullar kapandı, çocuklar evde. Dışarı çıkamamak, dışarda birşeyler yapamamak evet sıkıntı ama bu dezavantajı avantaja çevirebilecek güç yine anne ve babalarda.

Bu yazıda ağırlıklı olarak hitap edeceğim yaş aralığı 4-12. Çünkü 12 yaşından büyük çocuklar bu durumu daha kolay ve net anlayabilirler. 12 yaşındaki bir çocuk okul öncesi dönemde boş vaktini nasıl dolduracağını öğrenebilir. Benim çocuğum bilmiyor diyen ebeveynler içinse fırsat ayağa geldi. Bu süreci değerlendirmelisiniz. Geç kalmadık demek ki diye düşünmeyin geç kalmışsınız. 15 yaşında bir çocuğunuz varsa ve size “üüüüfff sıkıldım ne yapacağım ben şimdi” diye geliyorsa kusura bakmayın geç kalmışsınız. Ancak tabi ki imkansız değil, öğrenebilir. Zararın neresinden dönsek kar diye düşünebileceğiniz bir dönemdesiniz sevgili ebeveynler.

Şimdi 4-12 yaş aralığında çocuğa sahip ebeveynler; önce çocuklarınızla beraber bir dünya haritası açıyorsunuz. Salgının çıkış yaptığı Wuhan kentini işaretliyorsunuz. Daha sonra bu virüsün görüldüğü 118 ülkeyi işaretliyorsunuz. Aradaki kilometreleri yazıyorsunuz. Çocuklara Wuhan’da çıkan virüsün nasıl bu kadar uzağa nasıl bu kadar hızla yayıldığını çok net bir şekilde anlatmış oluyorsunuz. Bunu yapmanız neden önemli? Kendiniz bile dehşete düşüyorsunuz, ben yaptım oradan biliyorum. Dışarı çıktığımızda bu kadar hızlı yayılan bir virüse şu an için dur diyemeyeceğimizi daha net anlatma şansınız yok. Çok tehlikeli bir virüs olduğunu da anlatın. “Ay bunlar küçücük çocuk ne gerek var” demeyin. Bir şeyleri gizlediğinizi anladıklarında daha fazla kaygılanırlar. Yaş düzeyine göre bilgi verin. Konuşmak istemiyorsa kesinlikle konuşmayın, çocuğunuzun uygun olduğu zamanı bekleyin.

“Sen koronavirüs hakkında ne biliyorsun?” diye sorun önce. Çocuğunuzun bildiklerini öğrenin. Çünkü bu zamana kadar oyun oynadığını sandığınız çocuğunuz o esnada virüsle ilgili konuştuysanız hepsini kaydetti bunu unutmayın. Sizin karşılıklı konuşmamış olmanız birşeyler bilmediği anlamına gelmez. Sorun ve ne bildiğini öğrenin. Daha sonra şöyle bir konuşma yapabilirsiniz.

“Bu virüsün ortaya çıktığı yerde doktorlar ciddi bir hastalık olduğunu tespit ettiler. Bu konuda çalışmalara başladılar. Küçücük bir virüs grip gibi başlayan ama akciğerlerimize inen bir hastalığa sebep oluyordu. O kadar küçük bir virüs ki bu yüz binlercesi bir iğnenin ucuna sığabilir. İnanabiliyor musun o kadar küçük. Görmemiz mümkün değil. Bu virüs aynı zamanda gezmeyi çok seviyor. Bir hapşırmayla tam 2 metre ileriye gidebiliyor. Bu yüzden çok hızlı bulaşıyor. Bunun için kişisel temizliğimize ve hijyene dikkat etmemiz gerekiyor. Virüs ülkemize de geldi bu yüzden okullar kapandı. Çünkü uzmanlar virüsün kalabalık ve kapalı yerlerde daha hızlı yayıldığını tespit ettiler. Bir süre öğretmenlerini ve arkadaşlarını çok özleyeceksin. Bir süre anneanneni, babaanneni ve dedelerini de görmeyeceksin. Çünkü bu hastalıktan yaşı ileri olanlar daha çok etkileniyorlar. Görüşmememizin nedeni onları çok sevmemiz ve hastalanmalarını istemememiz. Dilediğin zaman özlediğin insanlarla görüntülü görüşebilirsin. Hiç merak etme; bilim insanları ve doktorlar bu hastalığın tedavisini bulmak için çok çalışıyorlar. Mümkün olan en kısa zamanda sevdiklerimize tekrar kavuşacağız. Bu süreyi de evde hep beraber geçireceğiz”

Süre belirsiz ve çocuklar evde sıkılıyorlar. Çocuklarla evde neler yapılır? Öncelikle rutininizi bozmadan hayatınıza devam etmeniz önemlidir. Bu bir tatil değil, çocuğun bunu bu şekilde düşünmemesi gerekir. Uyku saati okul zamanı gibi planlı gitmeli. Sabah kahvaltının ardından derslerinin başına oturmalı, bilgisayar sınırsız olmamalı. Evdeki herşeye çocukları dahil edebilirsiniz. 4 yaş ve sonrasındaki her çocuk sofra hazırlama, sofra toplama, yatak düzeltme, giysi katlama, giysi yerleştirme, toz alma, masa silme, oda toplama vb basit ev işlerini yapabilir. Kek, kurabiye, salata, sandviç hazırlayabilir. Gününüzü planlayın ve bozmayın. Haftaiçi sabah okul saatinde uyanın, üstünüzü değiştirin, kahvaltıyı yapıp dersin başına oturun. Dersler bitince de oyunlar başlasın. Ev işi dışında yapabileceğiniz çok fazla etkinlik var. Evdeki her ortamı oyun alanına her eşyayı materyale dönüştürebilirsiniz. Bir tencere ve kaşık bateriye dönüşürken, bir çarşaf, iki sandalye ve bir fener orta oyun sahnesine dönüşebilir. Evin koridoru yarış alanı, bütün odalar saklanmak için mekan olabilir. Akşamları ev kıyafetlerini çıkartıp, koltuğa araba muamelesi yapıp. Salonda yemeğe gidebilirsiniz. İsmine saloon veya roof katı derseniz daha afilli olur. Bu akşam da fix menü yiyin canım, çeşit çeşit menü olmayıversin. Salonu sinema salonu haline getirin. Işıkları kapatın, mısır patlatın, içeceğinizi hazırlayın. Biz bunu zaten yapıyoruz demeyin. Özel olarak giyinin, saçınızı başınızı yapın, makyaj yapın, gündüz çocuklarla bilet hazırlayın, filmin karakterlerini çizip, boyayabilirsiniz. Biletlerinizi gösterin hayali görevliye, geçip yerlerinize oturun ve sinemadaki gibi hiç konuşmayın. Ara verin 10 dakika, sonra tekrar başlatın. Balkonunuz varsa balkonunuzda yoksa ki olmayabilir bu ara çok revaçta olan, allengirli bir işe yaramayan Fransız balkonunuzda ya da pencereyi açıp bir cafeye gidebilirsiniz. Kurabiyeler yapın, aynı hamurdan farklı şekillerde bin beş yüz kurabiye yapabilirsiniz. Süt ve kurabiyeyi evinizin cafesinde yiyebilirsiniz pekala.

O kadar çok koşturuyoruz ki anlamadan. Bir çok kişinin aklından geçen bir sabah oluyor bir akşam, bir pazartesi oluyor bir Cuma oluyordu. Nerden mi biliyorum, ben de öyle düşünüyordum. Zaman acımasızca akıp gidiyor ve ben sadece koşturuyorum. Bu bir fırsat bize. Evimizde vakit geçirelim, çocuklarla vakit geçirelim, kendimizle vakit geçirelim.

Açıkçası iki haftadır benim hiç canım sıkılmadı. Canımın sıkıldığı tek şey, 2020 yılında insanların bir virüsten ölmesi. Ben küçükken bir çizgi film vardı pek severdim kendisini. Tek düğmeyle çantaya dönüşen uçan arabalar, düğmesine basınca sihirli cin gibi ekranı açılan kol saatleri, haplardan yiyecekler vs vs vardı. Hepsi 2020deydi. Baktığımızda insanlık bunları yapamadı 2020de ama ellerini nasıl yıkaması gerektiğini sanırım artık öğrendi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Eğer bir gün fikirlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçiniz” derken neyi anlatmak istemiştir herkesin artık anlaması gerekir. Bilim insanlığa her zaman gereklidir. Bunu yeterince anlasaydık şu an eller nasıl yıkanır diye öğrenmemize gerek kalmazdı.

Bu süreçte yapmamız gereken bir şey daha var. Sadece ülkemizde işleme konulan 65 yaş üstü insanların sokağa çıkma yasağı. Bu durum sanki bu insanlar hastalığı yayıyorlarmış gibi bir algı oluşturdu. Çocuklarımıza sevdiğimiz 65 yaş üstü insanların hastalanmalarını istemediğimiz için dışarı çıkmamaları gerektiğini, bizim onlar için risk oluşturduğumuzu anlatmamız gerekir. Yine bu süreçte sağlık çalışanlarının bizler için nasıl özverili çalıştıklarını, bizler evimizden çıkmazken onların en riskli ortamda çalıştıklarını anlatın çocuklarınıza. Bunları anlatın ki ilerde; “amca/teyze sana ceza kesmem lazım hişt pişt dışarıda ne arıyorsun? Diye höyküren, okumuşsun da ne olmuş diyerek (çünkü tıp okumak çok kolay, kendi belki de ilkokulu bitirememiş ama olsun) sağlık çalışanlarına saldıran homosapiens görünümlü canlılar olmasınlar.

Son 10 yıldaki savaşlarda 2 milyon çocuk öldü. 6 milyon çocuk sakat kaldı. 12 milyon çocuk evsiz, 1 milyondan fazla çocuk öksüz veya yetim kaldı. 10 milyon çocuk psikolojik sarsıntı geçirdi ve on binlerce çocuk tecavüz ve işkenceye uğradı. Bu virüs daha tehlikesiz bence, çocuklara dokunmuyor. Ancak çok tehlikeli dünya için çünkü kimsenin cüzdanına, kartvizitine, makamına, sosyal statüne bakmıyor. Adil bir virüs diyebilir miyiz?

Bir an önce normal hayatımıza dönmemizi umuyorum ve bütün yazıda anlattığım gibi evde çocuklarınızla vakit geçirin, inanın çok değerli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.